Aslında Ne Oldu? - Şebnem Özbek / Açık İstihbarat
Sene 1952’ye geldiğinde ise; 721 şehit vererek ve aslında Anayasaya aykırı olmasına rağmen, Menderes Hükümeti tarafından gönderildiğimiz Kore Savaşının ödülü olarak NATO'ya girdik. Hemen ardından; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimiz, NATO tarafından "Fulda Boşluğu" ilan edildi ve Türkiye'nin; bu bölgeye yatırım yapması, olası bir sıcak savaş durumunda; Sovyet ordularının gireceği ilk bölge olacağı sebebiyle NATO'nun isteği ve uluslararası güvenlik anlaşmalarıyla yasaklandı. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadanew prescription coupons sporturfintl.com online cialis coupons
|
“Fransızlar;
Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep ve Kahramanmaraş'ın kendi ellerinde
olmasını zaruri görmüşlerdi. Ama biz buna müsaade etmedik. Fransızlara
karşı barışçıl bir politika sergiliyoruz. Ancak buna rağmen Fransızlar
daima uyanık ve endişeliler. Atatürk;
Fransızların özellikle Suriye sınırında faaliyette bulunduğu, buradaki
halkı Suriye'yi örnek göstererek ayrılma yönünde kışkırttığı, bu yüzden
bölgenin kalkınmasına öncelik verilmesi gerektiği konusunda, İsmet Paşa
ile hemfikirdi. Gördüğünüz gibi
Alman Ortadoğu uzmanı, Kurt Ziemke'nin Sene 1952’ye geldiğinde ise; 721 şehit vererek ve aslında Anayasaya aykırı olmasına rağmen, Menderes Hükümeti tarafından gönderildiğimiz Kore Savaşının ödülü olarak NATO'ya girdik. Hemen ardından; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimiz, NATO tarafından "Fulda Boşluğu" ilan edildi ve Türkiye'nin; bu bölgeye yatırım yapması, olası bir sıcak savaş durumunda; Sovyet ordularının gireceği ilk bölge olacağı sebebiyle NATO'nun isteği ve uluslararası güvenlik anlaşmalarıyla yasaklandı. Bölgeye yatırım
yapılmasının yasaklanması gibi Amerika'nın, 1945'li yıllarda bölgedeki
etnik ayrımcılığı körükleme girişimlerini rafa kaldırmasının nedeni de
Sovyetlerdir. Rusların artık tehdit oluşturmadığı soğuk savaş sonrası ise Türkiye'nin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesine elinden geldiğince yatırım yapıp, GAP gibi projeler üretmesi, bölge halkına eğitim ve sağlık götürmeye çalışması, Amerika tarafından legal yollarla engellenmeye, Suriye ile su krizleri yaratılmaya çalışılırken, aynı zamanda PKK gibi illegal terör örgütleri ile de engelleme girişimleri devam ettirilmiştir. Dikkat edilirse, Sovyetler dağıldıktan ve soğuk savaş süreci sona erdikten sonra PKK; o güne kadar yürüttüğü stratejiden vazgeçmiş(!) bölgeye yapılan yatırımları sabote eden terör eylemlerine son vererek sadece can almaya yönelmiştir. Aynı zamanda
gene Sovyetlerin dağılması ile birlikte, Türkiye'mizde etnik
ayrımcılığı körükleyen; sözde aydınlar ve yazarlar yeraltından çıkmış,
emperyalist uşaklığı görevlerine geri dönmüşlerdir. Bu uşaklık AKP’nin
ikinci kez tek başına iktidar olması ile birlikte doruğa çıkmıştır. Irak’tan
çekildikten sonra bölgede kaosun baş göstermesi, düşman İran’ın Şii
nüfusu etkisi altına alması, katliamlar yapan Kürtlerin hamisiz kalması
Amerika için; Türkiye kozunu sahaya sürme vaktinin geldiği anlamını
taşımaktaydı. Amerika bunun
için “terörle mücadelede ortak çalışma ve istihbarat paylaşımı”nı
kullanacaktı. Kendilerine
sonuna kadar güvenen Erdoğan; Amerika’nın verdiği istihbaratla 35
teröristi kanlı bir eylem gerçekleştirmeden vuracak ve bu durumu başarı
hanelerine medyanın büyük desteğiyle yazılacaktı. Netice itibariyle AKP,
geçmişte birkaç kez olduğu gibi bu sefer de Amerika’nın oyununa gelmiş
ve 35 kaçakçının ölümüne neden olmuştu.
|
||||