Tarih/Kültür1 Kasım 2011 00:00

Neşet Ertaş'tan Nihat Doğan'a Nasıl Düştü Bu Ülke? - Açık İstihbarat

Aç adamın ambara düşmesi hikayeleridir bunlar. Yerken dozu kaçırır, yedikçe daha fazlasını ister Kendini "feylezof" zanneden , bir de utanmadan kendini Arif Sağ'lar, Neşet Ertaş'lar, Musa Eroğlu'lar ve Aşık Veysel'lerle aynı kefeye koyan Nihat Doğan vakası ise bir magazin konusu değildir. Nihat Doğan gibiler Türkiye'de her yeri ele geçirmiş olan vasatlar cuntasının ikoncanıdır. discount drug coupons site printable coupons for cialis

 Neşet Ertaş'tan Nihat Doğan'a Nasıl Düştü Bu Ülke?

Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

01.11.2011


Magazin dünyasının klasik zibidilikleri arasında sıradan bir vaka olabilirdi.  Ankara'da bakan, düğün, seks, "sanatçı", hayat kadını kelimelerinin yanyana geldiği ne ilk , ne de son vaka bu.

Bu haltı yiyenin ve haltın derecesine göre gerekirse devlet kurumları bile seferber olabilir örtbas etmek için. Ülkeye hizmet etme ideali ile göreve başlayıp, otel odasında kanlı çarşaf toplayıp, travestilere eskortluk yapmak zorunda kalan güvenlik bürokratlarına sorun bu hikayeleri. Nihat Doğan'ın hikayesi çerez kalır.

Aç adamın ambara düşmesi hikayeleridir bunlar. Yerken dozu kaçırır, yedikçe daha fazlasını ister

Kendini "feylezof" zanneden , bir de utanmadan kendini Arif Sağ'lar, Neşet Ertaş'lar, Musa Eroğlu'lar ve Aşık Veysel'lerle aynı kefeye koyan Nihat Doğan vakası ise bir magazin konusu değildir.

Nihat Doğan gibiler Türkiye'de her yeri ele geçirmiş olan vasatlar cuntasının ikoncanıdır.

Aslında küreyi ele geçiren vasatlığın Türkiye şubesidir.

İnsanlığı aptallaştıran ve sürüleştiren küreseller, toplumların önüne bu tarz oyun malzemeleri koyarak , insan fıtratının en has ürünü olması gereken düşünceyi, duyguyu ve edebi sıradanlaştırmakta, basitleştirmekte ve içini boşaltmaktadırlar.

Canlı yayında jenital bölgesine ağda yaptıracak kadar kendini mallaştıran Kardashian kardeşleri ABD'nin vitrininde tutan küresel vasatlığın Türkiye'deki şubesinin portföyü Nihat Doğan gibilerle dolu.

Aşık Veysel'i , Neşet Ertaş'ı , Arif Sağ'ı doğuran toprağın vıcıklaştığı noktada ortalığa sıçrarlar ve üstünüze başınızı aşağıdakine benzer sözlerle kirletirler...

"Porno skandalı çıkanlar devlet televizyonunda program yapıyor, anchormanlar sunuculuk yapıyor… Ama Nihat Doğan hemen asılıyor… Bu statükocu, ulusalcı bir takım medyanın bana karşı Faşitçe saldırısıdır… Ahmet Hakan bana siyasi açıdan yüklenmiş, kendisi Yalçın Küçük’ün kankası Soner Yalçın ile el ele kolkola olan birisi, Ahmet Hakan’ın bana yüklenmesi şimdiye kadar gördüğüm yüklenmelerin en kötüsü, en önemlisi…

“Başbakana Sesleniyorum”

İnternet yasasının mutlaka çıkaralım. Sosyal Medya denen ırkçı saldırıların çok olduğu, yalan yanlışın sınırsız olduğu bu canavarı dizginleyelim. Ben Anadolu çocuğuyum… Türkücüler suçlu mu, türkücü denince bunun içinde Arif Sağ, Aşık Veysel’de var… Türkücüler kötüymüş gibi gösteriliyor…"

Bu sözlerin kokusu ağırdır.

Nihat Doğan'ın ağız kokusu değildir bu. Bu çürümüş bir toplumun kokusudur.

Tayyip Erdoğan'ın başbakan,

Yiğit Bulut'un gazeteci yazar olduğu bir ülkede,

Nihat Doğan da böyle "türkücü" olur elbet.

Doktora tezinin kopya olduğu ortaya çıkınca bunu yayınlayanları "Ergenekoncu" olmakla suçlayan Ömer Dinçer'in Başbakanlık Müsteşarı/Bakan olduğu memlekette,

Nihat Doğan da "statükocu ulusalcı medyanın faşistçe saldırısından" bahsetmeye başlar.

"Statüko" ve "faşisti" bir başka cümlede kullan deseniz kullanamaz. 

"Nihat Doğan sakal gibidir, kestikçe daha gür çıkar" şeklinde yumurtlayıp tahrif ettiği sözün tarihte hangi vesile ile söylendiğini bilmez. O her türlü akıldan, izandan ve edebten muaf örnek bir ikoncandır. 

Yiğit Bulut'un utanmadan Başbakan'dan Internet'in sansürlenmesini isteyebildiği bir ülkede...

Zamparalığını eline yüzüne bulaştıran Nihat Doğan da, Internet'e sansür ister.

Uçkurunu toplayamadığı noktada, kendisini Somali'ye götürüp devlet sanatçısı muamelesi yapan Başbakanından uçkurunun perdelenmesini talep eder.

Nihat Doğan'ın uçkuru değildir bu. Bu ülkenin en derin çukurudur.

Vasatlığın küstahlıkla, gücün zavallılıkla harman olup bataklık gibi fokurdadığı bir çukur.
 
Aşık Veysel gibi bir dağdan , Nihat Doğan gibi bir çukura nasıl yuvarlandık bilmiyoruz.

Anadolu gibi bir toprak nasıl olur da bu kadar vıcıklaşabilir kestiremiyoruz.

Seyrediyoruz.

Gülerek, ağlayarak, kahrolarak, utanarak...

Yüzlerce yıldan beri bu toprakları vasata çiğnetmemek için şehitler düşen yüzbinlerden...

Türkülerini,  bu topraklarda esaret/sansür çağrısı için değil özgürlük çağrısı için söyleyenlerden...

Utanıyoruz...

Anadolu'yu Nihat Doğan'ın "türkücü" olabildiği küresel bir pavyona dönüştürenlerin asla utanamayacağı kadar.

Açık İstihbarat

Açık İstihbarat @ 2011