İstihbarat15 Eylül 2011 00:00

PKK Müzakerelerini Hiç Böyle Okumadınız - Ahmet Erhan Çelik

Birinci kişi İngilizce konuşan ve tarafların koordinatör dediği bir şahıs. Bu kişi net biçimde British (İngiliz) aksanlı İngilizce konuşuyor. İkinci şahıs çevirmenlik yapıyor. Çevirmen Kürt lehçesiyle Türkçe konuşuyor. İngilizcesi de kırık ama Londra’yı gördüğü anlaşılıyor. Taraflar, sanki barış müzakereleri yapan iki devletin temsilcileri gibi masanın iki tarafına sıralanmış görünüyor. symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenaoxcarbazepine dosage click oxcarbazepin

PKK Muzakerelerini Hiç Böyle Okumadınız

Ahmet Erhan Çelik - Yeni Tan

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

15.09.2011



47 dakika…

Devlet görevlileri ile PKK’nın Norveç – Oslo’da yaptığı pazarlıkların ses kaydı tam 47 dakika sürüyor.

2005 yılının Ekim ayında dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner Barzani’ye gitti. O görüşmede 53 dakika sürmüştü.

İki görüşme arasında müthiş bir hikaye var.

Detayları ve bilinmeyenleri yazı dizisi halinde aktaracağım ama önce birilerinin sadece 47 dakikasını internete koyduğu konuşma kaydını iyi incelemek gerekiyor.

****

Konuşma kaydı için “iddia edilen” nitelemesini kullanabilirdim. Ama kullanmayacağım. Çünkü hem samimi olmaz, hem de aradan bir gün geçtiği halde resmi herhangi bir yalanlama da yapılmadı.

Anonim bir video sitesinde yayınlanan konuşmaları dikkatle dinledim. İlk defa MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın, eski Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’in, PKK’lı Sabri Ok ve Mustafa Karasu’nun seslerini duydum.

Konuşulanlar kadar müzakere masasını, kişilerin oturma biçimini, hal ve davranışlarını çözmeye çalıştım.

****

Konuşma kaydına göre toplantıda iki taraf var: PKK ve devlet.

Ama masada ilave iki kişi daha bulunuyor.

Birinci kişi İngilizce konuşan ve tarafların koordinatör dediği bir şahıs. Bu kişi net biçimde British (İngiliz) aksanlı İngilizce konuşuyor.

İkinci şahıs çevirmenlik yapıyor. Çevirmen Kürt lehçesiyle Türkçe konuşuyor. İngilizcesi de kırık ama Londra’yı gördüğü anlaşılıyor.

Taraflar, sanki barış müzakereleri yapan iki devletin temsilcileri gibi masanın iki tarafına sıralanmış görünüyor.

En kötü ses kaydı British aksanlı koordinatöre ait.

Çevirmen, koordinatörün İngilizce söylediklerini hem PKK hem de devlet temsilcileri için Türkçeye çeviriyor. Ve ağzını her açtığında hışırtılı bir ses geliyor. Sanki ses kaydını bu kişi yapmış gibi hissediyorsunuz.

Türk tarafının da, PKK tarafının da konuşmaları het biçimde net anlaşılıyor.

Ses kaydını yapan kişinin koordinatöre uzak bir noktada ama Türk ve PKK temsilcilerinin arasında bir yerde oturduğu anlaşılıyor.

Sanıyorum; “ses kaydını kim yaptı” sorusuna belli ölçüde yanıt vermiş oluyoruz.

Bu arada unutmadan not edelim. Ses kaydını internete yükleyen takma adı da "One minute".

****

Türk tarafı nasıl bu kadar tedbirsiz davrandı acaba?

Herhangi bir MİT yöneticisi hariçten bir kişiyle bir masa etrafında bir araya gelecek olsa, yanındaki koruması veya diğer görevli mutlaka o kişiye arar. Bu, istihbaratta bu evrensel bir kuraldır.

Ama toplantıda kimsenin bir diğerini aramadığı anlaşılıyor.

Bu durumun iki sebebi olabilir.

Bir; Kürt tarafı yıllara yayılan müzakerelerden hoşnut değil. A.G. yarı ricacı üslupla “Kat ettiğimiz aşamayı küçük görmeyin” diyor. Bir anlamda Kürt tarafındaki güvensizliği yumuşatmaya çalışıyor.

Muhtemelen bu nedenle olsa gerek üst baş araması kimsenin aklına gelmiyor.

İkinci sebep ise Oslo’nun barışcıl, yumuşak havasına dayandırılabilir.

(Açık İstihbarat : Ahmet Erhan Çelik üçüncü ihtimali unutmuş.Bu da;  ilgili kadroların yetersizliği ve mesleklerinin en temel ilkelerini yerine getirmekten aciz şahıslar olma ihtimalidir. )

****

Görüşmenin flash adamı Hakan Fidan.

Fidan müzakere masasına ilk defa oturuyor. Ama herkes ciddiyetle onu dinliyor. Fidan, “Müsteşar yardımcısıyım ama sayın başbakanımızın özel temsilcisiyim” diyor. Başbakan’la ve bakanlarla yaptığı özel görüşme notlarını aktarıyor.

Anlaşılan o ki “daimi görüşmeci” A.G, bir noktada tıkanıyor. Böylece müzakere masasına doğrudan Hakan Fidan oturuyor.

****

Fidan, Oslo’ya gelmeden önce İmralı’ya gidiyor. Abdullah Öcalan’la üç kişilik bir heyet halinde iki saat görüştüklerini ve görüşmenin çok verimli olduğunu anlatıyor.

Abdullah Öcalan’ı övüyor. 47 dakikalık görüşmede 8 kez “Sayın Öcalan” diyor ve karşı tarafa “Müzakereci olarak Öcalan’dan da icazet aldığını” ima ediyor.

(Açık İstihbarat: Hakan Fidan, Tayyip Erdoğan'a da, Öcalan'a da "sayın" diyerek, Tayyip Erdoğan'a bir teröristle eş saygınlıkta muamele ettiğinin farkında mı acaba? Bir devletin yapıp yapabileceği en kritik görüşmede dinlendiğinin  farkında olmayan, bunun tedbirini almayan  bir üst düzey istihbaratçının bunun farkında olması mümkün mü? )

Öcalan’ın sağlık durumu, yeni görüşleri hakkında uzun uzun konuşuyor. Zaten 47 dakikanın önemli bölümünde Hakan Fidan'ın sesini dinliyorsunuz.

PKK’lılar ise kendilerinden emin, kısa ve net cevaplar veriyor.

Fidan, Öcalan için “sayın” ifadesini kullanırken, diğer PKK’lılara “Bey” diye hitap ediyor.

Toplantıdaki herkes Fidan’ı dikkatle dinliyor. Çünkü Fidan Ankara’nın en yeni yaklaşımlarını bire bir Başbakan’ın ağzından anlatıyor. Geri kalan kısımda ise müzakere yöntemiyle ilgili görüşlerini anlatıyor.

****

Ses kaydı şimdiye kadar başta Başbakan Erdoğan olmak üzere Hükümetin reddettiği pek çok pazarlığa açıklık getiriyor.

İçerik bir yana…Konuşma kaydının maddi sonuçları oldukça şaşırtıcı:

- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti PKK ile müzakere turları düzenlediği net biçimde anlaşılıyor. Adı da, Oslo görüşmeleri.

- Konuşma kaydının yapıldığı görüşme 5 numaralı Oslo görüşmesi oluyor.

- Görüşme sırasında Hakan Fidan’ın henüz Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı, A.G’nin MİT Müsteşar yardımcısı olduğu anlaşılıyor. Taraflar KCK operasyonun hemen ardından bir araya geliyor. Öte taraftan dönemin İçişleri ve Kürt açılımı Bakanı Beşir Atalay hakkında gensoru verildiğinden sözediliyor. Yakında da Nevruz’un kutlanacağına dikkat çekiliyor. Bütün bu veriler ışığında 5. Tur Oslo görüşmesinin 17 Şubat – 22 Mart 2010 tarihleri arasında yapıldığını tahmin edebiliyoruz.

- Koordinatörden öğrendiğimize göre Oslo’da 6’ıncı ve kuvvetle ihtimal 7. ve 8. Tur görüşmeleri de yapılıyor.

- İngiliz aksanıyla İngilizce konuşan bu koordinatör hem Ankara’daki yetkililerle, hem de dağdakilerle görüşebiliyor. Bunu kendisi anlatıyor.

- Görüşme turlarının ilkinin Ankara’da yapıldığı anlaşılıyor. A.G, PKK’lıların Habur’dan “anlaşmalı şekilde” giriş yaptıktan sonra sergiledikleri tavrın 2.5 yıllık emeklerini heba ettiğini söylüyor. “Habur’u” kırılma noktası olarak tarif ediyor. Oysa o dönem Bakan Beşir Atlay “Habur umuttur” diye konuşuyordu. Bu ifadeler dikkate alındığında Ankara’daki ilk görüşmenin 2005 yılının Nisan ayı civarında yapıldığını tahmin ediyoruz.

****

Bu noktada yazının ilk bölümünü kapatalım. Sonraki bölümlerde şu soruların cevaplarını irdeleyeceğiz:

- MİT (A.G), Ankara’da PKK temsilcisi olarak ilk kiminle temas etti?

- AKP Adıyaman milletvekili Metin Metiner bu sürecin neresindeydi?

- Eski MİT Müsteşarı Emre Taner 53 dakika boyunca Barzani’ye neler söyledi?

- Abdullah Öcalan ne zaman “Artık ben yokum” dedi?

- Öcalan’ın serbest bırakılması nasıl müzakere edildi? Avrupa Komisyonu ne dedi?

- Öcalan’ın yol haritası Kandil’e ulaştırıldı mı?

- Mustafa Karasu Ankara'ya gelmekten nasıl vazgeçti?

- Hakan Fidan'dan sonra masaya kim oturacaktı?

Ve en önemli soru: Bütün bu müzakere sürecinde Genelkurmay’ın tavrı ve rolü ne oldu?




Açık İstihbarat @ 2011