Siyaset22 Eylül 2011 00:00

Genç Veletler'den ve BOP'tan Değilsen Şansın Yok Hopa'lı - Açık İstihbarat

Televizyonlarda AKP 'nin K9'ları ülkenin nasıl ileri demokrasiye doğru yol aldığını yalanını ücreti karşılığında üstümüze kusa dursun... Başbakan yüzüne tükürse ya rabbi şükür diyecek kadar Tayyip Erdoğan sevdalısı Metin Metiner , Başbakan'ı eleştiren konuşmaları deşifre edilince kendini affettirmek için leğen kemiğini kırma pahasına eğile dursun... bu ülkede 100 gündür tutsak üniversiteliler var. cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmacieclaritin mazilo speeddatingmixers.co.uk claritin mazilo

Genç Veletler'den  ve BOP 'tan Değilsen Şansın Yok Hopalı

Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

22.09.2011



Televizyonlarda AKP 'nin K9'ları ülkenin nasıl ileri demokrasiye doğru yol aldığını yalanını ücreti karşılığında üstümüze kusa dursun...

Başbakan yüzüne tükürse ya rabbi şükür diyecek kadar Tayyip Erdoğan sevdalısı Metin Metiner , Başbakan'ı eleştiren konuşmaları deşifre edilince kendini affettirmek için leğen kemiğini kırma pahasına eğile dursun...

bu ülkede 100 gündür tutsak üniversiteliler var.

4 yıldır yatan Silivri sakinlerini saymıyoruz. Henüz resmi bir terör örgütü olmadıkları, onbinlerce insanın kanına girmedikleri için cezaevinde boşuna okuyup duruyorlar. Onların felsefi dönüşümünü takdir edecek, liderlerine "sayın" diyecek bir MİT'leri yok henüz.

Fakat bu 100 üniversitelinin suçu büyüktür. Onlar Tayyip Erdoğan'ın eşbaşkanı olduğu BOP projesi kapsamındaki sokaklarda eylem yapmadıkları için kimse onlar için "sokağın sesi/gücü" gibi riyakar söylemlere bürünmemektedir. Keza, bu 100 genç, AB-D Derin Devleti ile bağlantılı genç veletler olmadıkları için de haber değeri taşımamaktadırlar. AKP'ye muhalefet eden herkes Ergenekon'cu olduğu için AB-D ve AKP'nin gölgesinde demokrasicilik oynayan genç veletlerin onların hakkını araması da sözkonusu değildir. 

İleri demokrasi manzaranızı geliştirmek istiyorsanız aşağıdaki haberi öneririz.

Açık İstihbarat

--------------------------------------------------------------------------------------------------

Üniversiteliler 100 Gündür Tutsak - Sendika.org

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 31.05.2011 günü Artvin’nin Hopa ilçesi'nde
gerçekleştirilecek olan miting öncesi, doğasına, çayına, suyuna sahip çıkan ve haklı tepkilerini
dile getirmek isteyen Hopa halkına, kolluk güçleri tarafından keyfi ve orantısız bir şiddet
uygulanarak müdahale edilmiştir. Kolluğun bu müdahalesi neticesi, onlarca kişi ciddi biçimde
yaralanırken, yoğun biber gazından etkilenen emekli öğretmen Metin Lokumcu kalp krizi
geçirerek yaşamını yitirmiştir.

Devamında, Recep Tayyip Erdoğan’nın sözlü açıklamasında, bir öğretmenin yaşamını yitirmesiyle
ilgili

"adını bile anmak istemiyorum, üzerinde durmak istemiyorum"

şeklinde ifadeler kullanmış;
başta yaşamını yitiren Metin Lokumcu olmak üzere tüm Hopa halkını "eşkıyalar" olarak nitelemiştir.

 Aynı gün akşamı tüm Türkiye’de yüzerce kişi AKP’nin saldırılarını protesto etmiş, bir
öğretmenin hayatını kaybetmesine tepki göstermişti. Ankara’da ise AKP il binası önüne
yürünerek gerçekleştirilmek istenen basın açıklamasına yine polisin sert müdahalesiyle karşılık
verilmiş onlarca kişi gözaltına alınmıştı.
 
Gözaltına alınanlar işkenceye maruz kalmıştır

Basın açıklamasına yapılan müdahale sırasında üçü avukat 54 kişi gözaltına alınmıştır.
Dövülerek gözaltına alınan yurttaşlar ayrıca gözaltı araçlarında bekletildikleri süre boyunca
işkenceye maruz kalmışlardır. Polis araçlarına bindirildikten sonra yaklaşık olarak 4 saat
boyunca elleri arkalarından kelepçeli şekilde bekletilmişler, bu sırada onur kırıcı davranışlara,
hakaretlere ve şiddete maruz kalmışlardır. Kadınlar polis tarafından taciz edilmiştir.
 
İşkence mağdurları Türkiye İnsan Hakları Vakfına başvurmuşlardır.

AKP önündeki polis müdahalesi ve gözaltına alınanlara yapılan işkence hakkında şiddete maruz
kalanlar ayrıca suç duyurusunda bulunmuştur.

Savunma hakkı engellenmiş, polis avukatlara da saldırmıştır

Müvekkilleriyle görüşmek üzere Ankara Emniyet Müdürlüğü önüne giden avukatların
müvekkilleriyle görüşmesi uzun bir süre engellenmiş; güvenlikten sorumlu emniyet müdür yardımcısı
olan Kenan Kabak tarafından avukatlar, şehir eşkıyası olmakla suçlanmış, hakaretler edilmiş ve
fiili müdahalede bulunmuşlardır.
 
Kenan Kabak ve diğer polis memurları hakkında görevi kötüye kullanmak, kamu görevlisinin görevini
yapmasını engelleme, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve tehdit etmekten
suç duyurusunda bulunulmuştur.

 (Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma no: 2011/ 67924)

Emniyet önünde yaşananlarla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından avukatlar hakkında da bir
soruşturma da yürütülmektedir. Suç isnadı belli değildir.

 (Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma no: 2011/71158)

Demokratik haklarını kullanarak basın açıklamasına katılanlara tutuklama

Baştan sona hukuksuzluklarla dolu gözaltı ve tutuklama süreçlerinde, meyve bıçakları, çizgi filmler, korku
filmleri, kıyafetler, terör örgütü üyeliği “delili” olarak toplandı.

Bu ve benzeri komik delillerle adı bile belli  olmayan "terör örgütü" suçlamasını mahkemeye yöneltti. Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından,  gözaltına alınanlar hakkında "örgüt adına suç işleme, bu çerçevede kamu malına zarar ve görevli memura  mukavemet" suçlamasıyla soruşturma başlattı. Soruşturma sonucunda Ankara Özel Yetkili 11. Ağır Ceza  Mahkemesi, savcılık sorgusu ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen altı kişiden beşinin
tutuklanmasına karar verdi.
 (Soruşturma no: 2011/689)

Yaşananlar bu kadarla sınırlı kalmayıp; gece baskınları, soruşturmalar, tutuklamalar birbirini izlemiştir
15.06.2011 tarihinde, özel yetkili savcılık tarafından yürütülen 2011/689 nolu soruşturma kapsamında 15 kişi
evleri basılarak gözaltına alındı. 17.06.2011 tarihinde Ankara Özel Yetkili 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklandılar. Gerçekleşen operasyon terörü sonucu tüm Türkiye’de 37 kişi, Ankara’da 22 kişi terör örgütü  faaliyetine katkıda bulunmak, kamu malına zarar vermek, 2911’e muhalefet etmek suçlarından gözaltına alınarak tutuklandı.
 
*Avukatlar tutuklamaların gayri ciddi ve keyfi bir yöntemle gerçekleştiğini belirtiyor.

1.Tutuklama bir “koruma tedbiri” değil “ceza”

Tutuklama 5271 Sayılı CMK. m. 100 ve devamında düzenlenmiş bir "koruma tedbiri" olup ve
kimi yasal koşullara, her durumda ceza muhakemesinin sağlıklı biçimde yürütülmesi amacına
bağlıdır. Tutuklama, ceza muhakemesinde başvurulabilecek en ağır tedbirlerden biri olarak,
"kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı" ile "adil yargılanma hakkı"nın gerekleri kapsamında her durumda istisnai
bir tedbir olarak ele alınmıştır. Oysa Hopa protestoları sonrasında
özel yetkili mahkemeler yerleşik alışkanlıklarıyla tutuklama “tedbirini” bir cezalandırma aracı olarak
kullanmıştır/kullanmaktadır.
 
2.Soruşturma ve tutuklama konusu olay demokratik bir hakkın kullanımıdır

İlgili tutuklama kararlarında atılı suçun CMK 100/3 kapsamındaki suçlardan olması gerekçe olarak
gösterilmiştir ancak soruşturma konusu olay demokratik bir hakkın kullanımıdır.
 
3.Delillerin toplanmaması" yasada sayılan tutuklama gerekçelerinden biri değildir

3.Mahkeme, delillerin büyük kısmının toplanmamış olmasını da tutuklama gerekçesi olarak göstermiştir.
"Delillerin toplanmaması" CMK m. 100 de yer alan bir tutuklama nedeni değildir.
Delilleri karartma gerekçesi ise gerçekçi değildir.
 
4.Tutuklama kararı ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlarının hiçbirinin maddi bir gerekçesi yoktur

03.06.2011 tarihinde Hopa protestosu nedeniyle beş kişi tutuklanmış, soruşturmanın devam ettiği basın
organları tarafından kamuoyu ile paylaşıldığından bu durumdan haberdar olan diğer “şüpheliler”
kaçmamışlar ve 15.06.2011 tarihinde polis tarafından “ikametgahlarından” alınmışlardır. Çoğu
üniversite öğrencisi olan tutuklular yaz tatilinde olmalarına rağmen kenti terk etmemişlerdir.
 
Tutuklama kararında ve tutukluluk süresinin devamına ilişkin diğer kararlarda “Kaçma tehlikesi”nin,
“kuvvetli suç  şüphesinin” varlığına ilişkin maddi herhangi bir dayanak bulunmamaktadır. Kaçma tehlikesi
ve kuvvetli suç şüphesinin  varlığı tutuklamanın sürmesi için yeterli bir gerekçe olmayıp bu şüpheyi
destekleyen herhangi somut bir veri  bulunmamaktadır.
 
Aksine tutuklulardan Özgür ATMACA ve Hamza Doruk YILDIRIM kolluk tarafından yakalanmadan
kendi iradeleriyle savcılığa gelerek ifade vermek istemişler ve böylece yakalanmışlardır. Bu koşullarda
kaçma ihtimalinin varlığından  bahsedilemez.
 
AİHM kararlarına göre de, kaçma tehlikesi ya da suçun vehameti gibi unsurlar önem taşımakla
birlikte bu durum tutukluluğun devamı için tek başına yeterli olmayıp bu kuşkuları destekleyen
olgular ve etkenlerin kararda açıkça ortaya konması gerekmektedir.
 

Üniversiteliler Hapiste, Peki Adalet Nerede?

Bu tutuklamalar, bu tutuklamalarda tercih edilen insanlar tesadüf değil. Karadeniz’de suyuna, çayına,
toprağına sahip  çıkanlar, HES’lere karşı direnenler, insanca bir yaşamı savunanlar, tutuklandı.
Bu tutuklamalar arasında 10 öğrenci kolektifi üyesi arkadaşımız da bulunuyor. Tüm Türkiye’de parasız
eğitimi savunan, AKP’lilere, gittikleri her üniversiteyi, yumurtalarıyla dar eden, okumuş insan halkın
yanındadır diyerek yoksul mahallelerde ders veren, doğayı, yaşamı  savunan ve bir öğretmenin öldürülmesine
üniversiteli olmanın aklı, vicdanı ve insanlığıyla sessiz kalmayanlar, üniversiteliler AKP’nin “yüce” adaletiyle
tutuklandı. En demokratik hakları, yasadışı suç ilan etmeye çalıştı/çalışıyor.
 
Hopa ilk ya da son değil, sokağın sesi susturulmaya çalışılıyor!

Hukuksuzluklar Hopa'da yaşananlarla sınırlı değil. Tüm muhalefet kesimleri adaletsiz
uygulamalardan nasibini alıyor.

Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi muhalif 70 gazeteci bugün hala tutuklu. Borçka’da referandumda
hayır bildirisi  dağıtan  köylülere açılan davada 5 ay hapis cezası verildi. Ankara’da nitelikli ulaşım
hakkı isteyenlere 5 yıla  kadar hapis istemiyle  dava açıldı. Aydın Çine’de santral yapımına karşı
çıkan köylüler tutuklandı, Antalya’da ağaç kesilmesini protesto eden  çevrecilere, tecavüzü protesto
eden kadınlara soruşturmalar açıldı. Adana’da demokratik çözüm çadırında sağlık hakkını anlatan
TTB üyesi 2 hekime terör örgütü üyeliği suçlamasıyla dava açıldı. Eğitim-Sen, TMMOB gibi sendika
ve meslek  odalarına saldırılar giderek yoğunlaştı.

Tüm bu saldırılar son birkaç ay içinde gerçekleşti. Bu saldırılar, düşünce ve ifade özgürlüğüne, hakları
için bir araya  gelerek mücadele edenlere yönelik gerçekleştiriliyor. En demokratik hakların, halkın  
basın açıklaması, protesto gibi kendini ifade etme yöntemleri, başta özel yetkili mahkemeler olmak üzere,
yasal kılıflarla, korku ve baskı  araçlarıyla engelleniyor. Sokak susturulmaya çalışılıyor.
AKP ve Erdoğan kimsenin kendisine itiraz etmediği, tüm politikalarının onaylandığı dikensiz gül bahçesi istiyor.
 
Metin Öğretmen için sokağa çıkan üniversiteliler kim? Bugüne kadar başka neler yaptılar?

Hopa'da hayatını kaybeden Metin Öğretmen, HES'lere karşı deresine sahip çıkan, çayını, toprağını
vermeyen,  hakları için  her zaman mücadele eden bir Karadenizliydi. Ama bunların ötesinde Metin
Öğretmen hala öğrencilerini yetiştiren bir  öğretmendi. Ve biz, yıllardır parasız eğitim mücadelesi veren,
eğitim hakkı için, üniversite kapıları herkese açılsın diye  hiç susmayan üniversiteliler bir eğitimcinin
değerini, bir öğretmeni kaybetmenin ne demek  olduğunu çok iyi biliyoruz.

Bu yüzden acımız, öfkemiz daha büyük.

Bu yüzden, Metin Öğretmen için, "meydanların boş olmadığını"
göstermek  için ve Metin Öğretmene sahip çıkmak için üniversiteliler sokaktaydı. ve Metin Öğretmen
için sokağa çıkan üniversitelilerden  10'u bugün, Sincan Cezaevi'nde tutuklu.

 Tutuklanan 10 üniversiteli Ankara Öğrenci Kolektifleri üyesi:
-Demet Yılan, 19.05.1990 tarihinde İstanbul’da doğdu. Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde
Sosyoloji Bölümü  1.sınıf öğrencisi.
-Ömür Çağdaş Ersoy, 04.08.1990 tarihinde Ankara ‘da doğdu.Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde
Metalurji  Mühendisliği 1.sınıf öğrencisi.
 -Ozan Gündoğdu, 22.02.1989 tarihinde İzmir’de doğdu. Ankara Üniversitesi
Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde  Maliye bölümü 2. Sınıf öğrencisi.
-Soner Torlak,16.10.1982 yılında İstanbul’da doğdu. Trakya Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve
Kamu Yönetimi bölümünü okudu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde bütünleşik
doktora yapıyor.
 -Nuri Özçelik,10.07.1990 tarihinde Samsun’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Türk Halk  Bilimi 2.sınıf öğrencisi.
-Uğur Tuna,01.01.1990 tarihinde Sivas’ta doğdu. Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi
Yüksekokulu Spor  Yöneticiliği 1. Sınıf öğrencisi.
 -Uğur Uzunpınar, 23.o2.1990 tarihinde Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi
Tarım Makinaları  bölümü 1.sınıf öğrencisi.
-Hikmet Tanıl, 27.07.1989 tarihinde İstanbul’da doğdu. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi
Tarım Makinaları  bölümü 1.sınıf öğrencisi.
 -Tayfun Yıldırım, 11.1991 tarihinde Mersin’de doğdu. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya
Fakültesi Coğrafya bölümü 1.sınıf öğrencisi
-Can Kaya, 25.09.1990 tarihinde İzmir’de doğdu. Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler
Fakültesi Uluslar  arası İlişkiler Bölümü 2.sınıf öğrencisi.
 
Ankara Öğrenci Kolektifleri'nin bugüne kadar neler yaptığına kısaca bir göz atalım:
*2009 yılında, harçlara %500 zam yapıldığında, Tayyip Erdoğan’ı Ankara’da, Sakarya Caddesi’nde döner
yediği sırada
yakalayıp, Başbakan'ın yüzüne “okuyamıyoruz" diyerek protesto etti. http://www.ntvmsnbc.com/id/24988467/
 
*Yaz aylarında, yoksul mahallelere gidip “Okumuş İnsan Halkın Yanındadır” diyerek çocuklara ücretsiz
dersler veren  Öğrenci Kolektifleri'ydi. Ozan ve Çağdaş'da Dikmen'de Mamak'ta yoksul çocuklara ders veren üniversitelilerden ikisiydi. Bu kış Dikmen'de kentsel dönüşümle gelen yıkıma karşı mahalleye "amfi tiyatro"
yapımında da bizzat yer aldılar. http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=37020
 
*Ankara’da, her gün binlerce üniversitelinin kullandığı otobüslere zam yapıldığında, “ulaşamıyoruz” diyerek
otobüslere kart basmadan binme eylemi yaptılar.
http://www.cnnturk.com/2010/turkiye/03/18/ulasim.protestosu.ogrenciler.serbest/568322.0/index.html
 
*Referandumdan önce, “YÖK varsa, biz yokuz” diyerek Y.Ö.K.’e zincir vuran Öğrenci Kolektifleri. http://www.kolektifler.net/yazi/3755/ogrenci-kolektifleri-yok-%2339%3Bu-kapatti
 
*Tayyip Erdoğan, Erdal Eren’in adını ağzına alıp ağladığında, O’na “yılın en iyi oyuncusu” Oscar ödülünü
veren Öğrenci Kolektifleri. http://www.kolektifler.net/yazi/3672/ankara-ogrenci-
kolektifleri%E2%80%99nden-basbakan%E2%80%99a-%E2%80%9Cen-iyi-oyuncu%E2%80%9D-odulu
 
*“Bu yumurtacıların sayısı bini geçmez” diyen Tayyip Erdoğan’a inat, Y.Ö.K.’ün kuruluşunu binlerce kişiyle
Ankara’da protesto etti. http://www.kolektifler.net/yazi/3981/
binlerce-universiteli-akp-%2339%3Bye-meydan-okudu-%28video-eklendi%29
 
*4 Aralık’ta, Tayyip Erdoğan’ın rektörlerle Dolmabahçe’de yapacağı toplantıyı protesto etmek için
Ankara’dan  yola çıkıp İstanbul girişinde polisin işkencesine maruz kalan Öğrenci Kolektifleri. http://www.kolektifler.net/yazi/4069/polis-universitelileri-istanbul-%2339%3Ba-sokmadi-direnen-
ogrencilere-sert-mudahale
 
*Dolmabahçe saldırısının hemen sonrasında, hala yaralı üniversiteliler tedavi olurken, 8 Aralık’ta, Burhan Kuzu
Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’ne geldiğinde, O’nu yüzlerce yumurta yağmuruna tutan, AKP’yi
üniversitelere  sokmayan Öğrenci Kolektifleri.
http://www.kolektifler.net/yazi/4088/-quot%3Bkolektif-yumurta-senligine-
hosgeldiniz-quot%3B%28video-eklendi%29
 
*5 Ocak’ta, ODTÜ’de “YÖK’e, polise, AKP’ye başkaldırıyoruz" diyerek AKP binasına yürüdüler.
Bu eyleme polis saldırdı.
http://www.kolektifler.net/yazi/4254/universiteliler-akp-%2339%3Bye-teslim-olmuyor-baskaldiriyoruz
 
*Ve son olarak, AKP’nin katlettiği Metin Lokumcu’nun hesabını sormak için AKP Ankara
İl Başkanlığına yürümek isteyen, bunun sonucunda sistematik olarak işkenceye maruz kalan, gözaltında
saatlerce dövülen Öğrenci Kolektifleri.
 
Öğrenci Kolektifleri olarak; somut ve açık hiçbir gerekçesi olmayan kararlarla, 10 üniversitelinin haksız
bir şekilde tutuklanması karşısında geri adım atmadık/atmayacağız. Saçma sapan gerekçelerle hapishanede
tutulan, aylardır iddianameleri dahi hazırlanmayan arkadaşlarımız serbest bırakılana kadar, bu ülkenin
sokakları, meydanları özgür  olana kadar sokaktayız, terk etmiyoruz, hesaplaşmak için hazır bekliyoruz.
Çünkü en demokratik hakkını  kullananların işkence görmesine, kalçasının kırılmasına, cezaevinde aylardır özgürlüklerinden mahrum bırakılmasına bu ülkenin vicdanlı onurlu insanlarının, üniversitelilerinin
artık tahammül edecek sabrı yoktur.

Tutuklamaların 100. Gününde Ankara’da üniversitelileri, sokakları, meydanları “özgür bırak”mak için
Ankara’da olacağız.




Açık İstihbarat @ 2011