Sol Entellektüellerin Yapışkan Dini : Psikaanaliz - Kaan Arslanoğlu
Badiou da şöyle bir geçerken ders veriyor Batının söz konusu hahampazları “Arap Baharı”nı da büyük çoğunlukla takdis ettiler. “Özgürlük” denince akan sular durur, değil mi ya. Bu arada Kaddafi’ye de diktatör damgası vurup biletini kestiler. Yaşasın demokrasi kahramanı NATO!new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponscialis coupons printable link discount prescription drug cardcialis forum cialis prodaja cialis bez receptaarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cenaabilify abilify alkohol abilify
|
Freudculuk
veya psikanaliz dünya
ölçeğinde entelektüellerin, özellikle solcu olanların açık
arayla en çok benimsenen dini. Freudculuğun neden bilim dışı salt bir hurafe olduğunu, nasıl onun yalnızca itikada ve zihinsel teslimiyete dayandığını burada açımlamayacağım. Daha önce bunu yüzlerce sayfa yazdım. Benden önce ve benimle birlikte çok kişi yazdı. Bilimsel psikolojinin ve psikiyatrinin Freudcu dogmaları çürüten abartısız binlerce kanıtı yayınlandı. Ancak, bunların hepsi boştur, işe yaramazdır. İnanç karşısında bilimsel ispatın hiçbir değeri yoktur çünkü. Problem zaten tam da bu noktadadır. Söz konusu
düşünürler ve onları izleyenler karşı fikirleri neredeyse hiç
görmezler, okumazlar, duymazlar. Zorla gözlerine sokulduğunda
ortak tepkileri şudur, umursamaz ve kibirli bir edayla: Aslında büyük
bölümü ne psikiyatriden anlar, ne psikoloji bilir. Bunu açık itiraftan
da çekinmezler. Çünkü önemli değildir herhangi bir bilimde ayrıntılı
derinleşmek onlara göre. Kanıtların da hiçbir işlevi bulunmaz
zihinlerinde. Psikanaliz uygulayan hekimlerin yararsız ve şarlatan olduklarını söylemiyorum. Öyleleri de vardır içlerinde, ne ki çoğunluk hastalarına az ya da çok bir yarar sağlar. Çünkü psikoterapi başlı başına ayrı bir disiplin, ayrı bir insan iletişimi kanalıdır. İnsan, iletişimin her türlüsünden belli bir fayda görebilir. Hatta bırakınız terapisti, hocaya gitmekle belirgin fayda gören hastalar çoktur. Fakat günümüzde psikiyatristlerin çok büyük bölümü çok daha etkili başka psikoterapi yöntemleri uygulamaktadır. Benim üstünde
durduğum bilinç uyuşması veya yanılması, felsefede,
siyasette ve edebiyatta karşımıza çıkan psikanalizle ilgili olanlardır.
Dünya ölçeğinde entelektüellerin en yaygın LSD’sidir Freudculuk. Hayal gördürür. Olmayanı onaylattırır, üstüne binlerce çeşit madde dışı, gerçek dışı fantezilere olanak yaratır. Dünyaca bu denli kabul görmesi, entelektüel ve özellikle sol-liberal entelektüel kafaların işleyişine en uygun dinsel öğreti olmasındandır. Psikanaliz, entelektüelleri biat kültürüne karşı bir havaya sokarak biat ettirendir. Herhangi bir
düşünür veya siyasetçi, kuramının, tezinin, savının ayaklarından birini
psikanalize bastırıyorsa ona kuşkuyla yaklaşın. Ta baştan 10 üstünden 3
puanı düşün değerlendirmenizde. Çünkü söylediklerinin ortalama üçte
biri Freudcu mezmurlardır. Marx Neden Haklıydı? Örnek olsun
diye Terry Eagleton’un “Marx
Neden Haklıydı?” kitabını ele alalım bu
açıdan. Her şeyden önce bir duygumu belirtmeliyim: Örneğin Eagleton, Marx’ta “insan doğası” kavramı vardır, diyenlerden. Kafalar öyle karıştırıldı ki, Eagleton’un bunu demesi mi faydalı, dememesi mi, kestiremiyorum. Eagleton aslında çok tipik biçimde Avrupalı entelektüel tavrı sergiliyor. Tuzu kuru, kibirli, hayatın ve mücadelenin içinde bulunmak gibi bir kaygısı asla yok, nasıl olsa her şeyi biliyor ve doğru görüyor. İstediğini rahatça söylüyor. Kanıta ve gerçeğe dayanma sıkıntısı hiç bulunmuyor. Salla sallayabildiğin kadar, sırtında yumurta küfesi taşımıyor ya! Bildik Avrupalı entelektüel Marksist (ve tabii onlardan tercüme Türkiyeli liberal solcu) söylemleri yinelemekle felsefe yapabileceğine inanıyor. Tezler
bellidir: Mao’yu, Stalin’i bu kadar yerden yere vuruyorsun da be adam, üstelik insan doğası denen şeyi de kabul ediyorsun, bu insanla bu kadarı mı olur, daha iyisi nasıl oluru niye tartışmıyorsun? Kendi kafandaki “cennet sosyalizmi” hayaliyle niye karşılaştırıyorsun var olmuş olanı? Bunun felsefi idealizmden başka bir şey olmadığını nasıl göremiyorsun? Cevabı
açıktır: Bir noktada beynini teslimiyete kaptıran artık hiçbir noktada
gerçeği görmez. Kafaları
dardır: Sosyalizmi eşitlikçilik ve bilinçli planlama
olarak görmezler. Badiou da şöyle bir geçerken ders veriyor Batının söz
konusu hahampazları “Arap Baharı”nı
da büyük çoğunlukla takdis ettiler. Bakın Badiou Cumhuriyet’e verdiği 11.12.2011 tarihli demeçte ne diyor: “(Soru) Sizin ‘Doğu’nun rüzgârı Batı’nın rüzgârını süpürecek’ konulu bir makaleniz var. Bundan neyi kastediyorsunuz? A.B.- Bunun birbirinden farklı, ama belki de değil, iki anlamı var. Öncelikle şunu kastediyorum: Yaşlı Batı’nın egemenliğinin yavaş yavaş zayıflamakta olduğunu herkes görüyor. - (Soru)Arap Baharı nedeniyle mi? A.B.- Sadece o değil. Bir kere Çin’in, Hindistan’ın gittikçe artan gücü apaçık gerçekler. Aynı şekilde dünyanın başka bölgelerinde de artık Batı egemenliğini tehdit etmeye başlayan güçler oluşuyor. Özetlemek gerekirse bugün ortaya çıkan güç artık Batı’nınki değil. İkinci anlamı da şu: Stratejik bölgelerde varlıklarını sürdüren Arap ya da Müslüman ülkelerin bir zamanlar Batı egemenliği altında güçlerine güç katan yönetimleri birer birer devrilmeye başladılar. Yakın gelecekte bu ülkelerin Batı’dan daha bağımsız hale geleceklerini düşünüyorum. (Soru)- Peki, bu bağımsızlık hareketlerinin sınırlarını tahmin edebiliyor musunuz? A.B.- Kim bilir? Bugün Arap Baharı’nı yaşıyoruz. Ama bu baharın yazı ne zaman ve nasıl olur? Bu bir soru işareti. Ama görebildiğim, artık rejimleri değişmeye başlayan bu ülkelerin yeni yönetimleri Batı’ya çok daha az boyun eğer olacaklar.” Demek
Badio’nun durduğu yerden öyle görünüyor. Bizlerse çıktığımız ağaçtan
farklı bir eylem görüyoruz: “Batı”ya direnen, uluslararası kapitalizme direnen ciddi bir güç görebiliyor musunuz şu anda? Siz göremeseniz de hahampazlar görüyor. Umarız onların istihareleri doğru çıkar. Olmayan üstünden siyaset yapabilmektir psikanalitik felsefe.
|
||||