AB17 Kasım 2011 00:00

Aman Allahım, Türkler Gidiyor! - Ali Rıza Özkan

Türklerin Almanya'da varlığının 50. Yılını ''kutluyoruz''! Happy birthday, Türke! Almanya ve tüm Avrupa ekonominin yeniden inşasında ve toplumsal refahın yükseltilmesinde son derece önemli katkılar yapan göçmen işgücüne devletin bakış açısını ele vermesi bakımından ibret verici bu ifşaat, Almanya'da ''Türklerin 50. Yılı'' başlığı altında kutlamalar yapılırken ortaya çıkınca, ilginç bir paradoks kendiliğinden gerçekleşmiş oldu. En azından, artık varlığımızın Almanya'da yetki sahibi ve genişliği tam olarak kestirilemeyen bir ''derinlik'' tarafından kutlama ile karşılanmadığını biliyoruz. discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardcialis coupons printable link discount prescription drug cardescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholcleocin 150 mg read cleocin 300 mgclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilobuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena

Aman Allahım, Türkler Gidiyor

Ali Rıza Özkan - Ha-Ber

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

17.11.2011


Uzun bir süredir Almanya güvenlik makamları tarafından ''seri katil cinayetleri'' olarak tanımlanan Türk dönercilerin öldürülmesi olaylarının ardında aslında Neo Nazi bir çetenin varlığıortaya çıktı. Bu cinayetleri işleyen çetenin aslında devletin ''derinliklerinde'' yardımcılarının olduğunun kanıtlanması,önümüzdeki dönemde, bilinen bir sırrın ifşası olarak neo nazi bağlantısına çok şaşırmayan ''göçmen kamuoyu''nda, büyük bir travmaya yol açacak.

Göçmenleri terörizme ederek sindirmek, korkutmak ve büyük olasılıkla ''gönüllü olarak ülkeyi terk etmelerini sağlamak'' isteyenlerin arasında, gerçekte onları, iş gücünden faydalanmak amacıyla, Almanya'ya çağıranların olduğunun anlaşılması, aşılması güç bir güven bunalımı doğuracaktır. Bunun toplumsal ilişkilere nasıl yansıyacağını hep birlikte göreceğiz.

Dikkat edilirse, tüm olayların başlangıcı olarak ''iki Almanya'nın birleşmesi'' tarihinin verilmesine özen gösteriliyor. Bu tarih, ''birleşmenin ortaya çıkardığı sorunların nasıl çözüleceğine'' ilişkin verilen kararlarda kuşkusuz, önemlidir. Ancak, göçmenlere yönelik şiddetin kaynağını açıklamaktan uzaktır. ''Birleşme'' öncesinde de var olan sözüm ona ''neo nazişiddet''in kaynağının da, keza ''derinliklerde'' aranması iddiası şimdilik çürütülmeyi bekliyor.

Türklerin Almanya'da varlığının 50. Yılını ''kutluyoruz''! Happy birthday, Türke!

Almanya ve tüm Avrupa ekonominin yeniden inşasında ve toplumsal refahın yükseltilmesinde son derece önemli katkılar yapan göçmen işgücüne devletin bakış açısını ele vermesi bakımından ibret verici bu ifşaat, Almanya'da ''Türklerin 50. Yılı'' başlığı altında kutlamalar yapılırken ortaya çıkınca, ilginç bir paradoks kendiliğinden gerçekleşmiş oldu. En azından, artık varlığımızın Almanya'da yetki sahibi ve genişliği tam olarak kestirilemeyen bir ''derinlik'' tarafından kutlama ile karşılanmadığını biliyoruz.

''İnsanlık tarihinin en yüce değerlerinin ortaya çıktığı ve yerleştiği mekân olarak'' kendisini göstermeyi pek seven Avrupa'nın aslında, kendisine yardımcı olan konuklarına karşı bile riyakâr ve hilebaz davrandığının anlaşılması, ''modern batı'' algısı üzerine yapılan tartışmalara da bir katkı sağlayacaktır.

Tüm olguları yan yana getirdiğimizde, Almanya'nın uzun vadede kaybeden taraf olacağını söylemek kehanet değildir.

Gitmemizi mi istiyorsunuz? Peki, gidelim!

Bunun sonuçlarına katlanacak ve bedelini ödeyecek hazırlığınız vardır, herhalde?

Almanya ekonomisinin ''kalbi'' otomotiv başta olmak üzere, endüstrinin en ucuza çalışan ve en yetişkin kadroları olan Türklerin ülkelerine dönüşüne hazır mısınız?

Küçük esnafların en yaygını olarak hem işsizliği gizleyen ve hem de perakende sektöründeki tekelleşmeyi kıran Türk girişimcileri kaybettiğinizde neler olacağına hazır mısınız?

Binlerce bilimciyi Türkiye'ye gönderdiğinizde hem bilimsel rekabette ve hem de eğitimde kaybetmeye hazır mısınız?

Türkleri göndererek, boşluğu eski Doğu Almanya'nın iş gücü ile kapatmak düşüncesi Almanya'da karar vericilerin ne kadar sığ ve ufuksuz kararlar alabildiğini göstermesi açısından da ibret vericidir.

Türklerin nasıl gönderileceğine karar verenlerin ise, eski geleneklere başvurmak dışında fazla fantezileri olmamasıda, Almanya adına ayrıca bir kepazelik yaratıyor. Nitekim, Angela Merkel'in bunun farkında olarak, olayı ''utanç verici'' şeklinde nitelediği anlaşılıyor.

Göçmenlere yönelik şiddetin arkasında derin güçlerin varlığının ortaya çıkmasının toplumsal hayata etkilerini hep birlikte göreceğiz. Ancak, yetkili makamlarda bulunan sorumluluk sahibi politikacıların, göçmenlerde yayılacak ''anti-Almanya'' duyguların zararlarını Almanya ekonomisinin ve siyasetinin karşılayamayacağını idrak etmesi gerekiyor. Tersine göç, bu tepkilerin belki de şiddetli dalgasını oluşturacaktır.

''Mio dio arrivano i turchi'' yani, ''aman Allahım, Türkler geliyor'' tümcesini İtalya kıyılarında yaşayan köylüler bir felaket parolası olarak kullanırmış.

Osmanlı devletine bağlı korsanların bu kıyılara her uğrayışı ürünlerin gasp edilmesi, kızlara harem için, erkeklere ise Enderun için alıkonulması demekmiş.

Bugün, özellikle de Almanya açısından, ''aman Allah'ım, Türkler gidiyor'' demek, ekonomik ve politik ilişkilerin yönünü göstermesi nedeniyle doğru ve yerinde bir felaket uyarısı olacaktır.



Açık İstihbarat @ 2011