|
|
25 askerimizin
şehit edildiği ve 18 askerimizin
yaralandığı; ABD güdümlü terörist PKK’nın eyleminden sonra, TSK’nın
başlatmış
olduğu operasyonlarda, yamdaş Star Gazetesi’nin haberine göre
“istihbarat
peşmerge”denmiş!
Haber şöyle:
“Irak
Kürdistan Demokrat Partisinin önemli
isimlerinden olan Neçirvan Barzani’nin Türkiye ziyaretinin ardından,
sınır
ötesinde PKK’ya karşı harekat yapan özel birliklere Peşmerge
güçlerinin
bilgi paylaşımında bulunduğu bildirildi.
Haftanin, Zap ve Hakurk bölgesinde yoğunlaşan operasyonlarda özel
birlikler
PKK’nın komuta kademesini etkisiz hale getirmek için nokta
operasyonlara
başladı. Cuma kod adlı Cemil Bayık, Cemal kod adlı Murat Karayılan,
Abbas kod
adlı Duran Kalkan ile Bahoz Erdal kod adlı Hüseyin Feyman’ın
etkisizleştirilmesi için Peşmerge güçlerinden alınan bilgiler anında
değerlendiriliyor. Zap bölgesinde komandolar bir çok alanda nokta
operasyon
yaptı.”
Bahoz Erdal
meselesi de
ilginçtir!
Suriye kökenli teröristin, PKK’nın son eylemlerinde belirleyici
etken olduğu, emri veren terörist başı olduğu haberleriyle; atlantik
ötesinin
Suriye’de Esad’ı devirme operasyonunda, figürân olarak kullanacağı
izlenimi
güçlenmektedir. Barzani’nin peşmergelerinin verdiği istihbaratla takibi
sürüyor. Sanki Bahoz Erdal, Suriye’den göz kırpacak; Türkiye de
atlantik
ittifakının Suriye’ye karşı operasyonel gücü olacak!
Peşmerge’nin
istihbarat verme konusunda iki bağımsız devlet varmış da askeri güçler,
komşu
ülkeler bağımsız kararlarla paylaşımda bulunmaktadır. TSK, Türk
Devleti’nin
askeri gücü, Barzani’nin peşmergeleri de sanki Irak’ın yani bölünmüş,
parçalanmış, iç savaş halindeki Amerikan işgal yönetiminin askeri gücü!
Öylesine
bir psikolojik harp uygulanıyor ki, donup kalıyorsunuz. PKK tasfiye
sürecine
ilişkin çözümlemelerimin sonucunda; ortaya daha tehlikeli bir yapı
olarak
çıkacak olan İsrail’leşmiş bir Irak’ın uluslarası kapsamda
tanınmasıydı. Süreç
bu yönde ilerliyor. Engel
olabilecek Suriye, İran gibi bölge ülkeleri kıskaç
altında eziliyor ve engellenmeye çalışılıyor.
TSK
yerine Emniyet’in (Özel Harekâtın) geçirilmesi, dağda hiçbir deneyimi
olmayan
özel harekâtçılarla terörle daha başarılı biçimde mücadele edileceği
basında
dillendirilip dururken; birden bir haber patlak vermişti. Güneydoğu’da
PKK
terör örgütüyle yapılacak mücadelede Jandarma, Emniyet kuvvetlerine
MİT’in de
istihbarat desteği sağlayacağı haberine yer verilmişti. MİT bu zamana kadar
sanki istihbarat desteği sağlamamış da yeni güvenlik yapılanmasında
devreye
girecekmiş gibi!
Bu
bir de öyle bir MİT’tir ki, Oslo’da Hakan Fidan’ın Afet hanımla
birlikte, PKK üst
kadrosunun masaya oturmasında ortaya çıkan PKK’yla görüşülebilirliği
sabitleyen
süreci de beslemiştir. Oslo görüşmelerini/konuşmalarını bizzat
sızdıranın
kendileri olması, Erdoğan’ın bizzat kendim o toplantıya gönderdim
dediği MİT,
Güneydoğu’da silahlı kuvvetlere istihbarat verecekmiş.
Oslo’da, Afet
hanım ne diyordu:
“Şehirlere
yerleştirdiğiniz mühimmatların hepsinden haberdarız!”
Kimi, neyle
tehdit ediyor? Kime hangi mesajı veriyor?
Bu MİT yönetimi altında toplanan
istihbaratı eyleme koyup, TSK’ya ve Emniyet’e verecek olan MİT, bu
mühimmatların yerlerini vs. biliyor. PKK’yı dikkatle izleyip, takip
teknolojisini kullanıyorsa; bu eylemler nasıl yapılıyor.
Başbakanlık’ın,
İçişleri Bakanlığı’nın, Jandarma Kriminal Dairesi’nin, Polis
Akademisi’nin
arkasında nasıl oluyor da bomba patlatılabiliyor?
Kırsal kesimde MİT
nasıl
çalışıyor da, gencecik Türk evlatları, Amerikan tetikçisi terör
mermilerinin
kurbanı oluyor?
Sözün ve
yazının bittiği yerde
silahla mücadele edilecekse, istihbarat paylaşımıyla işler çözülecekse,
bunun
peşmergenin değil de adı “milli” olan teşkilatlarla, gerçekten milli
analizlerle olması gerekmez mi?
Yoksa
MİT, daha önceden istihbarat vermediğini yansıttığı haberlerle, kendini
geri
konumda tutup, Irak’taki işgal yönetimini meşruiyetinin sağlanmasında
katkı mı
yapacaktır? Tıpkı, Türkiye’de PKK’nın meşruiyetinin,
siyasallaştırılması
sürecinin Oslo görüşmelerinin sızdırılmasıyla yaptığı gibi…
|