Tarih/Kültür1 Kasım 2011 00:00

İnsan Kendi Kazdığı Kuyuya Düşer - Ramazan Rasim

Ayrıca bir insan, bu dünyadaki günahlarının kefaretini de, sevaplarının mükâfatını da bu dünyada değil Ahiret’te göreceğine inanarak mümin olur. Bunun aksini inananlara İslam değil Karma felsefesi hararetle tavsiye edilir. Kötülük yapana alevli şeytanın kumpas kurup, iyilik yapana beyaz sakallı dedenin yardım ettiği şeyden son din değil, iyi reyting yapacak bir STV dizisi çıkar. new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponscialis forum cialis prodaja cialis bez receptaclaritin mazilo claritinekombo claritin mazilomicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg

 İnsan Kendi Kazdığı Kuyuya Düşer

Ramazan Rasim - Taraf Gazetesi

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

01.11.2011



Eğer tekfir etmekten korkmasam, başımıza gelen her felakete “ilahi ikaz” diyen bazı Müslümanların (bu inancın Hıristiyan, Yahudi, hatta Hindular arasındaki versiyonlarını da Hz. Google’dan bulabilirsiniz) halen Zeus’a ya da Poseidon’a falan inandığını düşüneceğim.

Çünkü MÖ 4. yüzyılda yaşayan sokaktaki bir Antikçağ insanı da bir deprem olduğunda aynen böyle düşünürdü:

Demek ki Zeus ve Poseidon’u kızdırdık, ihmal ettik, sunakların (tapınakların) yolunu unuttuk. Hatta onlar da Tanrı bol olduğu için her felaket konusunda uzmanlaşmış ayrı bir Tanrı olduğuna inanırlardır.

Mesela deprem daha çok Poseidon’dan, kuraklık Zeus’tan, veba Apollon’dan bilinirdi.

Bunun o kadar doğrudan bir mesaj olduğuna inanırlardı ki, MÖ 4. yüzyılda pek çok savaşı bitirenin depremler olduğunu biliyoruz. Antik çağlardaki depremlerin ardından tapınaklar önünde oluşan uzun kurban kuyruklarının mozaiklerini falan görmüşlüğümüz var...

Sizi bilmem ama ben, bu antika çağdan 1000 yıl sonra gelip, bu Tanrıların Kabe’deki kumdan şubelerini yıkan Hanif bir dinin mensubu olduğuma inanıyorum.

Benim için tek “ilahi ikaz” da Kuran-ı Kerim.

Kuran, ikaz olarak da, ibret olarak da, nasihat olarak da biz Müslümanlara yeter. (İtirazı olan?)

İtikadımız odur ki; Allah son kez Hz. Muhammed’le konuşmuştur. Son sözünü ona söylemiştir. Allah sözünü söylemiştir ve sınav başlamıştır. Bu sınavda tüm kitaplar kapalıdır artık. Herhangi bir ilahi ikaz, sufle, kopya söz konusu değildir artık.

Eğer bu “ilahi ikaz” iddialarının kaynağı, Kuran’da uzun uzun anlatılan helak edilen kavim kıssalarıyla o felaketlerin hepsi peygamberlerin mucizeleridir, ibretliktir, Kuran’daki yerlerini de bu yüzden almışlardır ve en önemlisi kıyamete kadar hükmü sürecek son sözde yer aldıkları için tekrarları da söz konusu değildir.

Ayrıca deprem ilahi bir ikaz olsaydı, Allah’ın günahkârlara bir gazabı olsaydı dindar Van’ın değil Bodrum’un başına gelmesi, Müslüman Ace’nin, mazbut Japonların değil, mesela haftada bir Soho’nun, Manhattan’ın, Mikanos Adası’nın yerle bir olması daha adilane olurdu.

Ayrıca bir insan, bu dünyadaki günahlarının kefaretini de, sevaplarının mükâfatını da bu dünyada değil Ahiret’te göreceğine inanarak mümin olur. Bunun aksini inananlara İslam değil Karma felsefesi hararetle tavsiye edilir.

Kötülük yapana alevli şeytanın kumpas kurup, iyilik yapana beyaz sakallı dedenin yardım ettiği şeyden son din değil, iyi reyting yapacak bir STV dizisi çıkar.

Ayrıca Kuran “Herkesin kazandığı sevap kendi lehine, yüklendiği günah da kendi aleyhinedir” ve “Herkesin kazandığı kendisinedir. Hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenmez” der.

Yani Allah koskoca bir şehirdeki günahkârların bedelini masumlara ödetmez.

Bizim inandığımız Allah, 14 günlük Azra bebeği enkaz altında bırakıp ikaz edecek kadar gaddar değil, onu o enkazdan kurtaracak kadar rahman olan bir Allah’tır.

O yüzdendir ki bugün Zeus müzelerde ziyaret edilen bir heykelken, Allah her gün üç semavi dinden milyarlarca insanın rahmetine sığındığı tek rabbimizdir.



Açık İstihbarat @ 2011