Aydın Doğan Hizaya Dizdi.. (Size Artık "Can Pataklı" Diyebilir miyim?)-Açık İstihbarat
"Koskoca" medya patronu karşısında herkes hazırola geçti. "Saygılar abi" deyip savuştular... "Muhalefetin sesi" olarak kanaldan kanala koşan Can Ataklı "tanığıyım" dediği olayın arkasında duramadı. "Kendime ucuz kahraman dedirtmem! Bağlayın Bahattin Yücel'i diyemedi. Ekran kararana kadar kem küm etmeyi tercih etti... discount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardcialis forum cialis bez recepta cialis bez receptaescitalopram i alkohol go escitalopram i alkoholrenovation vejle site renovabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus
Geçen haftaya damgasını vuran olaylardan biri, Aydın Doğan'ın iki ayrı televizyon kanalına telefonla bağlanıp hakkında ortaya atılan iddialara cevap vermesi oldu.
Aydın Doğan, önce sahibi bulunduğu CNN-Türk'e bağlanıp Ahmet Hakan tarafından sunulan Tarafsız Bölge programını kasıp kavurdu. Daha sonra Beyaz-TV'ye geçti ve Nagehan Alçı ile Latif Şimşek'in yüreğini hoplattı.
İddialar, medyayı izleyen kamuoyunun malumu. Biz özet olarak tekrarlayalım:
CNN-Türk'te Tarafsız Bölge programının katılımcılarından Can Ataklı, 28 Şubat döneminde Turizm Bakanı Bahattin Yücel'in, o dönem Hürriyet ve Sabah gazetelerinin başında olan Ertuğrul Özkök ile Zafer Mutlu'nun tehditleri sonucu istifa etmek zorunda kaldığını söyleyince, 76 yaşında bir adam olarak gecenin o saatinde televizyon başında oturuyor olabileceğine ihtimal verilmeyen Aydın Doğan, canlı yayına bağlandı ve başta Can Ataklı olmak üzere programde yer alan herkesi tabiri caizse ip gibi sıraya dizdi.
Geceye dinamik başlayan medya patronu, oradan Beyaz TV'ye geçip Latif Şimşek tarafından sunulan Medcezir programına bağlandı ve eski ANAP milletvekili Sebgetullah Seydaoğlu'nun "Aydın Doğan bana ya askerin yanında olursun, ya da seni on beş gazetemle infaz ederim dedi" şeklindeki iddiasını yanıtladı.
Tarafsız Bölge programı aslında son derece uyumlu ve şen şakrak gitmekteydi. Günün konjenktürüne uygun ancak "objektif" görüntüsü verilmiş bir 28 Şubat belgeseli ile medya dünyasında sükse yapan Mehmet Ali Birand ve çağrıldığı her programa gitme alışkanlığı bulunan Can Ataklı konuklar arasındaydı.
28 Şubat üzerine kötüleme yapmak ve anı anlatmak o kadar prim yapıyordu ki başta Can Ataklı olmak üzere herkes coştukça coştu. Ve Can Ataklı, duvara toslamasına neden olan o anısını anlattı:
Dönemin Turizm Bakanı Bahattin Yücel'in bir takım arsa tahsisatlarından dolayı "dürüst politikacı" imajı bir miktar şaibe altındaydı. Bu durumu fırsat bilen Ertuğrul Özkök ve Zafer Mutlu, Bakan'a haber yollamakta ve "haber yapıp siyasi hayatını bitiririz" şeklinde mesaj göndermekteydiler...
Kim aracılığıyla?
Anlaşılan o ki "Ben Bakan'a sadece duyduklarımı söyledim" diyen Can Ataklı aracılığıyla!
Aydın Doğan'ın koca koca gazetecilere kamuoyu önünde attığı dayağın hengamesinde kaynayıp gitti ama gecikmiş ve bir köşede kalacak da olsa biz soralım:
Bakanı tehdit etmek etik değildir de, bu tehditin aracılığını yapmak etik midir?..
Hasılı, Aydın Doğan pek hiddetlendi. Eğer böyle bir iş tutmuşlarsa Ertuğrul Özkök ve Zafer Mutlu'nun "namussuz ve haysiyetsiz" insanlar olduklarını söyledi. Öyle ağır söyledi ki "Namussuzluk ve haysiyetsizlik" gibi galiz suçlamaları defalarca başarıyla savuşturmuş bir medya yöneticisi olan Ertuğrul Özkök bile dayanamayıp ertesi gün köşesinde "açık istifa mektubu" yayımladı. Bahattin Yücel'in iddiaları doğrulaması halinde, istifasını işleme koyacağını beyan etti.
Aydın Doğan, tehdit suçunu işledikleri iddia olunan iki yöneticisi kadar iddiayı gündeme getiren Can Ataklı'ya da yüklendi. Ataklı'nın ne "hezeyanı", ne "ucuz kahramanlığı" kaldı.
Bu tür programlarda birbirlerinin ve telefonla bağlanan kişinin sözünü kesmekte, maraza çıkarmakta, "İspatlayamazsan şerrrrefsizsin" şeklinde meydan okumakta pek mahir olan zevat kılını kıpırdatamadı...
Ahmet Hakan yumruğunu çenesine dayayıp başını sola eğerek Kenan Işık modeline geçti ve Aydın Doğan'ın asıp kesmeleri biten kadar saygılı bir gülümseme ile dinledi..
Mehmet Ali Birand, biraz da konunun kendi dışında olmasının keyfi ile seyirciye tatlı tatlı kaş göz işaretleri yaptı..
Başına gelecek felaketi önceden kestiremediği için içten içe kendini suçladığı hissedilen Can Ataklı, kırmızı bir yüz, saygılı bir mahcubiyet ve vakur bir tebessüm eşliğinde Aydın Doğan'ın hakaretlerine göğüs gerdi.
Doğan'ın açıklamaları bitip de kamera kendisine dönünce de "Çok büyük bir saygı duyuyorum...Şu an gazeteciliğim bitebilir.." gibi ancak ateşli bir hastalıkta rastlanabilecek sayıklamalarda bulundu...
Velhasıl, "koskoca" medya patronu karşısında herkes hazırola geçti. "Saygılar abi" deyip savuştular. "Muhalefetin sesi" olarak kanaldan kanala koşan Can Ataklı "tanığıyım" dediği olayın arkasında duramadı. "Kendime ucuz kahraman dedirtmem! Bağlayın Bahattin Yücel'i diyemedi. Ekran kararana kadar kem küm etmeyi tercih etti..
(Olaydan 3 gün sonra köşesinde kaleme aldığı "zorunlu" bir yazı "başlıklı ürkek savunmaya ise kendisine saygı duymaya devam eden okurlarımızın hatırına hiç girmeyelim...)
Tarafsız Bölge'yi perişan eden Aydın Doğan, oradan Beyaz TV'de yayınlanmakta olan Medcezir adlı programa geçti. Burada da eski ANAP milletvekili Sebgetullah Seydaoğlu'nun iddialarını çok sert bir dille reddetti. Eski milletvekilini hiç tanımadığını, karşılaşmadığını, aralarında böyle bir diyalogun gerçekleşmediğini öne sürdü.
Medya patronunun bağlanması üzerine Medcezir'deki halet-i ruhiye, Tarafsız Bölge'dekinden biraz farklı oldu.
Cevap verilen kişi direkt karşıda olmayınca, programı sunan Latif Şimşek ile o programın (ve de T.C sınırları içinde yayınlanan bütün programların daimi konuğu) Nagehan Alçı, nispeten daha rahattılar.
Uzun süredir CHP hakkında çeşitli iddialar ortaya atan ancak programına bir genel başkan yardımcısı bile bağlamayı başaramayan Latif Şimşek, tam bunalıma girmek üzereydi ki Aydın Doğan'ın bağlanmasıyla can suyu bulmuş gibi oldu.
Mağrur bir edayla seyircilere döndü ve olayla hiç bir ilgisi olmayan şu sözleri sarfetti:
"Gördüğünüz gibi, Türkiye'nin en büyük medya patronunun canlı yayına bağlanması da o programın başarısıdır.."
Tabii Latif Şimşek bu lafı ederken, Aydın Doğan'ın o geceyi "televizyonlara bağlanma günü" ilan ettiğinden ve az önce CNN-Türk'te bağırmakta olduğundan haberi yoktu...
Aydın Doğan'ın bağlanması Latif Şimşek'e öylesine bir doping oldu ki, az önce bağlanması için adeta yalvardığı Cengiz Çandar'ı o an unuttu. İçinden, "Aydın Doğan'ın bağlandığı yerde Cengiz Çandar'ın esamisi mi okunur" dedi ve hûşû içinde Aydın Doğan'ı dinlemeye başladı..
Aydın Doğan'ı bir süre önce yalı dairesinde (pardon, "yol yalısında"...Yalı dairesi münafıklar tarafından abartılıyormuş, kendi aldığı dairenin emlakçı literatüründeki ismi "yol yalısıymış"..Nagehan Alçı, Sabah gazetesine verdiği röportajda böyle dedi!) misafir etmiş olan Nagehan Hanım,
Latif Şimşek'ten daha 'cool' karşıladı Aydın Doğan'ın bağlanışını. Latif Bey'in evi Başbakan tarafından ziyaret edilmiş yoksul vatandaş heyecanı ile Nagehan Hanım'ın hayatı kodamanlar arasında geçen 'yalı kuşu Nagehan' havası programda hoş bir kombinasyon ve sınıfsal bir kaynaşmanın yaşanmasına neden oldu...
(Çalıkuşu Feride'den sonra Yalıkuşu Nagehan..Güzel bir roman ismi!)
Medcezir'de Tarafsız Bölge'ye nispeten başka farklılıklar da yaşandı. Örneğin, artık hiç bir televizyon kanalı ve gazete ile bağı kalmamış olan, dolayısıyla Aydın Doğan ile herhangi bir 'patronluk' ilişkisi bulunmayan Hulki Cevizoğlu o anda programın konukları arasındaydı ve Aydın Bey'e şu sıkı soruyu patlattı:
"Siz artık iktidarla kavganızdan sonra yorulmuş, yenilmiş, kaderine de razı olmuş, yaşını başını da almış, ‘Artık ben bu mücadelede yokum’, bir köşede oturacağım imajını vermiştiniz. Ne oldu da canlı yayına bağlandınız?"
Aydın Bey, bu soruya bir müddet gevrekçe güldükten sonra şöyle dedi:
"Söylediklerinizden yorulmuş, köşesine çekilmiş doğru ama yenilmişi kabul etmiyorum. İktidarla da bir kavga peşinde değilim. Ama belki küskünüm. artık köşeme çekildim..."
Oysa Cevizoğlu, Aydın Doğan'ın iktidarla irtibat kurma pahasına Rasim Ozan- Nagehan Alçı çiftinden medet umacak noktaya geldiğini bilmeliydi/biliyordu.
Dolayısıyla, bazı internet siteleri tarafından "cesur" olarak nitelenen o sorusu, pekala şu şekilde olabilirdi:
"Aydın Bey, siz iktidarla kavganızdan sonra iktidara yakın olduğunu düşündüğünüz çömezlerin bile ayağına gitmiştiniz.Hayrola yeterli olmadı mı? Kendinizi boş yere küçük düşürdüğünüzü mü gördünüz ki televizyonlara bağlanmaya başladınız?"
Tabii böyle bir sorunun getireceği risk de "Nagehancığım, Rasimciğim" şeklinde hitap edilen programlara çağrılmamak olabilirdi...
Sonuç itibarıyla, Aydın Doğan'ın "Türkiye'yi sarsan" canlı yayın bağlantıları, medya patronu hakkında ortaya atılan iddiaların doğruluğu ve yanlışlığı kadar
yandaşı, muhalifi ve hangi kanatta olursa olsun tutunmaya çalışan medya mensuplarının "KİŞİLİK HARİTASI" hakkında da tarihe geçecek bir fikir verdi...
Kaynak: Açık İstihbarat