Dünya15 Kasım 2011 00:00

Dünya Ekonomisinde Yeni Bir Düzene İhtiyaç Var - Uğur Civelek

Avrupa’da alınan önlemlerle bütçe açıklarının aşağı gelmesi mümkün değil. Avrupa kronik hasta. Tedavisi yok! Kademeli olarak bu sorunları yaşamaya devam edeceğiz. Şu ân bakıyoruz, Avrupa’daki enflasyon %3’ün üstünde, Amerika’da kezâ öyle. “Parasal genişleme”yle ağrı dindirmeye çalışıyorlar, ama bu parasal genişleme enflasyon yaratıyor. Hareket yeteneği de giderek daralıyor. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada

Dünya Ekonomisinde Yeni Bir Düzene İhtiyaç Var

Röportaj : Uğur Civelek  - Dergimiz

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

15.11.2011


Yunanistan’ın ve dolayısıyla Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu kriz G-20 Zirvesi adlı toplantılara damga vurdu. Öyle ki, Yunanistan Başbakanı’nın referandum kararı üzerine Fransa ve Almanya Yunanistan Başbakanı Papandreu’yu acil emriyle toplantının yapıldığı Cannes’a çağırdılar. Neler oluyor Sayın Civelek?

Bir; dünya ekonomisi, özellikle “gelişmiş” ekonomik bölgeler çok ciddi bir kriz içinde, çok ağır yapısal sorunları var. Bunları konuşmamaya çalışıyorlar. Ama üst düzeyde baktığımızda “güçlü ülkeler” de, “başkası benden daha kötü” diyerek durumunu daha iyi göstermeye çalışıyor; böyle bir ortam var.

Bu kırılganlık nedeniyle Yunanistan konusu ciddiye biniyor. Ne oldu? 2009 yılı son çeyreğinden beri Yunanistan’ı konuşuyoruz. Üstünü kapamaya çalışıyorlar, bir diğer taraf açılıyor. Kapamaya çalışıyorlar bir diğer taraf açıyor.

Avrupa’daki sorunun çok geniş olduğunu biliyoruz. Küresel Kriz aslında Doğu Avrupa ile başladı, altı ay sonra Yunanistan gündeme geldi. Portekiz, İrlanda, İtalya, İspanya derken; Avrupa çok hasta, rekabet gücünü kaybediyor. Gelir azalmasını engelleyemiyor.

Bankacılık Sistemi de çok hasta. Bu kırılgan yapıda herhangi bir şey sıkıntı yaratabilir. Onun için üstünü kapamaya çalışıyorlar. Geçtiğimiz hafta Yunanistan’daki yönetimin, siyasi iradenin hem “güvenoyu”, hem “referandum” demesi sigorta attırdı. Şu ân amaçlarının demokrasi olmadığı da açık. Kırılganlığın artmasını engelleyecek bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Yunanistan’da bir şeyler seferber oldu. Yunanistan’da Papandreu istifa etmedi, güvenoyu aldı. Ama referandum konusu gündemden çıktı. Ama muhtemelen erken seçim ufukta göründü.

Avrupa’da alınan önlemlerle bütçe açıklarının aşağı gelmesi mümkün değil. Avrupa kronik hasta. Tedavisi yok! Kademeli olarak bu sorunları yaşamaya devam edeceğiz.

Şu ân bakıyoruz, Avrupa’daki enflasyon %3’ün üstünde, Amerika’da kezâ öyle. “Parasal genişleme”yle ağrı dindirmeye çalışıyorlar, ama bu parasal genişleme enflasyon yaratıyor. Hareket yeteneği de giderek daralıyor.

Dünya ekonomisinin önümüzdeki yıllarda büyümeyi unutması gerekecek. Çünkü, “gelişmiş” olanlar büyüyemiyor. “Gelişmekte olan”lar da fazla ısındı. Bu sorunun nasıl çözüleceğini kimse bilmiyor. Ama herkesin bildiği bir şey var; uzlaşı lazım, yeni bir düzene, yeni kurallara, yeni kurumlara ihtiyaç var. Ama geçişin nasıl olacağını kimse bilmiyor. Orası büyük bir karanlık. Bir tek Yunanistan ile bunu açıklamak mümkün değil ama, “kırılgan” olunca her şey bahane oluyor.
 

Sarkozy dün bir açıklama yaptı: “Bizim için kırmızı çizgi çok açık; Avrupa ve Euro bizim anavatanımız. Korunması şart!” gelinen aşamada bu beylik sözlerin herhâlde bir anlamı kalmıyor sizin ifadelerinizden sonra.

Kesinlikle kalmıyor. Yunanistan’ın referandum yapmasına niye bu kadar sinirleniyorlar, onu açıklaması lazım. Yunanistan’ı gönderirlerse sorun çözülecek mi? Veya, Yunanistan malî önlemleri uygulayamazsa ne yapacaklar? Bu soruların yanıtlarını kendileri de bilmiyorlar, blöf yapıyorlar! Ne dediklerini bilmiyorlar, daha doğrusu. Sadece etrafa “güzel fotoğraflar” çektirmek, güven bunalımının ortaya çıkmasını engellemeye çalışıyorlar. Kısa vâdede günü kurtarıyorlar; sorunları çözmek onları aşıyor.


Türkiye’nin ekonomik tablosu hakkında düşünceleriniz?

Dünya ekonomisi çok kırılganken, herhangi bir ekonominin “iyi” ve “sağlıklı” olması mümkün değil. Türkiye ekonomisinde de önümüzdeki yıl ciddi açmazlar var. İhracat pazarlarımızın Avrupa’da daralma sinyalleri var. Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesindeyse siyasi istikrarsızlığın ne boyutlara ulaşacağını bilmiyoruz.

Bunun yansıması artı dünyada enflasyon yüksekken sermaye hareketlerinde daralma, riskten kaçınma eğiliminin de güçlenmesi söz konusu. Bu eğilimler de Türkiye’yi de durgunluğa itiyor. Ve Türkiye’de eğer ekonomi durgunlaşırsa, sorunlarımızın söylendiği gibi çözülmemiş olduğu açığa çıkabilir. Ben, orta vâdede, şu ânda olduğu gibi Türkiye’nin enflasyonda %5’i tutturup, %4 büyüyebileceğine inanmıyorum! Cari açığı da %8’in üzerine çekmek çok zor! Ve Merkez Bankası çok hedefli bir para politikası uygulamaya çalışıyor ama, onun işi de kolay değil!..

Açıkçası Türkiye’de önümüzü göremiyoruz!


Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz haftalarda açıklanan yeni vergi politikalarıyla ilgili beyanatlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Dünyada toplanan vergi çeşitliliğinde de Türkiye bir numara…

Şimdi, Türkiye’de vergi gelirlerinin %70’den fazlası, 74’e yakını dolaylı vergiler. Harcamalardan alınan vergiler… Böyle olunca “talep daralması”na hassasiyeti çok yüksek Türkiye ekonomisinin. Ve vergileri arttırarak bu zafiyeti ortadan kaldıramazlar. Burada ideali şu; Türkiye’nin rekabet gücü artar, gelirler artar; o ortamda beyana tâbi vergileri daha fazla almaya çalışırlar, yüksek gelirliden daha fazla vergi derler. Diğerlerinin yükünü azaltırlar. Ama bunu yapma şansları yok! Yapılan dolaylı vergi oranlarını “güncellemek”, “ayarlamak” yukarı doğru. Ama, eğer talep daralıyorsa, bunların yeterli olmayacağı kesin!





Açık İstihbarat @ 2011