Siyaset11 Ocak 2012 00:00

Değişen Bir Şey Yok - Şebnem Özbek / Açık İstihbarat

Bu soruya AKP yandaşları; “günümüzde kendisinden hesap sorulamayanlar yargı önünde hesap veriyor” gibi süslü ama içi boş bir hediye paketi ile cevap veriyor. Evet, cevap gerçekleri yüzeysel olarak doğruluyor. Ancak dediğim gibi paketin içi boş! “Ötekiler” yargının bağımsızlığını sağlamak yerine; karşı olduklarını, yanlışlıklarını dile getirdikleri “düzeni” daha da “düzensiz” hale getirdiler. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan pluscialis walgreen coupon cialis discount cialis coupon

Değişen Bir Şey Yok

Şebnem Özbek - Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

11.01.2012



Kendilerini 10 yıl önce “Ötekiler” diye ifade edenler halkın yararına çalışması gereken “Yargı” erkinin egemen gücün elinde olduğunu ve bunun yanlışlığını dile getiriyordu. Yargı iktidarın değil; halkın yararına çalışmalıydı. Yürütmenin değil halkın emrinde olmalıydı.

Haklılar mıydı?

Teoride “evet”

Yasama erki yürütme erkine bağlı veya onun güdümünde çalışırsa ülkede demokrasiden bahsetme şansınız olmaz. Kaldı ki; Yargı erki hiçbir zaman “Bağımsız” olamaz! Yargı erki Atatürk ilke ve devrimlerine anayasada belirtilen ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek kanun ve kurallara bağımlıdır ve bağımlı olmak zorundadır.

Peki “Ötekiler” iktidar olup yönetimi devralınca geçmişte söyledikleri ve teoride haklı oldukları konuda demokratikleşme adına yürütme erkinin yargı erkine tahakküm kurmasını sağlayan Adalet Bakanının HYSK’ya başkanlık etmesi gibi akıl dışılıkları ortadan kaldırdı mı?

Bu soruya AKP yandaşları; “günümüzde kendisinden hesap sorulamayanlar yargı önünde hesap veriyor” gibi süslü ama içi boş bir hediye paketi ile cevap veriyor.

Evet, cevap gerçekleri yüzeysel olarak doğruluyor. Ancak dediğim gibi paketin içi boş!

“Ötekiler” yargının bağımsızlığını sağlamak yerine; karşı olduklarını, yanlışlıklarını dile getirdikleri “düzeni” daha da “düzensiz” hale getirdiler.

Onlar iktidar olup yönetimi devralınca yıllarca bahsettikleri iktidarın yasama erkini ezme yada daha yumuşak bir değişle etkisi altına alma düşüncesini yok etmek yerine kendilerinden önce iktidar olanlardan çok daha fazla sahiplendiler. İktidar yandaşları dışındaki herkesi özellikle de kendilerine ayak bağı olacaklarını düşündükleri kişileri harcama konusunda geçmiş iktidarlara taş çıkarttılar.

İktidarın el değiştirmesi yargı erkinin yürütme erkinden bağımsız hareket etmesini sağlamadığı gibi on yıllar öncesinden gerçekleştirilen ve bugünlerde meyvesinin toplandığı kadrolaşma sayesinde iktidarın bir organı gibi çalışmaya başladı.

“Bugün yargı bizimle birlikte bağımsızlığını kazandı, demokrasi bizim sayemizde bu topraklarda yeşerdi”

diyen AKP’liler kendilerine karşı da halka karşı da dürüst davranmamaktadır.

Yargının cezaya dönüştürülmemesi düşüncesi iktidarla içli dışlı olan Deniz Feneri sanıkları için uygulanıyorken halkın gücünü ve olurunu arkasına almış tutuklu milletvekilleri için işletilmemesi yargının bağımsızlığı konusunda kuşkuya düşmemize neden olmaktadır.

Eğer günümüzde AKP sayesinde “üstünlerin hukuku değil; hukukun üstünlüğü”ne kavuşabilmiş olsaydık gizli bir dokunulmazlığa sahip bir takım devlet memurları yargı önünde hesap veriyor olmaz mıydı? (Hırant Dink cinayetini hatırlayın)

Bugün “yargı erki iktidardan tamamen bağımsızdır” cümlesi doğru olsaydı; emniyetteki malum kadrolaşmayı deşifre eden kişiler hapiste olur muydu?

Ne yazık ki günümüzde hala Yargı, halktan değil; iktidardan yanadır.

Öyle olmasaydı; 12 Eylül Amerikan darbesini gerçekleştirenler, e-muhtıra verenler bugün hala tutuklanmamışken darbeye teşebbüs ettikleri iddiasında bulunan kişiler iddianamelerinin hazırlanmasını 2 yıla yakın bir süre hapishanede beklemek zorunda kalmazdı.

Yada üst düzey askeri personelin de aralarında bulunduğu nice subay terörist damgası ile yaftalanıp hapse atılır mıydı?

Neticede daha önceki hükümetler TSK ile sorun yaşamak istemediği için dışkı yedirme gibi insanlık dışı eylemler cezasız kalırken “Özel” paşaya kadar TSK ile sorunlu olduğu her demeçlerinden belli olan yürütme erki yargı erki üzerinde tahakkümünü devam ettirdiği için temiz ordu mensupları dahi içeridedir.

Eski Genelkurmay Başkanının “terör örgütü lideri” olma gibi akıl dışı bir suçlamayla tutuklanması AKP çevrelerince demokratikleşmenin meyvesi olarak sunulmaktadır.

Eğer gerçekten yargı erki yürütmeden bağımsız hareket edebilse ve bu ülkemizde artık herkese “dokunulabildiğinin” kanıtı olsaydı; Cumhurbaşkanı “kayıp trilyon” davası nedeniyle yargılanmalı, haklarında onlarca fezleke bulunan AKP’li eski milletvekilleri bugün yargı karşısına çıkmalı, görevde olan milletvekillerinin ise sadece kürsü dokunulmazlığı olmalıydı.

Oysa “sözde” bağımsız yargı “ötekiler” iktidara geldiğinden beri “bindirilmiş kıtalara” yönelik faaliyetlerde bulunmakta, AKP’ye yakın veya AKP ile ilişkili hiç kimseye dokunmamaktadır.

Ve bunun adı “demokrasi” değil; “AKP’nin ileri demokrasisidir!”





Açık İstihbarat @ 2012