Siyaset20 Aralık 2011 00:00

Çakırözer Üzerinden ABD Talepleri - Kaan Turhan / Açık İstihbarat

Araştırmaya göre, Türk halkı başkanlık sistemi istemiyordu. Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olması durumunda oy vereceklerin oranı %44 olarak saptanmıştı. Erdoğan'ı, köşke taşıma yolunda taşlar döşenmekteydi.  Amerikan taleplerinin Yasemin Çongar üzerinden iletilmesine alışmıştık, şimdilik görevi devralan Çakırözer'in başta gizlediği ve sonradan açıkladığı araştırma şirketi ya da merkezinin CIA güdümlü bir Amerikan düşünce kuruluşu olan IRI olduğu ortaya çıkmıştı. İhsan Dağı da konuya hakimdi. Amerikan talepleriyle örtüşen bir AKP iktidarı çabasını sağlamlaştırıyordu:

Çakırözer Üzerinden Amerikan Talepleri

Kaan Turhan - Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

20.12.2011


Bir bayan, “İyi de, Türkçe olimpiyatlarının tam sayfa reklamının Cumhuriyet’te ne işi var?”

diye soruverdi. Soru acıydı. Asla yönelik bir yanıt da gelmedi. Bir kez daha anlaşılmıştı ki zevahiri kurtarmaya çalışmak sonucu değiştirmiyor. Çünkü Cumhuriyetin bağımsızlığını, özgürlüğümüzü savunmaktır asıl iş! Öyle başlarsan adına yakışırsın; yoksa gerisi “adıyla aldatmak” oluyor.


demiş, Mustafa Yıldırım, son kitabı “The General”de.[1] 


Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer, ismini açıklamadığı ABD'li bir kuruluşun yaptığı anketi yayımlayarak, "Erdoğan sonrası hesaplar"ı gündeme getirmişti.

Ankete göre, seçmenler "Erdoğan’sız bir AKP'ye ilgi göstermiyor." Seçmenlerin yüzde 48'i "Erdoğan olmazsa AKP'ye oy vermem'' diyordu. 

Çakırözer üzerinden duyurulan, Türkiye'de oluşturulmak istenen yeni siyasal yapı ortaya çıkmaya başlıyordu. CHP, Aralık ayı başında Amerika'ya yine bir heyet göndermişti. CHP heyetinde yer alan Umut Oran:

“Mart ayında geldiğimizde şikayet dinliyorduk AKP hükümetiyle ilgili. Özellikle de İran ve İsrail konularında izlediği politikalar yüzünden AKP'ye çok büyük tepki vardı burada. Şimdi o hava yerini, 'yüzeysel' de olsa pozitif bir AKP algısına bırakmş. Otoriter yönelişin farkındalar ama ön plana çıkarmıyorlar.[2] diyordu.

Füze kalkanının Malatya'da kurulmasına ilişkin dayatmaları kabul eden AKP iktidarının dış politik yapıdaki diğer unsur olan, Suriye'yle ilişkilerin kesilerek Amerikan projesi olan “Esad gitsin” politikasına verdiği destekle AKP sempatisi, atlantik ötesinde kurulmuş görünüyor. Yahudi lobisi de Suriye'ye karşı yaptırımlarından ve füze kalkanı sürecinden memnuniyetini bildiyordu, CHP heyetine.

Çakırözer yine, 15 Aralık tarihinde de, Amerikan Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsü (IRI) tarafından yaptırılan kamuoyu yoklamasını duyurmuştu.[3]

Araştırmaya göre, Türk halkı başkanlık sistemi istemiyordu. Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olması durumunda oy vereceklerin oranı %44 olarak saptanmıştı. Erdoğan'ı, köşke taşıma yolunda taşlar döşenmekteydi. 

Amerikan taleplerinin Yasemin Çongar üzerinden iletilmesine alışmıştık, şimdilik görevi devralan Çakırözer'in başta gizlediği ve sonradan açıkladığı araştırma şirketi ya da merkezinin CIA güdümlü bir Amerikan düşünce kuruluşu olan IRI olduğu ortaya çıkmıştı.

İhsan Dağı da konuya hakimdi. Amerikan talepleriyle örtüşen bir AKP iktidarı çabasını sağlamlaştırıyordu:

“..geçen yıl 'Arap baharı' geldiğinde AK Parti yönetimindeki Türkiye'nin Arap Ortadoğu'su için model olabileceği yazılmaya başlandı. Libya'da Kaddafi'ye karşı alınan ortak tutum ve Suriye'ye yönelik Başbakan'ın sert açıklamaları Batı'da, özellikle de ABD'de eksen tartışmasını unutturdu. Hele NATO'nun 'füze kalkanı' projesine verilen destek bütün geçmiş anlaşmazlıkları kapattı. Şimdilerde Türkiye-ABD ilişkilerinin yeniden bir 'altın çağ' yaşadığı konuşuluyor, Obama ve Erdoğan'ın nasıl 'dost' oldukları yazılıyor.[4] 

Görünen yüzüyle, AKP’de “çatlaklar”, “yarılmalar”, “liderlik savaşları” yaşanıyordu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, önemsemesinden yakınarak hastalığından daha önce de haberi olduğunu anladığımız Erdoğan’ın ameliyatı ve yaşadığı rahatsızlık, AKP’de bir boşluk oluşturmuştu. ABD Başkan Yardımcısı Joseph Biden’in ziyaretinin ardından, Katar Emiri Şeyh Hamad Bin Khalifa Al Thani de Erdoğan’a sağlık sorunu nedeniyle iptal ettiği Katar gezisini ayağına taşıyarak ziyarette bulundu. KKTC Başbakanı İrsen Küçük ve eşi Gülin Küçük de ziyaretçiler arasındaydı. 

Erdoğan rahatsızdı ve Bülent Arınç: "Ben Tayyip Erdoğan'a bile biat etmedim" diyor, atlantik ötesindeki vaiz Fethullah Gülen de :

“Sorumluluk altında bulunan insanlar hiçbir zaman ulu orta konuşamazlar. Bir hasta, sadece kendi hastalığı ile ilgili bazı mülâhazalar serdedebilir. Ama tabiplik disiplinini benimseyen bir tabip, şayet yaptığı yeminin hakkını vermeyi düşünüyorsa ve meslek ahlâkını benimsemişse hiçbir zaman kulaktan dolma malumatla konuşmaz/konuşamaz. Aksi takdirde yanlış bir ifadeyle, tedavi etmesi gereken bir hastayı çok daha ciddi komplikasyonlara sevk edebilir. Şimdi mesele, sizin dünyevî hayatınızı tanzim eden, uhrevî hayatınızda size ebedî saadetin yollarını gösteren, size sağlam bir ulûhiyet ve nübüvvet telakkisi kazandıran din meselesi olunca, bunun ne kadar ciddiyet isteyeceği açıktır. Böyle bir mesele, senede bir iki defa rehabilitasyon görmeden eski bilgilerle götürülemez.

Bazıları yirmi - otuz senedir insanlık yolunda koşturan bir dairenin içinde bulunabilir. Fakat beslenme mekanizması sağlam işletilmemişse turnikeye önce girenlerin bilgileri diğerlerinin on sene gerisinde kalabilir. Daha da acısı turnikeye önce girenlerin bunun farkında olmamalarıdır. Bu açıdan bir kere daha kefeni yırtıp, bir kere daha yeniden gömlek giyip, bir kere daha vira bismillah diyerek meseleyi yeniden ele alma, yeniden anlama ve yeniden tahlil etmeye koyulmamız iktiza ediyor. Yoksa hiç farkına varmaksızın pek çok yanlışlık içine girilir.

En çok yanlış yapanlar da kıdemine güvenenlerdir. Mübtediler onlara göre daha az yanlış ya-parlar. Çünkü onlar bir gözüyle yapacağı işe odaklanırken diğer gözüyle de önlerindeki rehberlere bakarlar. Fakat ne zaman ki, insanın zihninde “Bunca yıldır işin içindeyim. Ben de bir şeyler biliyorum…” mülâhazası oluşmaya başlarsa, bilmelidir ki, o çoktan işin dışına çıkmıştır, olup bitenlerin farkında değildir. İşte böyle bir duruma düşmemek için herkesin her sene bir iki defa bir araya gelerek, müktesebatını, işin neresinde durduğunu, ne tür hatalar yaptığını gözden geçirmesi, aynı hataları bir daha yapmamak için alınması gereken tedbirleri ve gelecekte yapılması düşünülen iş ve projeleri müzakere masasına yatırması gerekir.
[5] diyordu.
 

Yeniden gömlek değiştirmek, yeni bir siyasi oluşumu işaret edebilir ya da mevcut AKP kadrolarında cemaatçi bir operasyonla bağımlı yapılar “turnike”den hızla geçenleri eleyip, ağır ve emin adımlarla “turnike”ye yaklaştırılıp, sahaya inen “ağır top” da olabilir.

İlk gelen çünkü, Gülen'in deyimine göre hızlı hareket etmiştir. Ama işi bilenler de vardır demektir bu “turnike” eğretilemesi.

 
Ayhan Çarkın'ın ifadeleriyle yürüyen, faili meçhuller soruşturması, sözümona derinleştiriliyor.

“Bozacının şahidi şıracı” deyimini hak eden süreçte; Eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür’ün ifadesi alınıyordu. Kirli işlerin mimarlarından olan Eymür, pisliklerin derinliğinde iskambil oyuncusuydu. Blöf, hile, suç, kirli siyaset, cinayetle donanan bir oyundu iskambil.

Ardından cemaatin önemli isimlerinden Gülerce:

“geçmişteki kutuplaştırma provokasyonlarının hepsi soruşturulmalıdır. Sivas'ın, Çorum'un, Maraş'ın dosyaları açılmalıdır. "Gerçekler ortaya çıksın, kim incinecekse incinsin" diye feryat edenlerin sesine kulak verilsin. Uğur Mumcu'nun, Çetin Emeç'in, Abdi İpekçi'nin, Doğan Öz'ün, Turan Dursun'un, Musa Anter'in, Necip Hablemitoğlu'nun, Eşref Bitlis'in, Hrant Dink'in, Muhsin Yazıcıoğlu'nun katledilmesi için emir verenlerin hepsine ulaşılsın.[6]

Talimatname”sini kaleme alıyordu.

 18 Aralık'ın 9. yıldönümünde, portakal çiçeğine gömülen bir Türk aydınının katlinde, masonlar bildiri sunmaktaydı.

“Tarikat, Siyaset, Cinayet, Masonlarla Elele”
Necip Hablemitoğlu'nu anıyordu.

Gülerce'nin “talimatname”sinden süzülen görevler yerine getirilecekti. Geçmişin pislikleri, sürekli darbe Ergenekon potasından geçirilerek, işin arkasındaki “masonik” ilişkiler örtülecekti. 
 



[1]
              Mustafa Yıldırım, The General Karanlık Vadilerde Şeyh-NATO İttifakı, Ulus Dağı Yayınları, Ekim – 2011.

[2]              Utku Çakırözer, ABD'nin AKP'ye Bakışı Nasıl Değişti?, Cumhuriyet, 14 Aralık 2011

[3]              Utku Çakırözer, Kuşku Artıyor, Cumhuriyet, 15 Aralık 2011

[4]              İhsan Dağı, Amerika ile 'sıfır problem', Zaman, 13 Aralık 2011

[5]              http://www.herkul.org/kiriktesti/index.php

[6]              Hüseyin Gülerce, Alevi meselesinde Sünnilerin sorumluluğu.., Zaman, 07.12.2011






Açık İstihbarat @ 2011