Siyaset25 Kasım 2011 00:00

Necip Fazıl Resmi Kaynak mı?- Neval Kavcar

Erdoğan’ın bu çıkışının hedefi yelpaze gibi farklı. Tunceli’de CHP sarmalını kırmak istiyor. Ve belki de birkaç ay sürecek tartışmanın fitilini bizzat ateşliyor. ( (İsyanın bastırılış şekli ve yaşananlar, henüz savaştan çıkmış bir milletin haleti ruhiyesi içinde değerlendirilmeli. Ve her olay dönemi içinde irdelenmeli.) levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesnew prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponscoupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardssymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenakamagra link kamagra gel

Başbakan resmi kaynaklarda şu kadar kişi Tunceli’de öldürülmüş derken, Necip Fazıl’ın da adını geçiriyor. Konuşmalarını her kim hazırlıyorsa on üzerinden on. Çünkü o konuşma ile mütedeyyin kesime de hitap ediyor. Alevilere de.

Ateş çemberinden geçmiş bir millet zorlukla devletini kurduktan, sonra önce Şeyh Said isyanı ile sarsılıyor. (1925) Musul Kerkük’ü kaybediyor. Bu isyan dinî mi, etnik mi tartışmasına hiç gerek yok. Kökeninde İngiltere, hedefinde Musul/Kerkük petrolleri vardı. Netice de can Kerkük elden çıkıyor.

Tunceli’de yaşananları basit bir vergi hadisesine indirgeyen, Said-i Nursi tayfasına bir kez daha helal olsun diyorum. Kastamonu’da sürgünde olan Said Efendi de, Tunceli isyanıyla ilgili bilgileri an be an izliyor. Neden acaba? (Bugünlük sadece, neden acaba diyorum.)
 

Tunceli’deki isyanın başlangıcı, feodal düzeni terk etmek istemeyen ağalar. İsyan öncesinde tapu kadastro, ağaların elindeki mal varlıklarının ne kadarının halka ait olduğunu incelemeye alıyor.  Tunceli’de ayaklanma sadece 1836’da da olmuyor. Osmanlıda da aynı durum mevcut.

Erdoğan’ın bu çıkışının hedefi yelpaze gibi farklı. Tunceli’de CHP sarmalını kırmak istiyor. Ve belki de birkaç ay sürecek tartışmanın fitilini bizzat ateşliyor. (İsyanın bastırılış şekli ve yaşananlar, henüz savaştan çıkmış bir milletin haleti ruhiyesi içinde değerlendirilmeli. Ve her olay dönemi içinde irdelenmeli.)

Şahsım adına niçin özür dilediğini anlayamadım. Otuz yıl sonra da devlet adına “PKK ile mücadele ettikleri için özür dileyen” bir başkası çıkmaz umarım. Necip Fazıl başkalarından duyduğu, tevatür diyebileceğimiz olayları “Son devrin din mazlumları” kitabında yazmış. Görmeden, sadece ondan bundan duyarak. Başbakan Erdoğan, bize o tevatürleri anlatıyor.

Ne günlere kaldık ya Rabbi!

***

Necip Fazıl’ın Anlatımıyla İskilipli Atıf Hoca

İptidai Dahil Medresesi Umum Müdürü...Medreseyi kısa zamanda öyle ıslah ediyor ki, ismi her tarafa yayılıyor ve hem madde, hem de mana cepheleriyle örnek medresenin ne demek olduğu görülüyor. Ecnebiler bile bu örnek medresenin manzarasına hayran...

Bir gün Amerikan elciliğinden bir grup Atıf Hocayı ziyarete geliyor, ona İslamiyet hakkında sualler yöneltiyor ve ayrılırken ihtiramların en taşkınını gösteriyor. Gruptan yaşlı bir Amerikalı Atıf Hocaya şöyle hitap ediyor: — Keşke genç olsaydım da talebeniz sıfatıyla yanınızda kalsaydım. Sizden feyz alsaydım...

Dünyaca meşhur bir İtalyan müsteşriki de Şeyhülislamlık kapısına bas vurarak bazı suallerine cevap istiyor. Onu Atıf Hocaya gönderiyorlar. Atıf Hocayla saatlerce görüşüp ilmine hayran kalan mustesrikin sözleri:

— Ben Arap ve Hind illerini gezdim ve bir çok din alimiyle görüştüm. Hiçbiri beni sizin kadar doyuramadı. Yıllardır fikrimi harmanlayan en karışık ve girift meseleleri siz çözdünüz. Her tarafa yayılan şöhretinizin ne kadar haklı olduğunu simdi anlıyorum… ” (Necip Fazıl – İskilipli Atıf Hoca Bölümü – Son Devrin Din Mazlumları)
 

İstiklal savaşından sonra bu topraklardan kaçtığı dönemde ABD’den yardım isteyen Vahideddin’in saray sofrasında, kaşık çatalı batılılar gibi kullanan İskilipli Atıf Hoca’ya hayran kaldığını da öğreniyoruz o kitaptan. (Yabancılar İslam alimlerimizi bunca sevip, niye hâlâ kiliselerden, havralardan çıkmaz?)

Amerikalıların, İtalyanların hayran olduğu İskilipli Atıf Hoca’nın suçu neydi? Necip Fazıl’
ın o satırlarından sonra şüpheye düştüm. Günahı vebali Başbakanımızın. İskilipli şapka kanununa muhalefetten mi asıldı, metnini işgal kuvvetlerinin hazırladığı fetvayı desteklediğinden mi? Neydi o fetva?

“Yunan Ordusu halifenin ordusudur ona yardıma gelmiştir. Dolayısıyla İslam’
ın Ordusudur. Sakın ola ki Yunan Ordusuna karşı savaşılmaya zinhar günahtır dinsizliktir imansızlıktır."

Necip Fazıl’ın din mazlumu diye tanıttığı İskilipli bu fetvayı desteklediyse, o zaten gönüllerimizin darağacında sallanmakta. İstiklâl Mahkemelerine hiç gerek yok. “İşgalci Yunan ordusunu İslam’ın ordusu” sayan birine hoca demekse akla zarar. Necip Fazıl’ı zihnimde yeniden yapılandırma gereği duydum. Bunları eski Necip döneminde yazmıştı, 2. Fazıl dönemi farklıdır diyen varsa buyursun. Ne kadar ikna olurum orası ayrı.

Not:

Müsteşrik: Doğu memleketlerini, din, dil ve târihleri başta olmak üzere her yönden araştırıp tespite çalışan batılı ilim adamı.

İhtiram: Saygı.

Kaynak: www.haberiniz.com