|
|
Sosyalist İslamcı
çizgideki Ali Şeriati, “Ne
Yapmalı” eserinde:
“Her zaman ve durumda bu 'din kisveli' oyuncuların işi; halkları ruhi
bir manyetizmle gözleri açık olarak uyutmak...!
Gerçek olması gereken, hayat, hareket, sorumluluk, cihad ve insan
yaşamına dünyada yön veren İslam'dan onları uzaklaştırarak, küskün,
hareketsiz ve donuk bir İslam'a bağlamak... Öyle bir İslam'a ulaştırır
ki; insanların ruhunu geçmişe bağlar ve o geçmişin havası içinde, tek
başına, direkt olarak ölüm sonrasına fırlatır!”
Ahiret yaşamı için
var olmak, inancı ve yaşam biçimi konusunda yoğunlaştırılan gerici
düşünüşe iyi bir tokattır, bu sözler!
Aynı zamanda din kisvesiyle halkı uyutmaya devam edenlerin etkisindeki
yurttaşlar ya da cemaatlerin, cemaatlerden camialara dönüştürülmek
istenen ılımlı islamcı hareketlerin kuşattığı toplum katmanlarının
inandırıldığı kör inanç için sağlam bir yumruktur!
İçinde sosyal,
imece, sorumluluk olursa; ılımlı islam hareketine uygun da düşmez bu
sözler!
Onlar ancak Türk Ulusu'nun kozmik odalarında dolanırlar, batının
çıkarları doğrultusunda belgeler üretip, ülkesinin bağımsızlığını
tartıştırmayan aydınlarını zindana koymak için çaba gösterirler. Bu
çabalarında, toplumsal bellekteki İslam inancı işe yaramayacaktır.
Çünkü o, merhamettir, insandan yana olmaktır, vatanından yana söz
söyletmemek, eylem yaptırmamaktır. Çünkü, Anadolu'da var olan
gerçektir, ülkesine sahip çıkmak!
Onun içindir ki ılımlılaştırılacak, batı yanlısı politikaların
kültürel, dinsel ayağına yerleştirilecek, özünü başkalaştırıp
kimliksizleştirecektir. Yoksa Anadolu, Irak'taki Amerikan katliamlarına
sessiz mi kalırdı?
Ama camia sıfatı
kazandırılan ılımlı islamcılar, toplumsal muhalefetin önüne geçmeyi
başardırlar.
Şimdi de, Suriye, İran meselesi var. Ona da kolayca
monte edilebilir bir kıvamda olmadıklarını düşündükleri için midir ki
bir takım eylem ve söylemler gündeme gelmiştir?
“Hepiniz
Ermenisiniz, Hepiniz Piçsiniz!” pankartını açanlar ve AKP'nin
İçişleri Bakanı olacak kişinin de destek verdiği mitingin hedefine
Suriye'yi neden yerleştirdiler?
Bu Türk Solu,
Ulusal Parti denen ırkçılar, Cumhuriyet mitinglerini provoke edip, “Ordu Göreve!”pankartını da asmamışlar mıydı?
Rektörler ve mitinglere katılan kuruluşlar sırf bu yüzden hedefe
konmamış mıydı? Ne oluyor?
Birileri
yine düğmeye bastı. Olmaz olasıca o düğmenin sahipleri, kozmik odaların
koridorlarından, Adıyaman'a uzandılar, Taksim'de Suriye'nin katliam
yaptığını ilân ettiler!
Ilımlılaştırılmış
halk, Humus'ta Suriye'nin katliamına inandırılabildi mi?
Provoke edilebildi mi?
Olmadı ki,
Adıyaman'da bir takım işaretler Alevi yurttaşların kapılarına
çiziktirildi. AKP cenahı ve F tipi Emniyet cenahı, 'benim
valim' cenahı olayı “çoluk çocuk”işi
diye kapatmaya çalıştırlarsa da, provakasyon halkasına alınan halkı
tedirgin etti.
Ama AKP'li Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın işin 'önemini'
kavramış olacak ki şöyle açıklama yaptı:
“Huzur ve barışın kenti, yaşadığı kardeşlik ve birlik ortamıyla
ülkemize timsal olmuş Adıyamanımız ne yazık ki hiç olmadık ve akla
hayale sığmaz bir çirkinliğin içine çekilmek istenmektedir.
Türk’ü, Kürt’ü, Sünni’si ve Alevi’si ile hep beraber bu topraklarda
kardeşçe, birlik ve beraberlikle, barış ve sükunetle yaşayan, akraba
olan, bir olan, can olan Adıyamanımızla oynamak isteyenler olabilir.
Bunlar her zaman, her yerde ve her türlü provokatif ve çirkin emellerle
karşımıza çıkabilir. Yapılmak istenen her neyse, yanlış yapıyorlar.”
Yanlış yapıyorlar
saptaması bir kenara; 'yapılmak istenen her neyse'
ifadesiyle, olayın karmaşık yapısını algılayamayan bir zihniyet
tipolojisini oluşturduğu izlenimi vermiştir bu açıklama.
Yapılacak bir şey var ama ne? Bu kozmik odaya girenlere sorulabilir!
Adıyaman'daki
duruma ilişkin, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan
Geçmez'se yaptığı yazılı açıklamayla:
"AKP bir yandan Suriye
için sürdürdüğü mezhep ayrımcılığına dayalı açıklamaları ve
politikaları, bir yandan da bizzat bir bakanının yer aldığı, neo
milliyetçi mitingleriyle bir iç savaşın da işaret fişeğini yakıyor.
Erdoğan'ın söylediklerini kendine görev bilen bir güruh da Adıyaman'da
Alevilerin yaşadığı evleri işaretliyor.
Bu neyin hazırlığı? Biz bunu Maraşlardan, Çorumlardan biliyoruz...
Suriye Ordusu'ndan
kaçarak, Türkiye'ye gelen bir komutan; 'Suriye'de bir tek Alevi
kalmayıncaya kadar hepsini öldüreceğiz' diyor. Sonra AKP'nin
desteklediği bizzat bir bakanın katıldığı, neo milliyetçi bir mitingle
bölgesel çatışma kızıştırılıyor.
Ardından Adıyaman'da Alevilerin evleri işaretleniyor. Bölgemiz hızla
bir savaşa ve iç çatışmaya doğru sürükleniyor. Biz bunu Maraş'ta
Çorum'da gördük. Alevilere saldırılar böyle mitinglerden ve bu tür
açıklamalardan sonra oldu. Bu hazırlıkların sonucunun nereye gittiğini
önceki deneyimlerimizden biliyoruz. Herkesi duyarlılığa davet ediyoruz.
Yeni bir katliama asla müsaade etmeyeceğiz"
Ercan
Geçmez'in söyledikleri üzerinde dikkatle düşünmek gerek!
Suriye'de
siyaset, yönetim allak bullak durumda, Hatay'da MİT'çiler tarafından
yakalanan Suriye Ordusu'ndan muhalif generaller, Türkiye'deki Alevilere
diş bilemekte!
Libyalı muhalif askerler Türkiye'nin hastanelerinde, gecelerinde,
otellerinde sınırsızca iş görmekte!
Suriye'de tutuklanan 49 MİT'çinin hesabını soracaklar tutuklanmak üzere
yakalama kararıyla sıkıştırılmakta!
Ülke içinde KCK operasyonlarıyla ılımlılaştırılan Kürt siyaseti yeniden
dizayn edilip, İmralı tepsisinde önümüze konmakta!
İstikrarsız bir bölge ve patlamaya hazır bir bomba!
Sahi
neler oluyor?
Sahi bize
ne oldu?
Sahi bizi
kim bu kadar zora soktu?
O kadar
acı ve yorgun ki kalemler, kılıçlar.
Yaşamın, insanlığın, ülkenin, toplumların, inançların, toplumsal
belleğin sıfırlandığı, yok hükmünde sayıldığı bir kuşatma!
Daha ne kadar
yazabilirsiniz ya da bu yazıları daha ne kadar okuyabilirsiniz.
Umutsuzluk, güvensizlik,
inançsızlık ya da dirayetsizlik değildir buraya açılan pencere.
Ardında bu kadar soru işareti bırakan, ülkeyi ve ulusu bu kadar
ayrıştıran zihniyet ve siyaset nerede batacak, çıkış ne kadar zorlu
olacak!
Amaç budur!
|