Sen Ne Söylediğinin Farkında mısın Can Ataklı? - Açık İstihbarat
"Ergenekon" iftirasının sanıkları, dört yıl önce, daha ilk duruşmalarda "Burada Öcalan için rehin tutuluyoruz, bu süreci teröristbaşının affına götüreceksiniz" dediklerinde, davanın ana amacını deşifre eden bu yaşamsal saptamanın neden senin köşende bile yer bulamadığı şimdi anlaşılıyor. Yüz kişinin okuduğu bloglara bile ağır baskıların yapıldığı bu faşizm sürecinde, tartışma programlarına "ulusalcılar" adına neden sahneye sürüldüğün, yeni vesayetin Emniyet subapları Nagehan Alçı ve Rasim Ozan Kütahyalı ile neden karşılıklı çelik- çomak oynadığınız da öyle... levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesacheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis coupons printable link discount prescription drug card
|
Aslında farkındasın... Belki de baştan beri farkındasın... "Ergenekon" iftirasının sanıkları, dört yıl önce, daha ilk duruşmalarda "Burada Öcalan için rehin tutuluyoruz, bu süreci teröristbaşının affına götüreceksiniz" dediklerinde, davanın ana amacını deşifre eden bu yaşamsal saptamanın neden senin köşende bile yer bulamadığı şimdi anlaşılıyor. Yüz kişinin okuduğu bloglara bile ağır baskıların yapıldığı bu faşizm sürecinde, tartışma programlarına "ulusalcılar" adına neden sahneye sürüldüğün, yeni vesayetin Emniyet subapları Nagehan Alçı ve Rasim Ozan Kütahyalı ile neden karşılıklı çelik- çomak oynadığınız da öyle... Demek ki artık ulusalcı kesime "Ergenekon kabak tadı verdi, Öcalan'ı da kapsayan bir af çıkarıp hep beraber kurtulalım" dedirtmenin zamanı gelmiş. "Öcalan siyasi liderdir" yazıları yazarak misyondan rol kapan çapsızların girişimi yeterli olmamış ki şimdi "ünlü ekran yüzlerinin" ağzıyla operasyon yapılıyor... Konu, Vatan gazetesi yazarı Can Ataklı'nın 15.12.2011 tarihli köşe yazısı... Ataklı özetle şöyle diyor: "Uzun tutukluluk tartışmaları kabak tadı verdi, Ergenekon ve Balyoz davaları bir an önce sonuçlandırılıp cezalar verilsin. Sonra da bir genel af çıkarılsın...." Ve ekliyor Ataklı: "Sonuçta bu aftan Apo da yararlanabilir mi? Eh o kadar kusur kadı kızında da olur..." Can Ataklı.; Sen, Ergenekon sanıkları adına onlara yargı kararıyla "terörist" damgası vurulmasını isteme hakkını nereden buluyorsun? Kriminal tiplerle birlikte Ergenekon çuvalına atılmış ve üzerlerinde her türlü hukuksuzluk uygulanmış yurtseverlerin "Öcalan ile birlikte affedilmeye" razı olacaklarını neye dayanarak düşünüyorsun? Onlar adına bu onursuzluğa hangi hakla imza atıyorsun? Yazında hem "Yargıçlar delil olmadığı için karar vermekte zorlanıyor" derken, (yargıçların hiç de öyle bir sorunu yok ya..) hem de aynı yargıçlardan bu insanları "terörist" ilan edecek kararı vermelerini nasıl isteyebiliyorsun? Bu akılsızca çelişkiden yıllara dayalı yazarlığın adına hicap duymuyor musun? Netice: "Öcalan'a af" zehiri belli ki olgunlaşıp ballı meyvaya dönüştü. Geriye bu ihanet formülüne "dünden razı" ulusalcıların ortaya çıkması kaldı... Ve bu ihtiyaca binaen, Vatan gazetesi yazarı Can Ataklı, 15.12.2011 tarihinde aşağıdaki köşe yazısını yazdı... Vicdanın, Türk Milleti'nin ve tarihin dikkatine sunuyoruz... Açık İstihbarat --------------------------------------------------------------------------------------------- "Ergenekon ve Balyoz'da hızlı cezalar verip af çıkarılabilir- Can Ataklı Hani “Kabak tadı verdi” diye bir deyimimiz vardır. Uzun tutukluluklar hakkında başta iktidar temsilcileri olmak üzere her kesimden gelen beyanlar da işte aynen kabak tadı vermeye başladı. Cumhurbaşkanı uzun tutukluluklardan rahatsızlık duyduğunu açıklıyor. Meclis Başkanı “Uzun tutukluluklar demokrasimizi zedeliyor” diyor. Ana muhalefet uzun tutuklulukların cezaya dönüştüğünü söylüyor. Başbakan Yardımcısı vicdanının sızladığını beyan ediyor. Adalet Komisyonu Başkanı “Bu fazla oldu artık” diye konuşuyor. Cümle yandaşlarda bir vicdan muhasebesi başladı. Ünlü bir cemaat bile “Yok artık” beyanlarında bulunuyor. Demokratik kitle örgütleri “yetti ama” diye tepki gösteriyor. Mağdurlar zaten ilk günden beri mücadele veriyor. Sadece Başbakan’ın bu konuda bir sözü yok. Peki bunca tepkiye rağmen neden bu konuda hiçbir adım atılamıyor. Herkes rahatsız ama sıra çözüm bulmaya gelince “tık” yok. İşte tam bu aşamada Adalet Bakanı “Uzun tutukluluklar hakkında bir şey yapmak mümkün değil, çünkü bunu düzeltelim derken canımızı sıkacak başka gelişmelere neden olabiliriz” diyerek “Yargı süresinin kısaltılması için” bir proje hazırlamaya başladıklarını açıkladı. Ergenekon Davası 4 yılı geçti, Balyoz da ona yaklaşıyor. Bu davaların türevi başka davalarda da çok uzun süre harcadık. Peki yargılama aşamasında nereye vardık? Adeta yerinde sayıyor. Neden? Bana göre, mahkemeler ne kadar zorlasalar da davaları yürütemiyorlar. Çünkü uzun süredir tutuklu olan kişilerle ilgili belge, bilgi ve kanıtlar yeterli değil. Hâkimler karar aşamasına gelemiyorlar. Gelseler bile istenen miktarda ceza vermeleri adalete uygun olmayacaktır. Örneğin 4 yıldır tutuklu olan bir kişiye 8-12 yıl arası bir ceza verilirse, tutuklu kaldığı süre aynı zamanda cezasını karşılayacak. Beraat ya da daha az bir ceza verilmesi halinde onlarca kişinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitme ve büyük tazminatlar alma tehlikesi var. Yine bana göre, bu davalar, bir dönemden ve kişilerden intikam almak için başlatıldı. Medya aracılığı ile yapılan karalamalarla bu kişiler itibarsızlaştırıldı, küçük düşürüldü. Ancak bunlar ceza vermek için gerekli belge ve kanıt yerine geçmiyor. Hâkimleri sıkıştıran bu. Adalet Bakanı’nın “yargıyı hızlandıracağız” açıklaması ile artık eğrisine doğrusuna bakmadan herkesin yattığı süre göz önüne alınarak cezalar verilebilir. Böylelikle en azından “Bizi fazladan yatırdınız” iddiası ile AİHM’e gitme taleplerinin önüne geçebilir. Peki bu adaletli mi olur? Olmaz tabii. Ama onun da çaresi bulunur. Kişilerin sicillerinin temizlenmesi amacıyla bir af çıkarılır. Sonuçta bu aftan Apo’da yararlanabilir mi? Eh o kadar kusur kadı kızında da olur."
|
||||