Tarih/Kültür22 Aralık 2011 00:00
Soykırım Yapan Devlet Neden Kendi Askerini Asar? - Ahmet Erhan Çelik
Osmanlı, Ermenilerin tehciri için bir kanun bir de uygulama yönetmeliği yayınlar. Yönetmelik hükümlerine göre Ermeniler taşınabilir malları yanına alırken, taşınmazları elinden çıkaracak ya da satamıyorsa devlete bırakacaktır. Tehcir mevzuatı Eskişehir'de de uygulanır. Ama bazı yerel eşraf, zabitanlar ve mülki görevliler Ermenilerin taşınmazlarına zorla el koymaya başlar ya da ucuza kapatırlar. Eskişehir Mutasarrıfı kanun ve yönetmeliğe aykırı davrananları tek tek tespit edip listeleri İstanbul'a Hükümete gönderir. renovation vejle link renova
|
Resmi ideoloji belli ölçüde gerekli ama her zaman ayak bağıdır. Aynen Türkiye'nin Ermeni tezlerinde olduğu gibi. Anlatacağım hikayenin kahramanı 1914 - 15 yıllarında Eskişehir'in Mutasarrıfı'dır. Mutassarrıfın adını hatırlayamıyorum. Dört yıl kadar önceydi. Eskişehir Mutasarrıfı'nın Babiali'ye yazdığı yazının fotokopisini resmi yoldan istedim. Devlet arşivlerinde tozlanan bu belgeyi o vakit ne yazık ki alamamıştım. Ama belgeyi okumama izin vermişlerdi. Belgeli olayın özü şöyle: Osmanlı, Ermenilerin tehciri için bir kanun bir de uygulama yönetmeliği yayınlar. Yönetmelik hükümlerine göre Ermeniler taşınabilir malları yanına alırken, taşınmazları elinden çıkaracak ya da satamıyorsa devlete bırakacaktır. Tehcir mevzuatı Eskişehir'de de uygulanır. Ama bazı yerel eşraf, zabitanlar ve mülki görevliler Ermenilerin taşınmazlarına zorla el koymaya başlar ya da ucuza kapatırlar. Eskişehir Mutasarrıfı kanun ve yönetmeliğe aykırı davrananları tek tek tespit edip listeleri İstanbul'a Hükümete gönderir. Benzer listeler başka vilayetlerden de gelir ve bin 600 küsür kişi İstanbul'da yargılanır, 67'sı idam edilir. **** Ezber bozan soru şudur: "Soykırım kararı alan ve yapan bir devlet "Ermeni malı çaldı", "Ermeni öldürdü" diye kendi memurunu asar mı?" Birleşmiş Milletler'in tanımına göre saldırgan devlet ya da erk kararlaştırılmış ve sistematik şekilde - anne karnındaki ceninleri bile hedeflerse buna soykırım deniliyor. Yani soyun kırılması ya da amaçlanması gerekiyor. 1915'te Ermeni bebeklere, hamile kadınlara ceninlere böyle bir zulüm oldu mu? Soykırım tezini savunanlarda cenin zulmüyle ilgili hikayeler var ama bilebildiğim kadarıyla bu iddialar belgeye, fotoğrafa dayanmıyor. Devlet arşivlerinde ise cenin meselesine yanıt olabilecek pek çok belge bulunduğuna eminim. Osmanlı, kayıt - arşiv kültürü kuvvetli devlettir. Savaş ve dağılma yıllarında bile her şey kayıt altına alınıyor. Mesela, İstanbul Divan-ı Harbi Örfi'ndeki (Sıkıyönetim Mahkemesindeki) yargılanmalara ilişkin soruşturma dosyaları gün ışığına çıkarılsa tahmin ediyorum pek çok yeni bilgiye ulaşılacaktır. Ne yazık ki pek çok kritik belge ancak geçen 8 -10 senede Türkçeleştirildi ve tasnif edildi. (En esaslı belge diye sunulan kanıt Arnold Toynbee'nin Mavi Kitabı'dır. Kitabın, İngiltere'nin 1910'lardaki propaganda servisi Wellington House'la ilgili hikayesini yarına bırakıyorum.) **** Bu noktada merak ediyorum, Türkiye Cumhuriyeti açık bir dille şu tezi neden savunmaz? "Evet doğrudur, binlerce ya da onbinlerce Ermeni tehcir uygulaması sırasında hayatını kaybetmiştir. Sorumluları şu mevkide bulunan amirler, askerler ya da yerel çetelerdir. Kanuna aykırı hareket edenler de yakalanabildikleri ölçüde yargılanmış ve idam dahil çeşitli cezalara çarptırılmıştır. Koca imparatorluğun dağılma evresinde zorunlu göç ettirilen Ermenilere de yeterli imkan sağlanmamıştır. Çünkü Fransa, İngiltere. İtalya gibi emperyalist ülkeler Osmanlıyı paramparça etmiştir. " **** Fransa Ulusal Meclisi Ermeni soykırımının inkarını cezalandıran yasa teklifi görüşürken, Ermeni lobisinin önemli ismi Patrick Deveciyan şöyle konuştu: "Türkiye'nin Ermeni soykırımını aslında 1919 yılında tanımıştır. Demokratik seçimle işbaşına gelen Osmanlı Başbakanı Damat Ferit Paşa soykırımı kabul etmiş, sorumluları cezalandırılmıştı. Yani artık bugün Türk devletinin bu inkarcılığı aslında kendi tarihini inkar ettiği anlamına geliyor." Deveciyan'ın söylediği olay 67 kişinin idamıdır. Ama mahkeme hükmü soykırım değil kanuna aykırı davranıştır. Dönemin özelliği ise Sevr Anlaşması'nın müzakere edildiği dönem olmasıdır. İşgalciler Damat Ferit'e Osmanlının parçalanması ve bağımsız Ermenistan'ın tanınmasını öngören Sevr'i dikte ettirmiş, anlaşma imzalanmış ama yürürlüğe girmemiştir. Yeni Türkiye Cumhuriyeti bu anlaşmayı kabul etmemiştir. Deveciyan'ın yaptığı safi demogojidir. Mesele demogojinin alıcılarını ikna edebilmek ve soykırım iddiasını siyasi araç olmaktan çıkarabilmektir. Aksi halde Fransa'nın "inkarın cezalandırılması yasası" veba gibi dünyayı sarar. Buraya kadar yazdıklarımı rahmetli Hırant Dink'in kardeşi Orhan Dink'in gazetelere yansıyan sözleriyle birlikte okumanızı tavsiye ederim. Çünkü dün teba olan Ermeniler bugün yurttaştır.
|
||||