|
|
Yunanistan’ın ve
dolayısıyla Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu kriz G-20 Zirvesi adlı
toplantılara damga vurdu. Öyle ki, Yunanistan Başbakanı’nın referandum
kararı üzerine Fransa ve Almanya Yunanistan
Başbakanı Papandreu’yu acil emriyle toplantının yapıldığı Cannes’a
çağırdılar. Neler oluyor Sayın Civelek?
Bir;
dünya ekonomisi, özellikle “gelişmiş” ekonomik bölgeler çok ciddi
bir kriz içinde, çok ağır yapısal sorunları var. Bunları konuşmamaya
çalışıyorlar. Ama üst düzeyde baktığımızda “güçlü ülkeler” de, “başkası
benden daha kötü” diyerek durumunu daha iyi göstermeye
çalışıyor; böyle
bir ortam var.
Bu kırılganlık nedeniyle Yunanistan konusu ciddiye
biniyor. Ne oldu? 2009 yılı son çeyreğinden beri Yunanistan’ı
konuşuyoruz. Üstünü kapamaya çalışıyorlar, bir diğer taraf açılıyor.
Kapamaya çalışıyorlar bir diğer taraf açıyor.
Avrupa’daki sorunun çok
geniş olduğunu biliyoruz. Küresel Kriz aslında Doğu Avrupa ile başladı,
altı ay sonra Yunanistan gündeme geldi. Portekiz, İrlanda, İtalya,
İspanya derken; Avrupa çok hasta, rekabet gücünü kaybediyor. Gelir
azalmasını engelleyemiyor.
Bankacılık Sistemi de çok hasta. Bu kırılgan
yapıda herhangi bir şey sıkıntı yaratabilir. Onun için üstünü kapamaya
çalışıyorlar. Geçtiğimiz hafta Yunanistan’daki yönetimin, siyasi
iradenin hem “güvenoyu”, hem “referandum” demesi sigorta attırdı. Şu ân
amaçlarının demokrasi olmadığı da açık. Kırılganlığın
artmasını
engelleyecek bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Yunanistan’da bir şeyler
seferber oldu. Yunanistan’da Papandreu istifa etmedi, güvenoyu aldı.
Ama referandum konusu gündemden çıktı. Ama muhtemelen erken seçim
ufukta göründü.
Avrupa’da alınan önlemlerle bütçe açıklarının
aşağı gelmesi mümkün değil. Avrupa
kronik hasta. Tedavisi yok! Kademeli
olarak bu sorunları yaşamaya devam edeceğiz.
Şu ân bakıyoruz,
Avrupa’daki enflasyon %3’ün üstünde, Amerika’da kezâ öyle. “Parasal
genişleme”yle ağrı dindirmeye çalışıyorlar, ama bu parasal genişleme
enflasyon yaratıyor. Hareket yeteneği de giderek daralıyor.
Dünya
ekonomisinin önümüzdeki yıllarda büyümeyi unutması gerekecek. Çünkü,
“gelişmiş” olanlar büyüyemiyor. “Gelişmekte olan”lar da fazla ısındı.
Bu sorunun nasıl çözüleceğini kimse bilmiyor. Ama herkesin bildiği bir
şey var; uzlaşı lazım, yeni bir düzene, yeni kurallara, yeni kurumlara
ihtiyaç var. Ama geçişin nasıl olacağını kimse bilmiyor.
Orası büyük
bir karanlık. Bir tek Yunanistan ile bunu açıklamak mümkün değil ama,
“kırılgan” olunca her şey bahane oluyor.
|
Sarkozy dün bir açıklama yaptı: “Bizim
için kırmızı çizgi çok açık; Avrupa ve Euro bizim anavatanımız.
Korunması şart!” gelinen aşamada bu beylik sözlerin
herhâlde bir anlamı kalmıyor sizin ifadelerinizden sonra.
| Kesinlikle
kalmıyor. Yunanistan’ın referandum yapmasına niye bu kadar
sinirleniyorlar, onu açıklaması lazım. Yunanistan’ı gönderirlerse sorun
çözülecek mi? Veya, Yunanistan malî önlemleri uygulayamazsa ne
yapacaklar? Bu soruların yanıtlarını kendileri de bilmiyorlar, blöf
yapıyorlar! Ne
dediklerini bilmiyorlar, daha doğrusu. Sadece etrafa
“güzel fotoğraflar” çektirmek, güven bunalımının ortaya çıkmasını
engellemeye çalışıyorlar. Kısa vâdede günü kurtarıyorlar; sorunları
çözmek onları aşıyor. |
Türkiye’nin ekonomik tablosu hakkında düşünceleriniz?
Dünya
ekonomisi çok kırılganken, herhangi bir ekonominin “iyi” ve
“sağlıklı” olması mümkün değil. Türkiye ekonomisinde de önümüzdeki yıl
ciddi açmazlar var. İhracat pazarlarımızın Avrupa’da daralma sinyalleri
var. Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesindeyse siyasi istikrarsızlığın ne
boyutlara ulaşacağını bilmiyoruz.
Bunun yansıması artı dünyada
enflasyon yüksekken sermaye hareketlerinde daralma, riskten kaçınma
eğiliminin de güçlenmesi söz konusu. Bu eğilimler de Türkiye’yi de
durgunluğa itiyor. Ve Türkiye’de eğer ekonomi durgunlaşırsa,
sorunlarımızın söylendiği gibi çözülmemiş olduğu açığa çıkabilir. Ben,
orta vâdede, şu ânda olduğu gibi Türkiye’nin enflasyonda %5’i tutturup,
%4 büyüyebileceğine inanmıyorum! Cari açığı da %8’in üzerine çekmek çok
zor! Ve Merkez Bankası çok hedefli bir para politikası uygulamaya
çalışıyor ama, onun işi de kolay değil!..
Açıkçası Türkiye’de önümüzü göremiyoruz! |
Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz haftalarda açıklanan yeni vergi
politikalarıyla ilgili beyanatlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dünyada toplanan vergi çeşitliliğinde de Türkiye bir numara…
| Şimdi,
Türkiye’de vergi gelirlerinin %70’den fazlası, 74’e yakını
dolaylı vergiler. Harcamalardan alınan vergiler… Böyle olunca “talep
daralması”na hassasiyeti çok yüksek Türkiye ekonomisinin. Ve vergileri
arttırarak bu zafiyeti ortadan kaldıramazlar. Burada ideali şu;
Türkiye’nin rekabet gücü artar, gelirler artar; o ortamda beyana tâbi
vergileri daha fazla almaya çalışırlar, yüksek gelirliden daha fazla
vergi derler. Diğerlerinin yükünü azaltırlar. Ama bunu yapma şansları
yok! Yapılan dolaylı vergi oranlarını “güncellemek”,
“ayarlamak” yukarı
doğru. Ama, eğer talep daralıyorsa, bunların yeterli olmayacağı kesin! |
|