Siyaset15 Ekim 2004 00:00
O General Neredeydi? - Emk. Albay Hüseyin Mümtaz
Irak’ta Kürt Devleti kurulurken; Barzani Ankara’da “Kerkük Kürt şehridir” derken, Amerika ile 6 liman 7 havaalanı anlaşması imzalanırken; bu havaalanları arasında olmamasına rağmen Trabzon’a her gün koca koca kapkara, işaretsiz-bayraksız askeri nakliye uçakları iner kalkarken; koalisyon güçlerine asker göndererek katılınma işi perde gerisinde kotarılırken; Kuzey Irak ve Kıbrıs’tan asker çekilme hazırlıkları yapılıp Afganistan’a asker gönderilirken; neredeymiş o general? AB ilerleme raporu alkışlarla karşılanırken neredeydi o general? Referandum’da Kıbrıs satılırken neredeydi Rauf Bey o general?escitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilorenovation vejle site renova
1.Leyla Zana AP'nin verdiği fakat hapiste olduğu için alamadığı Sakharov
Barış Ödülü'nü almak için AP'nin davetlisi olarak Belçika'nın başkenti
Brüksel'e gitmiş.
Leyla Zana Brüksel'e, aleyhine çalıştığı için hapse mahkûm edildiği Türkiye
Cumhuriyeti Devleti'nin yeşil pasaportu ile ve VİP salonlarından geçerek
gitmiş.
Leyla Zana'yı AP girişinde Parlâmento Başkanı Borrel karşılamış.
Küçük bir kız çocuğu karşılama esansında, sarı-yeşil ve kırmızı renklerden
oluşan kocaman bir buket çiçek vermiş Zana'ya.
Recep Tayyip geçen hafta bulunduğu Brüksel'e gidişinde, "kırmızı ve beyaz"
çiçeklerden oluşan bir buketle mi karşılanmıştı?
Zana komisyon toplantılarında Türkçe, Sosyalist Grup toplantısında ise
Kürtçe yaptığı konuşmalarda ezcümle demiş ki;
"İlerleme Raporu'nda yer alan ifadeler Kürtleri rahatsız etmiştir. Kürtler
azınlık değil, çoğunluğun bir öğesidir. Bu tanım bizi çok rahatsız etti. Şu
anda tek istediğimiz yasal güvencedir. Türkiye'de Kürt sorununa ilişkin
tabular yıkılmıştır. Dünün Türkiyesi'yle bugünün Türkiyesi'ni
karşılaştırdığımda büyük ilerleme olduğunu söyleyebilirim. Değişiklikler
nedeniyle mevcut anayasa yeni duruma ayak uyduramıyor, yamalı elbise
görünümü veriyor. Türk ve Kürt halkları eşit bir anayasaya ihtiyaç
duymaktadırlar. Bu konuda Avrupa'nın yardımını bekliyoruz. Ne Kürtleri
reddedin ne de Türkleri, ama katkı sunun. Erdoğan hükümetinin sorunu
kökünden çözmesini beklemekteyiz. Erdoğan Türkiye'de hiç kimseye nasip
olmayan bir desteğe sahip. Hükümette eksik olan, güçlü bir irade
sergilemek. Bunu yaparsa tarihe geçer. AB Türklerle Kürtler arasında barış
köprüsüdür. Dağdaki silahlı insanların topluma kazandırılması gerekmektedir.
Pişmanlık Yasası gibi uygulamalar Kürtlerin onurlarını kırmaktadır. Kürtler
pişman olmadılar Ara yol bulunmalıdır. Meselâ -Toplumsal Uzlaşı Yasası-
gündeme gelebilir. Anadilim olan Kürtçeyi ancak cezaevinde kendi çabamla
öğrenebildim. Neden Kürtçe, okullarda seçmeli ders olarak okutulmasın?
Kürtçe yayınlar neden sadece devlet televizyonlarında yapılmaktadır?"
Zana azınlık değil, memleketin sahibiyiz diyor, AB'den anayasal güvence
istiyor, Kürtlerin pişman olmadığını söylüyor, Kürtçeyi hapishanede
öğrendiğini söylüyor.
Höst.
Kürtler tarihte ne zaman bir memleketin sahibi olmuşlar? Ne zaman bir
devlet kurmuşlar?
Bu coğrafyada oturan en geri zekalı millet Türkler mi ki "alın şuradan
şurası sizin, devletinizi kurun" diyecek?
Madem azınlık değilsiniz devletin adı neden Kürdiye Cumhuriyeti değil?
Madem Kürtçeyi hapiste öğrendin, hapse girmene neden olan Meclis
kürsüsündeki konuşmada kullandığın dil neceydi?
2. Almanya'daki İslami Cemaat ve Cemiyetler Birliği Yöneticisi, Anadolu
İslâm Federal Devleti Başkanı Metin Kaplan Türkiye'ye getirilmiş.
Almanya Federal İçişleri Bakanı Otto Schily, Metin Kaplan'ın Türkiye'de
adil şekilde yargılanacağına inandığını söylemiş. Schily, Kaplan'ın adil
şekilde yargılanacağı konusunda Türkiye Dışişleri ve Adalet bakanlıklarının
Alman hükümetine güvence verdiğini belirterek, "Bu güvencelere bağlı
kalınacağından eminim" demiş..
Höst.
Türkiye Cumhuriyeti Afrika kabilesi mi ki yamyam âdetlerine göre
yargılansın? Kimse çıkıp da, "siz işinize bakın, yargı bizim işimiz"
diyememiş mi? Almanlar ne cüretle "âdil yargılanma" istiyorlar?
Türk adalet sistemine karışmaktan ne zaman vazgeçecekler? Öcalan'ın
infazını engellediler, şimdi de daha olmadan, Kaplan'a verilecek cezaya
karışıyorlar?
Sedat Peker'i yakaladıklarında dürten, iten, kafasını bastırarak eğmeye
çalışan polisler Kaplan'a neden özenle "refakat" ediyorlar, değil başına,
koluna dokunmaya bile çekiniyorlardı?
Kaplan'a bir şey yapılmayacağı sözü mü verildi de hışırı çıkmış Leopar
tanklarının "parayla" Türkiye'ye verilmesi gündeme geldi?
Bu nasıl "bağımsız yargı", nasıl "bağımsız devlet"?
3. 70'inci yılını kutlayan ve 160 müzisyenden oluşan Ermenistan Devlet
Korosu ve Filarmoni Orkestrası ilk defa Türkiye'ye geliyormuş.. 15 Ekim 2004
Cuma akşamı Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda saat 21.00'de
gerçekleşecek konserde, şarkılar, Türkiye - Ermenistan dostluğu için
söylenecekmiş. Sahakyan Okulu'ndan Yetişenler Derneği tarafından düzenlenen,
ve Amerika'nın "solun" liderliğine soyundurttuğu Sarıgül'ün Şişli Belediye
Başkanlığı sponsorluğunda gerçekleşecek konser saat 21.00'de başlayacakmış..
İki bölümden oluşan konserde, Ermeni bestecilerin eserleri ve
Ermenice ilahilerin yanı sıra, dünyaca ünlü opera ve oratoryolardan parçalar
seslendirilecekmiş. On parçanın seslendirileceği konserin ilk bölümünde,
Dikranyan, Bartevyan, Hakhinyan, Rossini ve Orff'un, ikinci bölümde ise
Haendel, Mozart, Verdi ve Gounod'nun eserleri yer alacakmış.
1961 yılından bu yana Ermenistan Devleti Akademik Korosu'nun baş
orkestra şefi ve sanat yönetmenliği görevini yürüten Çekiçyan, 1929 yılında
İstanbul'da doğmuş, ilk ve orta eğitimini tamamladıktan sonra 1951 yılında
İstanbul Konservatuarı'ndan mezun olmuş.Ermenistan Devlet Korosu ile
birlikte, içinde Londra, Paris, New York ve Moskova'nın da bulunduğu,
dünyanın 178 kültürel merkezinde konserler vermiş.
Ohannes Çekiçyan, aralarında Rusya Devlet Senfoni ve St.Petersburg
Devlet Senfoni Orkestraları'nın yer aldığı 56 senfoni orkestrasının
şefliğini yürütmüş.
Ermenistan ve Rusya hükümetleri tarafından birçok onur ödülüne layık
görülen Çekiçyan, aynı zamanda uluslararası bir akademi olan IAELPS'ın
akademisyen olarak üyesiymiş. Ermenistan Devlet Korosu ve Filarmoni
Orkestrası 27 farklı dilde eser yorumluyormuş. Koronun şefliğini 1961'den bu
yana Ohannes Çekiçyan yürütüyormuş. Ermeni bestecilerin eserleri ve
Ermenice ilahilerin yanı sıra koro, Bach, Haendel, Mozart, Verdi, Beethoven,
Çaykovski, Borodin, Rossini, Wagner, Schubert, Bellini, Berlioz, Gounod,
Faure, Smetana, Mendelson ve Gershwin gibi bestecilerin de parçalarını
seslendiriyormuş.
Höst..
80'inci yılını deviren Cumhuriyet'te "tanımadığımız" Ermeni Devleti'nin
Orkestrası mı çalarmış?
80'inci yılını kutladığımız Cumhuriyet'te; ilerleme raporundan sonra "Hoş
Gidişler Ola" diye yeni şarkı güftesi yazılan yerde Ermeni Korosu tarafından
Ermeni ilahileri mi okunurmuş?
4. Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komisyonu'nda yapılan toplantıda
KKTC'ye yapılacak AB yardımının, merkezi Selânik'te, yâni Yunanistan'da
bulunan Avrupa Yeniden Yapılanma Ajansı (EAR) tarafından yönetilmesi
üzerinde uzlaşma sağlanmış.
Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, "Türk hükümeti üyelik müzakerelerine
başlayabilmek için önce Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımalı ve Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin Ankara'da büyükelçilik açmasına izin vermelidir" demiş.
Türkiye'nin Gümrük Birliği Anlaşmasını, Rum hükümetini muhatap
alarak imzalaması gerektiğini söyleyen Yakovu, Ankara'nın Türk limanlarını
Rum bandıralı gemilere açmasını, hava sahasıyla ilgili anlaşmazlıkların
halledilmesine de yardımcı olmasını istemiş.
Yakovu, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin başlamasıyla ilgili
kararın alınacağı AB zirvesinde izleyecekleri tutumu, üye ülkelerle
görüşerek belirleyeceklerini söylemiş.
Eski Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı, EDİ lideri Yorgo Vasiliu da,
Kıbrıs sorununa kısa sürede çözüm bulunması için görüşmelerin başlaması
gerektiğini söylemiş. Referandumdan bu yana geçen süre içerisinde olumlu
adımların atılmadığını ve bunun üzüntü yarattığını anlatan Vasiliu, Rum
lideri Tasos Papadopulos 'a, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat 'la görüşme
çağrısı yapmış. Vasiliu ''Eğer görüşme olmazsa o zaman çözüm istenmiyor
sonucu çıkar'' derken, böylesi bir durumda taksimin perçinleneceğini ifade
etmiş. Kıbrıs Türkü'nün Annan Planı'na 'evet' , Rum halkının ise planın
uygulanması konusundaki endişelerden dolayı 'hayır' dediğini anımsatan
Vasiliu, bu endişelerin giderilebilmesi için iki taraf arasında görüşme
yapılmasını önermiş. Vasiliu, ''Planda bazı değişiklikler ya da ekler
yapılabilir. Ama bunlar planın özünü ve Kıbrıslı Türklerin kazanımlarını
geri götürmeyecek değişiklikler olacak. Yani Türk tarafında yeniden
referandum yapılmayacak. Değişikliklerin yapılabilmesi için de görüşme
yapılması şarttır'' diye konuşmuş. "Planın uygulanması ve Türk askerinin
çekilmesi konusunda bazı garantilerin verilmesi, Rum halkının tavrını olumlu
yöne çevirebilir" demiş.
Türk halkına gerçeklerin anlatılmadığını belirterek Türk basınının tavrını
eleştiren Denktaş ise ''Annan Planı'nın yeniden görüşülmesini kabul eder
misiniz'' sorusuna şu yanıtı vermiş:
''Rum tarafı bunu kabul etmediğine göre artık Annan Planı üzerinde
konuşulmaması gerekir. Kıbrıs Türkü, bu planın kabul edilmesi için
kandırılmıştır. Kıbrıs Türküne verilen vaatler yerine getirilmemiştir.
Türkiye 'Haklarınızı alacaksınız' diyerek planın kabul edilmesine destek
vermiştir. Halbuki bu planda iki devlet esası ve egemenlik yoktur. Planda
sözü edilen devletler, vilayet anlamındadır.''
Reşat Akar'ın bir sorusu üzerine, nisan ayındaki seçimlerde aday
olmayacağını, ancak mücadeleyi de bırakmayacağını açıklayan Denktaş, son
seçimlerde bir generalin baskısı üzerine aday olduğunu söylemiş. Denktaş bu
konuda şöyle demiş:
''Bana 'Türk askerinin çekilmesini istemiyorsan, sen de çekilmemelisin'
denilince aday oldum. Ama şimdi bakıyorum, Türk askerinin adadan çekilmesini
öngören girişimler destekleniyor. Böylesi bir durumda çekilmek ve genç
adayların önünü açmak daha doğrudur. Ben çekilsem de mücadelemi en az
şimdiki kadar güçlü bir şekilde sürdürürüm. KKTC'nin kuruluşu kolay olmadı.
Büyük zorluklarla kurduğumuz, 21 yaşına gelmiş bir devlet ancak savaşla yok
olabilir'' demiş..
Zana yeşil pasaportu ile VİP salonundan geçerek Brüksel'de AB'den Anayasal
garanti isterken o general neredeymiş?
Ermeni Devlet Korosu İstanbul'da konser verirken, İstanbul'lu bir Ermeni
22Hoş Gidişler Ola" türküsü yazarken o general neredeymiş?
Kaplan için "devlet garantisi" verilirken neredeymiş o general?
Irak'ta Kürt Devleti kurulurken; Barzani Ankara'da "Kerkük Kürt şehridir"
derken, Amerika ile 6 liman 7 havaalanı anlaşması imzalanırken; bu
havaalanları arasında olmamasına rağmen Trabzon'a her gün koca koca kapkara,
işaretsiz-bayraksız askeri nakliye uçakları iner kalkarken; koalisyon
güçlerine asker göndererek katılınma işi perde gerisinde kotarılırken; Kuzey
Irak ve Kıbrıs'tan asker çekilme hazırlıkları yapılıp Afganistan'a asker
gönderilirken; neredeymiş o general?
2004'ün Sevr'i olan; orijinal dili İngilizce olup halen Türkçesinin resmen
yayınlanmasından korkulduğu; çevrilmediği için "yabancı dil bilmeyen" bu
ülkenin başbakanının bile okumadığı; devleti, ülkesi ve milleti ile bölüp
parçalayan 6 Ekim AB ilerleme raporu alkışlarla karşılanırken neredeydi o
general?
Referandum'da Kıbrıs satılırken neredeydi Rauf Bey o general?
Halen görevde miydi, emekli mi edilmişti?
Neden sesi çıkmadı?
5 sene önceki seçimlerde sizi cepheye süren o generale şimdi de sizin
dönüp; "Benim çekilmemi istemiyorsanız, Türk askerini Kıbrıs'tan çekmeyin"
deme hakkınız doğmuştur Rauf Bey..
Aksi takdirde bütün bu saydıklarımız cereyan ederken ortalıkta görünmeyip,
sesi hiç çıkmayanlardansa, her gün her cephede ön safta göğüs göğse çarpışan
albayları dinlemeye ne dersiniz?
14 Ekim 2004
Barış Ödülü'nü almak için AP'nin davetlisi olarak Belçika'nın başkenti
Brüksel'e gitmiş.
Leyla Zana Brüksel'e, aleyhine çalıştığı için hapse mahkûm edildiği Türkiye
Cumhuriyeti Devleti'nin yeşil pasaportu ile ve VİP salonlarından geçerek
gitmiş.
Leyla Zana'yı AP girişinde Parlâmento Başkanı Borrel karşılamış.
Küçük bir kız çocuğu karşılama esansında, sarı-yeşil ve kırmızı renklerden
oluşan kocaman bir buket çiçek vermiş Zana'ya.
Recep Tayyip geçen hafta bulunduğu Brüksel'e gidişinde, "kırmızı ve beyaz"
çiçeklerden oluşan bir buketle mi karşılanmıştı?
Zana komisyon toplantılarında Türkçe, Sosyalist Grup toplantısında ise
Kürtçe yaptığı konuşmalarda ezcümle demiş ki;
"İlerleme Raporu'nda yer alan ifadeler Kürtleri rahatsız etmiştir. Kürtler
azınlık değil, çoğunluğun bir öğesidir. Bu tanım bizi çok rahatsız etti. Şu
anda tek istediğimiz yasal güvencedir. Türkiye'de Kürt sorununa ilişkin
tabular yıkılmıştır. Dünün Türkiyesi'yle bugünün Türkiyesi'ni
karşılaştırdığımda büyük ilerleme olduğunu söyleyebilirim. Değişiklikler
nedeniyle mevcut anayasa yeni duruma ayak uyduramıyor, yamalı elbise
görünümü veriyor. Türk ve Kürt halkları eşit bir anayasaya ihtiyaç
duymaktadırlar. Bu konuda Avrupa'nın yardımını bekliyoruz. Ne Kürtleri
reddedin ne de Türkleri, ama katkı sunun. Erdoğan hükümetinin sorunu
kökünden çözmesini beklemekteyiz. Erdoğan Türkiye'de hiç kimseye nasip
olmayan bir desteğe sahip. Hükümette eksik olan, güçlü bir irade
sergilemek. Bunu yaparsa tarihe geçer. AB Türklerle Kürtler arasında barış
köprüsüdür. Dağdaki silahlı insanların topluma kazandırılması gerekmektedir.
Pişmanlık Yasası gibi uygulamalar Kürtlerin onurlarını kırmaktadır. Kürtler
pişman olmadılar Ara yol bulunmalıdır. Meselâ -Toplumsal Uzlaşı Yasası-
gündeme gelebilir. Anadilim olan Kürtçeyi ancak cezaevinde kendi çabamla
öğrenebildim. Neden Kürtçe, okullarda seçmeli ders olarak okutulmasın?
Kürtçe yayınlar neden sadece devlet televizyonlarında yapılmaktadır?"
Zana azınlık değil, memleketin sahibiyiz diyor, AB'den anayasal güvence
istiyor, Kürtlerin pişman olmadığını söylüyor, Kürtçeyi hapishanede
öğrendiğini söylüyor.
Höst.
Kürtler tarihte ne zaman bir memleketin sahibi olmuşlar? Ne zaman bir
devlet kurmuşlar?
Bu coğrafyada oturan en geri zekalı millet Türkler mi ki "alın şuradan
şurası sizin, devletinizi kurun" diyecek?
Madem azınlık değilsiniz devletin adı neden Kürdiye Cumhuriyeti değil?
Madem Kürtçeyi hapiste öğrendin, hapse girmene neden olan Meclis
kürsüsündeki konuşmada kullandığın dil neceydi?
2. Almanya'daki İslami Cemaat ve Cemiyetler Birliği Yöneticisi, Anadolu
İslâm Federal Devleti Başkanı Metin Kaplan Türkiye'ye getirilmiş.
Almanya Federal İçişleri Bakanı Otto Schily, Metin Kaplan'ın Türkiye'de
adil şekilde yargılanacağına inandığını söylemiş. Schily, Kaplan'ın adil
şekilde yargılanacağı konusunda Türkiye Dışişleri ve Adalet bakanlıklarının
Alman hükümetine güvence verdiğini belirterek, "Bu güvencelere bağlı
kalınacağından eminim" demiş..
Höst.
Türkiye Cumhuriyeti Afrika kabilesi mi ki yamyam âdetlerine göre
yargılansın? Kimse çıkıp da, "siz işinize bakın, yargı bizim işimiz"
diyememiş mi? Almanlar ne cüretle "âdil yargılanma" istiyorlar?
Türk adalet sistemine karışmaktan ne zaman vazgeçecekler? Öcalan'ın
infazını engellediler, şimdi de daha olmadan, Kaplan'a verilecek cezaya
karışıyorlar?
Sedat Peker'i yakaladıklarında dürten, iten, kafasını bastırarak eğmeye
çalışan polisler Kaplan'a neden özenle "refakat" ediyorlar, değil başına,
koluna dokunmaya bile çekiniyorlardı?
Kaplan'a bir şey yapılmayacağı sözü mü verildi de hışırı çıkmış Leopar
tanklarının "parayla" Türkiye'ye verilmesi gündeme geldi?
Bu nasıl "bağımsız yargı", nasıl "bağımsız devlet"?
3. 70'inci yılını kutlayan ve 160 müzisyenden oluşan Ermenistan Devlet
Korosu ve Filarmoni Orkestrası ilk defa Türkiye'ye geliyormuş.. 15 Ekim 2004
Cuma akşamı Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda saat 21.00'de
gerçekleşecek konserde, şarkılar, Türkiye - Ermenistan dostluğu için
söylenecekmiş. Sahakyan Okulu'ndan Yetişenler Derneği tarafından düzenlenen,
ve Amerika'nın "solun" liderliğine soyundurttuğu Sarıgül'ün Şişli Belediye
Başkanlığı sponsorluğunda gerçekleşecek konser saat 21.00'de başlayacakmış..
İki bölümden oluşan konserde, Ermeni bestecilerin eserleri ve
Ermenice ilahilerin yanı sıra, dünyaca ünlü opera ve oratoryolardan parçalar
seslendirilecekmiş. On parçanın seslendirileceği konserin ilk bölümünde,
Dikranyan, Bartevyan, Hakhinyan, Rossini ve Orff'un, ikinci bölümde ise
Haendel, Mozart, Verdi ve Gounod'nun eserleri yer alacakmış.
1961 yılından bu yana Ermenistan Devleti Akademik Korosu'nun baş
orkestra şefi ve sanat yönetmenliği görevini yürüten Çekiçyan, 1929 yılında
İstanbul'da doğmuş, ilk ve orta eğitimini tamamladıktan sonra 1951 yılında
İstanbul Konservatuarı'ndan mezun olmuş.Ermenistan Devlet Korosu ile
birlikte, içinde Londra, Paris, New York ve Moskova'nın da bulunduğu,
dünyanın 178 kültürel merkezinde konserler vermiş.
Ohannes Çekiçyan, aralarında Rusya Devlet Senfoni ve St.Petersburg
Devlet Senfoni Orkestraları'nın yer aldığı 56 senfoni orkestrasının
şefliğini yürütmüş.
Ermenistan ve Rusya hükümetleri tarafından birçok onur ödülüne layık
görülen Çekiçyan, aynı zamanda uluslararası bir akademi olan IAELPS'ın
akademisyen olarak üyesiymiş. Ermenistan Devlet Korosu ve Filarmoni
Orkestrası 27 farklı dilde eser yorumluyormuş. Koronun şefliğini 1961'den bu
yana Ohannes Çekiçyan yürütüyormuş. Ermeni bestecilerin eserleri ve
Ermenice ilahilerin yanı sıra koro, Bach, Haendel, Mozart, Verdi, Beethoven,
Çaykovski, Borodin, Rossini, Wagner, Schubert, Bellini, Berlioz, Gounod,
Faure, Smetana, Mendelson ve Gershwin gibi bestecilerin de parçalarını
seslendiriyormuş.
Höst..
80'inci yılını deviren Cumhuriyet'te "tanımadığımız" Ermeni Devleti'nin
Orkestrası mı çalarmış?
80'inci yılını kutladığımız Cumhuriyet'te; ilerleme raporundan sonra "Hoş
Gidişler Ola" diye yeni şarkı güftesi yazılan yerde Ermeni Korosu tarafından
Ermeni ilahileri mi okunurmuş?
4. Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komisyonu'nda yapılan toplantıda
KKTC'ye yapılacak AB yardımının, merkezi Selânik'te, yâni Yunanistan'da
bulunan Avrupa Yeniden Yapılanma Ajansı (EAR) tarafından yönetilmesi
üzerinde uzlaşma sağlanmış.
Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, "Türk hükümeti üyelik müzakerelerine
başlayabilmek için önce Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımalı ve Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin Ankara'da büyükelçilik açmasına izin vermelidir" demiş.
Türkiye'nin Gümrük Birliği Anlaşmasını, Rum hükümetini muhatap
alarak imzalaması gerektiğini söyleyen Yakovu, Ankara'nın Türk limanlarını
Rum bandıralı gemilere açmasını, hava sahasıyla ilgili anlaşmazlıkların
halledilmesine de yardımcı olmasını istemiş.
Yakovu, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin başlamasıyla ilgili
kararın alınacağı AB zirvesinde izleyecekleri tutumu, üye ülkelerle
görüşerek belirleyeceklerini söylemiş.
Eski Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı, EDİ lideri Yorgo Vasiliu da,
Kıbrıs sorununa kısa sürede çözüm bulunması için görüşmelerin başlaması
gerektiğini söylemiş. Referandumdan bu yana geçen süre içerisinde olumlu
adımların atılmadığını ve bunun üzüntü yarattığını anlatan Vasiliu, Rum
lideri Tasos Papadopulos 'a, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat 'la görüşme
çağrısı yapmış. Vasiliu ''Eğer görüşme olmazsa o zaman çözüm istenmiyor
sonucu çıkar'' derken, böylesi bir durumda taksimin perçinleneceğini ifade
etmiş. Kıbrıs Türkü'nün Annan Planı'na 'evet' , Rum halkının ise planın
uygulanması konusundaki endişelerden dolayı 'hayır' dediğini anımsatan
Vasiliu, bu endişelerin giderilebilmesi için iki taraf arasında görüşme
yapılmasını önermiş. Vasiliu, ''Planda bazı değişiklikler ya da ekler
yapılabilir. Ama bunlar planın özünü ve Kıbrıslı Türklerin kazanımlarını
geri götürmeyecek değişiklikler olacak. Yani Türk tarafında yeniden
referandum yapılmayacak. Değişikliklerin yapılabilmesi için de görüşme
yapılması şarttır'' diye konuşmuş. "Planın uygulanması ve Türk askerinin
çekilmesi konusunda bazı garantilerin verilmesi, Rum halkının tavrını olumlu
yöne çevirebilir" demiş.
Türk halkına gerçeklerin anlatılmadığını belirterek Türk basınının tavrını
eleştiren Denktaş ise ''Annan Planı'nın yeniden görüşülmesini kabul eder
misiniz'' sorusuna şu yanıtı vermiş:
''Rum tarafı bunu kabul etmediğine göre artık Annan Planı üzerinde
konuşulmaması gerekir. Kıbrıs Türkü, bu planın kabul edilmesi için
kandırılmıştır. Kıbrıs Türküne verilen vaatler yerine getirilmemiştir.
Türkiye 'Haklarınızı alacaksınız' diyerek planın kabul edilmesine destek
vermiştir. Halbuki bu planda iki devlet esası ve egemenlik yoktur. Planda
sözü edilen devletler, vilayet anlamındadır.''
Reşat Akar'ın bir sorusu üzerine, nisan ayındaki seçimlerde aday
olmayacağını, ancak mücadeleyi de bırakmayacağını açıklayan Denktaş, son
seçimlerde bir generalin baskısı üzerine aday olduğunu söylemiş. Denktaş bu
konuda şöyle demiş:
''Bana 'Türk askerinin çekilmesini istemiyorsan, sen de çekilmemelisin'
denilince aday oldum. Ama şimdi bakıyorum, Türk askerinin adadan çekilmesini
öngören girişimler destekleniyor. Böylesi bir durumda çekilmek ve genç
adayların önünü açmak daha doğrudur. Ben çekilsem de mücadelemi en az
şimdiki kadar güçlü bir şekilde sürdürürüm. KKTC'nin kuruluşu kolay olmadı.
Büyük zorluklarla kurduğumuz, 21 yaşına gelmiş bir devlet ancak savaşla yok
olabilir'' demiş..
Zana yeşil pasaportu ile VİP salonundan geçerek Brüksel'de AB'den Anayasal
garanti isterken o general neredeymiş?
Ermeni Devlet Korosu İstanbul'da konser verirken, İstanbul'lu bir Ermeni
22Hoş Gidişler Ola" türküsü yazarken o general neredeymiş?
Kaplan için "devlet garantisi" verilirken neredeymiş o general?
Irak'ta Kürt Devleti kurulurken; Barzani Ankara'da "Kerkük Kürt şehridir"
derken, Amerika ile 6 liman 7 havaalanı anlaşması imzalanırken; bu
havaalanları arasında olmamasına rağmen Trabzon'a her gün koca koca kapkara,
işaretsiz-bayraksız askeri nakliye uçakları iner kalkarken; koalisyon
güçlerine asker göndererek katılınma işi perde gerisinde kotarılırken; Kuzey
Irak ve Kıbrıs'tan asker çekilme hazırlıkları yapılıp Afganistan'a asker
gönderilirken; neredeymiş o general?
2004'ün Sevr'i olan; orijinal dili İngilizce olup halen Türkçesinin resmen
yayınlanmasından korkulduğu; çevrilmediği için "yabancı dil bilmeyen" bu
ülkenin başbakanının bile okumadığı; devleti, ülkesi ve milleti ile bölüp
parçalayan 6 Ekim AB ilerleme raporu alkışlarla karşılanırken neredeydi o
general?
Referandum'da Kıbrıs satılırken neredeydi Rauf Bey o general?
Halen görevde miydi, emekli mi edilmişti?
Neden sesi çıkmadı?
5 sene önceki seçimlerde sizi cepheye süren o generale şimdi de sizin
dönüp; "Benim çekilmemi istemiyorsanız, Türk askerini Kıbrıs'tan çekmeyin"
deme hakkınız doğmuştur Rauf Bey..
Aksi takdirde bütün bu saydıklarımız cereyan ederken ortalıkta görünmeyip,
sesi hiç çıkmayanlardansa, her gün her cephede ön safta göğüs göğse çarpışan
albayları dinlemeye ne dersiniz?
14 Ekim 2004