Muhsin Yazıcıoğlu Öldürüldü mü? - Ali Rıza Özkan
Çünkü, Kayseri valisi tarafından, Muhsin Yazıcıoğlu’nun yaşadığı yönünde yapılan açıklama üzerine kurtarma çalışmalarının sona erdirilmesi en kritik noktalardan birisi olduğu halde, hükümet bu konuda gereğini yerine getirmemiştir. Bilindiği gibi, olayın yanlış bilgi olduğu ortaya çıkınca, BBP yöneticileri, valiye bu bilginin askerden verildiğini öğrendiklerini öne sürmüşlerdir. Bugün itibarıyla, bu bilginin asker değil, polisten ve/veya MİT’ten geldiğini biliyoruz. Muhtemelen, hükümet bu bilginin kaynağını daha başından itibaren biliyordu. Ancak, eğer bir suikast iddiası dillendirilecekse, bunu güncel siyasi çıkarlar çerçevesinde değerlendirerek, Ergenekon ve/veya TSK ile ilişkilendirmek veya ilişkilendirilmesine ses çıkarmayarak, idari anlamda gerçek sorumluları saklamak ciddi bir suçtur. cleocin 150 mg read cleocin 300 mgarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena
|
Kısa bir süre sonra, merhum BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu´nu, ölümünün 1. yılında anacağız. Yazıcıoğlu´nun ölümünün üstündeki şüpheler bir yıl sonra azalmadı, tersine çoğaldı. Bizim de şüphelerimiz var: Bir
önceki yazımda, Sayın Erdoğan’ın iddiasının aksine, AKP döneminde
hiçbir önemli suikastin aydınlatılamadığı, hatta bazı suikastlerin
özellikle örtüldüğü kuşkusunun doğduğunu belirtmiştim. BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu ve aynı helikopterde bulunan diğer beş kişinin hayatını kaybettiği kazanın ardından, özellikle hükümet kanadında görülen telaşı, pekçok kimse siyasi sorumluluk olarak nitelemişti. Zaman geçtikçe, olayın boyutlarının sanılandan çok daha kapsamlı olduğu ortaya çıkıyor. Öncelikle, hükümet kanadının, toplumda doğan kuşkunun giderilmesi yönünde tatmin edici bir çaba içerisinde olmadığını tespit etmemiz gerekir. Aynı şekilde, TBMM’de konuyla ilgili olarak kurulan araştırma komisyonunda da CHP ve MHP’li üyelerin çabalarının öne çıktığını görüyoruz. TBMM’de
kurulan araştırma komisyonu, bir yıl önceki kaza sonrasında bazı BBP
yöneticilerinin iddia ettiğinin tersine, Muhsin Yazıcıoğlu’nun yaşadığı
yanlış bilgisini yayan valinin bu bilgiyi askeri bir kaynaktan
almadığını ortaya çıkardı. Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünün ardından yaşanan gelişmeler, kazanın kendisi hakkında ciddi şüphelerin oluşmasına neden oldu. Başbakan’ın hangi bilgi üzerine, tüm programını
iptal ederek, Kahramanmaraş’a gittiğini hala bilmiyoruz. Muhtemelen de
hiç bilmeyeceğiz. Kazanın ardından bir yıl geçmiş olmasına rağmen,
hükümet kanadından bu konuda yapılacak bir açıklama bulunduğuna
inanmıyorum. Bugün
itibarıyla, bu bilginin asker değil, polisten ve/veya MİT’ten geldiğini
biliyoruz. Muhtemelen, hükümet bu bilginin kaynağını daha
başından itibaren biliyordu. Ancak, eğer bir suikast iddiası
dillendirilecekse, bunu güncel siyasi çıkarlar çerçevesinde
değerlendirerek, Ergenekon ve/veya TSK ile ilişkilendirmek veya
ilişkilendirilmesine ses çıkarmayarak, idari anlamda gerçek sorumluları
saklamak ciddi bir suçtur. Özellikle Bursa’da yaşanan faciadan sonra, mobil
telefon operatörlerinin yer belirleme servisleri hakkında medyada
onlarca yazı/haber yayınlanmış olduğu halde, önce Yıldırım, Çiçek ve
Atalay’ın, sonrasında ise, Sayın Erdoğan’ın televizyonlar önünde bir
harita göstererek, 30 kilometrakarelik bir alanda yürütülen, yani
koordinatları belirsiz bir sahada arama/kurtarma çalışmalarının
zorluklarından söz etmeleri, en hafif anlatımla, art niyet yoksa,
cahilliktir. Günlerce süren araştırmalar sonuç vermezken,
helikopteri köylülerin bulması da beklenmeyen bir sonuç olarak
karşılandı. Ancak, sonrasında yaşananlar, arama/kurtarma çalışmalarını
perdeleyen skandallardan daha “hafif”
değildi. Kazazedeleri
bulan köylülere sanık muamelesi yapıldı. Kayseri valisinin yanlış bilgi vererek kurtarma çalışmalarını sabote etmesini örten “o kafa”, ELT cihazı ile ilgili dezenformasyonların yayılmasında da, kaza kurbanlarının cep telefonlarının aranması ile ilgili, NTV üzerinden yürütülen “operasyon” sırasında da, Yazıcıoğlu’nun naaşını siyasi bir rant aracı olarak kullanmaya özen gösterdi. Adnan Oktar’dan Fethullahçılara ve BBP’lilere kadar herkes Muhsin Yazıcıoğlu’nun şüpheli ölümünü, bugün artık “ergenekoncular” olarak adlandırarak kanıksadığımız ulusalcı kuvvetlerin üstüne yıkmak istiyor. Ama, hiçbirisi yukarıda değendiğimiz konulara dikkat çeken bir açıklama yapmıyor. Tersine, tüm bu olanları gözden kaçırmak için özel bir çaba sarfedildiğini, artık söylemek zorundayız. Bu durumda, ben de gerçekten Muhsin Yazıcıoğlu’nun
öldürülmüş olabileceğini düşünmeye başladım!
|
||||