Siyaset14 Şubat 2012 00:00

Dindarmetre - Şebnem Özbek / Açık İstihbarat

Bakınız; dindar olmakla İslam anlayışına göre yaşayan bir nesil yetiştirmek aynı şey değildir. İslam’ın temeli ibadet değil; adalettir. 10 yıldır iktidardasınız. Sizin çocuklarınız gemicik alırken oğlu için iş isteyen anaya “senin de oğlun işsiz kalsın” demek bırakın İslam adaletine insanlık adaletine bile sığmaz. levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetescialis forum cialis bez recepta cialis bez recepta

Dindarmetre

Şebnem Özbek - Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

14.02.2012



Başbakan gene ortaya bir bomba attı;

“Biz muhafazakâr ve dindar bir nesil yetiştireceğiz.”

Sanki Türkiye Cumhuriyeti sosyalist ya da daha hafif bir tanımla sol ağırlıklı bir yapıya sahipmiş gibi. Böyle bir söylemde bulunmak abesle iştigaldir.

Zira Türkiye Cumhuriyeti zaten muhafazakâr bir yapıya sahiptir. Öyle olmasa CHP bile sol argümanları bir tarafa bırakıp muhafazakâr seçmene hitap etme, hatta ulusalcılardan çok milliyetçilere yönelme kaygısına girer miydi?

Gelelim işin dindarlık bölümüne: Burada sorulması gereken asıl soru şu;

“AKP kendisi dindar bir parti mi ki dindar bir nesil yetiştirmeyi hedefliyor?”

Kilise evlerini açan, onlarca tadilat bekleyen tarihi cami dururken Akdamar Kilisesini onaran, nüfus cüzdanında din kısmını çıkartan, zinayı suç sayan yasayı kaldıran CHP değil AKP’dir.

Tüm bu şeyleri yapıp ardından da “dindar nesil yetiştireceğiz” açıklaması yapmak polemikte “ustalık” dönemini yaşayan Başbakana has bir durum.

Böyle bir açıklama yapan Erdoğan’a haliyle cevaplaması gereken bir takım sorularımız olacaktır:

Hem milli bayramlarımızı, andımızı, Atatürk’ün gençliğe Hitabesini tartışmaya açarak komünistvari tek parti rejiminin izlerini silmeye çalıştığınızı iddia ediyorsunuz hem de dindar ve muhafazakâr tek tip nesil yetiştirmekten bahsediyorsunuz.

Bu durum demokratlıkla bağdaşıyor mu?

Yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede “dindar nesil yetiştireceğiz” demek çelişki olmuyor mu?

Yoksa sizin için; size oy vermeyenler yeterince dindar değil mi?

Eğer öyleyse bu durumda sizden olmayanları sizinle aynı düşünce yapısına getirmeye çalışmak Taliban’ca bir tavır olmuyor mu?

Öyle ya onlar da kendi din anlayışını topluma benimsetme çabası içinde.

Kimin daha dindar olduğuna karar verirken haşa Allah’ın sözcülüğünü üstlenmiş olmuyor musunuz?

Kaldı ki din öğretilebilir ancak dindarlık öğretilemez, neticede bu insanların içinden gelmesi gereken vicdani bir durumdur.

Sizin için dindarlığın ölçütü ne?

Kimlerin ne kadar dindar olduğunu nasıl belirleyeceksiniz?

Sadece namaz kılıp oruç tutarak dindar olunmayacağını

“Vay haline ki o namaz kılıp dua edenlerin ki/ Namazlarından, dualarından gaflet içindedirler/ Riyaya sapandır onlar/ Gösteriş yaparlar”

diyerek Allah “Maun” suresinde belirttiğine göre, siz bunu nasıl ölçeceksiniz?

Yoksa elinizde “dindarmetre” gibi bir alet mi var?

Size göre dindar olmayan biri belki de Allah katında takva sahibidir nereden bileceksiniz?

Hurafelerle, batılla, doğmalarla iç içe olan Melleler vasıtasıyla mı dindar bir nesil yetiştireceksiniz?

“Çağdaş insan dindar olamaz mı” diye de sonradan kendi sözlerinizi düzeltmeye çalıştınız.

İyi de çağdaşlıkla dindarlığı ayrı kefeye koyan bizler değiliz ki?

Siz de çok iyi biliyorsunuz ki; CHP veya MHP’ye oy verenler; çağdaş insanları dinsizlikle suçlamıyor. İnsanların dindarlığına bile çağdaş olan olmayan diye ölçüt getirip toplumu ikiye ayırmak bu ülkeye yarar getirir mi?

Bakınız; dindar olmakla İslam anlayışına göre yaşayan bir nesil yetiştirmek aynı şey değildir.

İslam’ın temeli ibadet değil; adalettir.

10 yıldır iktidardasınız.

Sizin çocuklarınız gemicik alırken oğlu için iş isteyen anaya “senin de oğlun işsiz kalsın” demek bırakın İslam adaletine insanlık adaletine bile sığmaz.

Dindar bir nesil yetiştirmek yerine; 2,5 aylık Samsunlu Kübra bebek gibi açlıktan ölmeyen bir nesil yetiştirmeyi hedefleseniz daha iyi olmaz mı?

İnsanlar arasında gelir dağılımı uçurumunu yok etmeye çabalamanız gerekmez mi?

Sizde çok iyi biliyorsunuz ki kömür ve erzak dağıtmak bu uçurumu yok etmez.

Yolsuzlukları ayyuka çıkmış sizin belediyelerinize soruşturma izini vermezken, CHP’li belediyelere sabaha karşı operasyon yapılması için izin vermenizin; İslam’daki adalet anlayışıyla çeliştiğini görmüyor musunuz?

Kendinizden olanlar alıp başını giderken olmayanların özellikle devletten iş alamadıklarını bilmeyen yok.

Sizden olanların zenginleşmesini “bal tutan parmağını yalar” diye görmezden gelsek bile o zenginlerin İslam anlayışına göre mallarının kırkta birini zekât olarak vermemesine ne buyuracaksınız?

Eğer İslam anlayışına göre zekâtlarını vermiş olsalardı, Türkiye’de gelir dağılımındaki adaletsizlik bu ölçüde olur muydu?

İşi kılıfına uyduran dindarlar(!) verginin de bir çeşit zekât olduğunu söylemekte.

Ancak en çok vergi verenler listesinde de sizin destekleyicilerinizin olmaması yetiştirmeyi hedeflediğiniz dindar nesil için iyi birer örnek mi?

Allah Nisa suresinde “Emanetleri ehil kişilere verin” diye buyururken sizin rüşvet aldığı belgelenmiş kişileri milletvekili yapmanız dindarlıkla bağdaşıyor mu?

Dindar bir nesil yetiştirmek yerine dünyanın ilk kadın hakları savunucusu Hz. Muhammed’e layık olmak için türban dışında da sorunları görüp kadına şiddeti yok etmek, kız çocuklarının mal gibi satılmasını önlemek için çaba harcayacağınızı söyleseydiniz daha iyi olmaz mıydı?

“Dindar bir nesil yetiştireceğiz” demek; Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve devrimlerine inanan insanların ve onların evlatların, öğrencilerinin sizin nazarınızda dindar olmadıkları sonucunu doğurur.

Bu nedenle mi Atatürk’ü her fırsatta anayasamızdan tutun da eğitime, milli bayramlara kadar yok etmeye çalışıyorsunuz?

Eğer nedeniniz bu ise söyler misiniz ilk Türkçe Kur’an’ı hem de kendi cebinden karşılayarak tüm Türkiye’ye dağıtan, Hz. Peygamberimizin açtığı yoldan gidip kadına insan olma onurunu veren, aynı kanun maddesi ile Genelkurmay’la birlikte Diyanet İşlerini de kuran, haçlılara karşı İslam’ın son zaferini kazanan Atatürk dindar değil mi?

Mustafa Kemal; fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir nesil yetiştirilmesini isteyerek hurafelerden, batıldan, doğmalardan arınmış gerçek İslam’ı kavramış bir nesil yetiştirilmesine ön ayak olmadı mı?

Dindar insan; sözüne güven duyulan, kendisinden “emin” olunan, bugün söylediğini yarın unutmayan, verdiği sözlerin arkasında duran, dost dediklerini çıkar uğruna satmayan kişiye deniyor ise; özellikle Libya ve Suriye politikalarınız için ne diyeceksiniz?




Açık İstihbarat @ 2012