Siyaset18 Şubat 2012 00:00

Kılıçdaroğlu Öncesi CHP Kadroları Cani midir? Yoksa Kılıçdaroğlu Müfteri midir?-Dr. Gülümser Heper

CHP genel başkanı sıfatını taşıyan kişi Kanal A’da yapılan bir oturumda toplumun gözlerinin içine bakarak Sebahattin Ali’yi CHP’nin öldürdüğü iddiasında bulunmuştur... cialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardrenovation vejle renovation skive renovacialis walgreen coupon site cialis couponcialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupon

Yukarıdaki sorulara sakın şaşırmayın!

Her özgür düşünceli insanın bu soruları sorması elzemdir. Herkesten önce de bu soruları CHP milletvekilleri sormalıdır.

Neden mi?

Çünkü CHP genel başkanı sıfatını taşıyan kişi Kanal A’da yapılan bir oturumda toplumun gözlerinin içine bakarak Sebahattin Ali’yi CHP’nin öldürdüğü iddiasında bulunmuştur...

Türk edebiyatının naif ruhlu çocuğu Sebahattin Ali’yi öldürmek insanın özgür düşünceyi öldürmesi gibi. Vicdanının sesini öldürmesi gibi. Aydın, özgür düşünceli insanların beynine sıkılmış bir kurşun gibi.

Bu insanlık suçunu kim yapmış?

CHP.

Kim söylüyor?

CHP genel başkanı.

Pes artık…

Peki acar müfettiş Kılıçdaroğlu kendinden önceki CHP’yi canilikle veya susarak caniliğe ortaklık yapmakla suçlarken bir kaynak, bir belge gösteriyor mu?.

Bir mahkeme kararı? Yaşayan insanların ifadesi? Devlet arşivleri?

AKP’nin İçişleri Bakanının yapacağı bir suçlamayı onlar susarken Kılıçdaroğlu’nun açıklaması nedendir?

Özgür düşünceden mi?

Yoksa yeni Türkiye düzeninin partilerüstü sözcülüğünden mi?

Neden? Neden ? Neden?

Bir neden daha: Neden bir tane CHP’li milletvekili çıkıp başkanım haklıdır ya da haksızdır. Bizden öncekiler canidir ya da başkanımız müfteridir diyemiyor?

Bir yapılanmaya gebelikten mi? Cehaletten mi? Korkudan mı? Neden?

Sebahattin Ali öğretmendir. Özgür düşüncelidir. Bir edebiyatçıda olması gereken ahlaki ve vicdani yapıya sahiptir. Sebahattin Ali siyasi bir kimlik değildir. Bu nedenledir ki Cumhuriyet’in isyanlarla mücadelesinin ilk dönemlerindeki aksayan, eksikleri olan hukuksal bir yapıyı yani İstiklal mahkemelerini eleştirmiştir.

O yaşların vicdani sorumluluğu ile ve özgür düşüncesi ile bu eleştiriyi yapmıştır. Sonuna kadar da haklıdır. Sebahattin Ali bu günleri görebilseydi eminim ki gerçek bir hukuk devletine ulaşmanın birdenbire olamayacağını kestirecekti.

Sebahattin Ali, şeriat, halk ve kapitülasyon mahkemelerinden evrensel değerleri önceleyen Türk Hukuk Sistemine geçiş için Cumhuriyet kadrolarının yaptığı insanın bugün dahi düşünce sınırını zorlayan reformları taktir edecekti. Ve eminim ki neredeyse altmış yıl sonra oluşan bu hukuksal iflasın en yürekli eleştiricisi olacaktı.

Çok üzücüdürki Sebahattin Ali’nin hapis yatmasına neden olan ifadeleri kendi arkadaşları vermiştir. Ve ne yazık ki oturmamış bir hukuksal yapılanma Sebahattin Ali’nin ilk mahkumiyetini verdirtmiştir.

Nitekim Sebahattin Ali’nin mahkumiyeti Cumhuriyet kadrolarının vicdanını yaralamıştır ve CHP’nin Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan bu vicdani sorunu bizzat çözmüş ve onu Eğitim Bakanlığında “Talim ve Terbiye Dairesi”nde mümeyyizliğe atamıştır. Ankara Devlet Konservatuarı açılınca da kendisine burada tercümanlık görevi verilmiştir.

Ali’nin siyasi yapıda bir gazete olan Marko Paşa’daki yaşadığı hezimetler ve ardından yaşadığı hapislik dönemi ise diğer bir dramdır. O dönem CHP milletvekili olan Cemil Sait Barlas (Mehmet Barlas’ın babasıdır) bizzat Sebahattin Ali ve Aziz Nesin’i suçlayarak o dönemin basın kanununa göre tekrar Ali’yi tutuklatmıştır.

Sebahattin Ali’nin bizzat işe alınmasında aracılık eden (ki Mustafa Kemal’in bilgisi dahilinde) CHP yönetimi şimdi cinayetle suçlanmaktadır.

İma edilen şey aslında Atatürk’ün bizzat kendi düşünce sistemidir.

Atatürk’ün bizzat kendi kadrolarını ima yoluyla cinayetle suçlayan Yeni-CHP başkanına, şu anki kadrolarının söyleyecek bir sözü yoksa bu parti ve kadrolarını tanımlayacak terminoloji etik olmadığı için tarafımdan kullanılmayacaktır.