Siyaset14 Ekim 2004 00:00

‘Aydın’ dediğin adam beyinlere şiş sokar - Halit Kakınç

AB kapısındaki Türkiye’deki en önemli sıkıntılardan biri, ortak tarife uygun ‘Aydın’ların yokluğudur. Gerçek ‘Aydın’, beyinlere şiş sokan adamdır. Araştırandır. Sorgulayandır. Eleştirendir. Satın alınamayandır. Şu veya bu rejimin, ideolojilerin, herhangi bir ‘izm’in bendesi olmayandır. escitalopram i alkohol go escitalopram i alkoholmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mgdiscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cards

Dostlar, bu ikinci sayfa, beni değiştirdi. Her çiçekten bal aktarmaya çalışan ben, boğazıma kadar ciddiyet okyanusuna gark oldum. Haber yorum serpintilerinden uzaklaşıp felsefi analiz sellerine kapıldım.

Aslında fena da olmadı. Beynimde birikenleri pas tutmadan gün ışığına çıkarma fırsatı buldum. Ama tadını kaçırmayalım. Birkaç gündür devam eden toplumsal muhasebe yazılarını artık noktalayalım.

AB kapısındaki Türkiye’deki en önemli sıkıntılardan biri, ortak tarife uygun ‘Aydın’ların yokluğudur.

Gerçek ‘Aydın’, beyinlere şiş sokan adamdır. Araştırandır. Sorgulayandır. Eleştirendir. Satın alınamayandır. Şu veya bu rejimin, ideolojilerin, herhangi bir ‘izm’in bendesi olmayandır.

Türkiye’deki mürekkep yalamışları üç gruba ayırabiliriz: 1) Okuma yazma bilenler.

2) İyi ölçüde okuyup yazabilenler.

3) Aydınlar.

Hiç okumuyorlar veyaokunanı anlamıyorlar

Birinci grup kalabalıktır. Okuma yazmayı öğrenmişlerdir. 500 ile 1000 civarında bir kelime dağarcıkları vardır. Geçmişle ilgilenmez, geleceğe ilişkin kafa yormazlar. Yabancı dil bilmezler. Ortak özellikleri okumamaktır.

İkinci grup en tehlikelisidir. Bir parça okurlar. Ne var ki, okuduklarını ya hiç anlamazlar ya da yanlış sonuçlar çıkartırlar. Bilgi birikimleri sıfıra yakındır, fakat her konuda fikir sahibidirler.

Farklı yaklaşımları hiç ama hiç tanımadıkları için, karşılaştırma ve sentezlere varma gibi sorunlara yabancıdırlar.

Sağcı veya solcu olmaları hiç fark etmez. Çiğnenmiş sakızları devralırlar. Kullanırlar. Hiç düşünmedikleri halde, düşünce yorgunu geçinirler.

Türkiye’de ‘Aydın’ geçinenlerin yüzde 95’i bunlardandır.

Sürünün içindekara koyunlar

Sürünün içindeki kara koyunlar, beyinlere şiş sokanlardır. Bunlar okurlar, okuduklarını da anlarlar. Birkaç yabancı dildeki kaynaklardan yararlanıp, karşılaştırmalar yaparlar. Sağda veya solda gözükmelerinin özde hiçbir önemi yoktur. Çünkü resmi görüşlere daima muhalif, her zaman için marjinaldirler.

Karşıt gibi gözükenlerden örnek verelim. Osmanlı’da Ahmet Vefik Paşa da ‘Aydın’dı, Mithat Paşa da. Aynı şekilde Tevfik Fikret de ‘Aydın’dı Mehmet Akif de.

Cumhuriyet tarihine bakıyorum. Kemal Tahir, Cemil Meriç, Nazım Hikmet, Necip Fazıl gibi isimler ön plana çıkıyor. Daha sonraları Yalçın Küçük de, Şevket Eygi de, Attila İlhan da bu sınıfa giriyor.

Elbette sayamadıklarım da var. Hedef AB olsun veya olmasın, beyinlerimize şiş sokanların çoğalması gerekiyor.

Üretebilecekleri‘en cahil’ senaryo

Almanya’nın iade ettiği ‘Kara Ses’ Metin Kaplan, gizli servislerin üretebileceği en cahil ve en kötü bir senaryonun son ürünüydü. Babası Cemalettin Kaplan, iddialara göre Alman Gizli Servisi’nin hizmetine girmişti. Kendisinden istenildiği gibi ‘Öcü Örgüt’ oluşturdu. Normal müslüman cemaatleri de zora soktu. Şartlar iadesini gerektirdiği halde, ısrarla Türkiye’ye verilmedi.

Hep böyle olmuştur. Gizli servisler, ısmarlama yapay bir takım tarikatler oluşturur. Gerektiğinde kullanılmak üzere elde hazır tutulur. Ve bu yapay tarikatlar, bir süre sonra sipariş edenin de kontrolundan çıkar.

Tasavvuf’taki deyimi ile Hubb-u Riyaset, yani başolma sevdası, örgüt başlarını alır sürükler. Başlar, kendilerini yaratan örgüte bile isyan ederler.

Elleri tahta tüfekli bir dangalaklar sürüsü... Adları da hilafet ordusu. Kaba cahil. Hizbullah’tan bile daha ilkel. Hamisi gizli servisin bile canına tak etmiş olmalı ki, iadesinde hiç zorlanmadılar.

14.10.2004