TL'ye Sembol Bulacağınıza, Memur Zammına Derman Bulun - Şebnem Özbek / Açık İstihbarat
<p> <span style="font-size: 14px"> <span style="line-height: 115%">Evet, bu çocuklar polise taş atmıştır. Evet, onlar PKK sempatizanıdır.<br /> <br /> <span style="font-weight: bold">Peki, onları zorla namaz kıldırarak, Türk bayrağı öptürerek veya tecavüze uğramalarına sessiz kalarak mı terör batağından kurtaracaksınız?</span><br /> <br /> Çocuk mahkûmların konduğu cezaevlerine “hapishane” değil de “ıslahevi” denmesinin bir nedeni olduğu hiç mi aklınıza gelmedi?<br /> <br /> <span style="font-weight: bold">Onları bu şekilde mi ıslah edeceksiniz? </span></span></span></p>
|
“Yetmez ama evetçiler”in sayesinde kabul olunan referandumla memurlara tanınan “Kamu görevlilerine toplu sözleşme” hakkının üzerinden 18 ay, toplu sözleşme ile ilgili kanun taslağının tartışıldığı üçlü danışma kurulu toplantılarının üzerinden 7 ay, bu taslağın bakanlar kuruluna gönderilmesinin üzerinden ise 4 ay geçti. 17 aydır kanun
hala yasallaşmadığı için AKP hükümeti sendika temsilcileriyle henüz
masaya dahi oturmadı. Şimdilerde kanun
teklifinin Mayıs ayına yetiştirilmeye çalışıldığından bahsediliyor.
Teklif yasallaştıktan sonra daha Cumhurbaşkanının onayına sunulacak ve
ardından resmi gazetede yayınlanacak. AKP’nin hiçbir kanun teklifine
olumsuz bakmayan bir Cumhurbaşkanı olduğu için bu işin kolay kısmı. Eminim o günler geldiğinde AKP iktidarı sanki bunca zaman memurları oyalayan, teklifi yasallaştırmayan kendileri değilmiş gibi maaş zam oranında anlaşamadıkları için sendikaları suçlayacak. İş şike yasasına, kendi maaşlarına yapacakları zamma, askerin sivil mahkemede yargılanmasına, MİT yasasındaki değişikliğe gelince bir günde yasa çıkartabilen AKP iktidarı; söz konusu 20 milyon memur olunca kaplumbağa hızıyla yol almaktadır. Tüm bu yaşananlar sonrasında AKP’ye mi kızayım yoksa bu rezalete rağmen hala onları destekleyen memurlara mı bilemiyorum. AKP’nin BİR UTANCI DAHA; POZANTI FACİASI: Yeri geldiğinde “muhafazakâr ve dindar gençlik” idealini alkışlayacaksın, yeri geldiğinde kız kardeşini sırf erkek arkadaşı olduğu için ya da kızın sanki onun suçuymuş gibi tecavüze uğradığı için bunu namus meselesi yapıp elini kana bulayacaksın; sonra da tecavüze uğrayan çocuklara karşı vurdumduymaz olacak ve AKP’nin eleştirilere karşı “bunlar siyasi söylemler” sözlerine hak vereceksin. Sözde dindar ve
muhafazakârlara soruyorum: bu nasıl bir dindarlık ve muhafazakârlık
anlayışıdır? Evet, bu
çocuklar polise taş atmıştır. Evet, onlar PKK sempatizanıdır. Peki ya bu
iğrenç suçu işleyenleri görevden alınca çocukların yaşadıkları her şey
hafızalarından silinecek mi? BU BİR SEKS TİCARETİDİR: Antalya’da 12
yaşındaki öz kızını 55 yaşındaki bir adama 5 bin liraya satan babayı
hatırlarsınız. Kızın ailesi olay ortaya çıkınca Belgede yazanlar
gerçek ise bu durum en basit anlatımla “çocuk seks ticareti”nin yazılı
belgesidir. Her iki durumda da taraflar
suçlu, kız çocuğu ise mağdurdur. Kadına şiddetin hiç olmadığı kadar arttığı, küçük yaştaki çocukların seks kölesi olarak alınıp satıldığı, tecavüzcülerin cirit attığı, cinayet haberleriyle gazetelerin ikinci sayfalarını dolup taştığı Türkiye’de öncelikli sorun anayasa değil; her kravat bağlayan, mahkemede uslu uslu oturan sanığa “iyi halden” indirimin yapılmayacağı, caydırıcılığı yüksek yeni bir ceza yasasıdır. ADIYAMAN YOLU YAMAN: Okumuşsunuzdur... Gerçi böyle bakmaları normal
çünkü bu ortamı yaratan kendileri! Onların anladığı dindarlık barış ve hoşgörüyü içinde barındıran, Medine yasasını hep aklının ucunda tutan Kur’an dindarlığı değil; kin ve nefrete bulanmış başka bir dindarlık olsa gerek ki Alevi yurttaşlara karşı böyle çirkin bir eylemde bulunabildiler. Sahi Hrant
Dink’i , Rahip Santoro’yu vuranlar da üç beş gençten biri değil miydi? İktidarların görevi kendinden
olan yurttaşları olmayan yurttaşlara karşı kin ve nefretle doldurmak
değil; onları bir bütün olarak görmek ve birbirlerini de o şekilde
görmelerini sağlamaktır.
|
||||