Dış Politika12 Eylül 2011 00:00

Feda Edilen Türkiye - Şebnem Özbek / Açık İstihbarat

Evet, Amerika dünyaya karşı görüntüyü kurtarmak adına Pakistan’a ambargo uygulama kararı almıştı ancak el altından Arapları kullanarak nükleer konusunda Rusya’ya kayma eğilimi olan Pakistan’a gizli desteğini de sunmuştu.   Amerika’nın ve dolayısı ile Suudilerin, Pakistan’ı nükleer konusunda desteklemesinin Rusya kadar önemli bir diğer nedeni de İran’ın nükleer denemeleriydi. Neticede Amerika ve bölgesinde terörist ülke olarak görülen İran’a komşu Suudiler; Pakistan’ı ileride kullanabilecekleri bir ülke olarak gördüklerini o zamandan belli etmişlerdi. cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnebuscopan link buscopan plusabilify link abilify

Feda Edilen Türkiye

Şebnem Özbek - Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

12.09.2011


Yıl 1998. Pakistan o yıl yaptığı nükleer denemeden dolayı başta Amerika olmak üzere pek çok ülkenin ambargosuna maruz kalmıştı. Ancak gelişmiş ülkelerin kendisine sırtını döndüğü o günlerde Pakistan’a bir ülke 2 milyar dolarlık petrol yardımını da kapsayan bir destek verdi.

O ülke Amerika’nın İngiltere’den sonra en yakın müttefiki Suudi Arabistan’dı.

Evet, Amerika dünyaya karşı görüntüyü kurtarmak adına Pakistan’a ambargo uygulama kararı almıştı ancak el altından Arapları kullanarak nükleer konusunda Rusya’ya kayma eğilimi olan Pakistan’a gizli desteğini de sunmuştu.  

Amerika’nın ve dolayısı ile Suudilerin, Pakistan’ı nükleer konusunda desteklemesinin Rusya kadar önemli bir diğer nedeni de İran’ın nükleer denemeleriydi. Neticede Amerika ve bölgesinde terörist ülke olarak görülen İran’a komşu Suudiler; Pakistan’ı ileride kullanabilecekleri bir ülke olarak gördüklerini o zamandan belli etmişlerdi.

Ancak şurası bir gerçek ki Suudi Arabistan; ekonomik gücü nedeniyle istediği an nükleer silah satın alabilecek ender ülkelerden biriydi. Üstelik Suudilerin Pakistan’la nükleer konusunda içli dışlı olması ve Pakistanlı bilim adamlarının Suudileri sık sık ziyaret ediyor olması son zamanlarda İngiliz ve Amerikalıların dikkatinden kaçmamaktaydı.
 
Gerçekte de Suudiler sıfırdan başlayıp bir nükleer bomba edinmektense satın almayı tercih edecektir. Bunun nedenlerinden biri, Suudi Arabistan’ın da tıpkı Türkiye gibi “Nükleer silahların yaygınlaşmasını önleme” anlaşmasında imzası olmasıdır. Suudiler kendilerine yönelik ciddi bir tehdit yokken ve Amerika’nın icazetini almadan böyle bir girişimde bulunursa tıpkı İran gibi "Terörist ülke" olarak adlandırılacaklarının farkındadır.

Bu güne kadar Suudilerde tıpkı bizim olduğu gibi nükleer bir tehdide karşı Amerika’nın “Nükleer şemsiye”sinin onları koruyacağına inanmaktaydı.(Ne yazık ki biz hala buna inanıyoruz!) Ancak Suudiler Ortadoğu’da Amerika’nın doğal müttefiki olmalarının gelecekte de olacakları anlamına gelmediğini 11 Eylül sonrası Afganistan ve Irak saldırılarından sonra gördüler. Birkaç yıl içerisinde kurulması muhtemel Kürdistan’ın kendileri için yeni bir İsrail demek olduğunun da farkındalar.

Ayrıca Ortadoğu’da dengelerin her geçen gün değiştiğini ve olası bir İran saldırısında Amerika’nın kendisini yalnız bırakabileceğini düşünen Suudiler nükleer bomba sahibi olmak istemektedir.

Ortadoğu’da her gün yeni isyanların baş göstermesi ve geçmişte Amerikan yanlısı olmasına rağmen gözden düşen iktidarlara karşı Batılı güçlerin muhalifleri destekliyor olması da Suudileri nükleer bomba edinme konusunu bir kez daha düşünmeye itmiştir. Neticede ellerinde nükleer bomba olan bir iktidar öyle birkaç muhalifin “Özgürlük istiyoruz” söylemiyle devrilemeyecektir.

Suudi Arabistan aynı zamanda nükleer başlık taşıyabilen orta menzilli balistik füzelere sahiptir. Suudiler 3000 km.lik menzile sahip bu füzeler sayesinde, teorik olarak Ortadoğu bölgesinin büyük bir kısmını vurma gücüne ulaşmıştır.

İşte bu tehlikenin farkında olan Amerika ve İngiltere başta olmak üzere elinde nükleer silah olan gelişmiş ülkelerin, kendi başına hareket eden ve çok büyük bir ekonomik gücü bulunan Suudi Arabistan’ın nükleer bombaya sahip olmasının önüne geçmek için bazı planlar yaptıkları biliniyor.

Bu planlardan biri de; Suudilere endişelerinin yersiz olduğunu anlatmak ve İran’ın nükleer tehdidine karşı yüzde yüz koruma sağlayacakları garantisini vermektir. Burada da devreye Türkiye girmektedir. Suudiler söz konusu korumaya Türkiye’ye yerleştirilecek “Füze kalkan”ı sayesinde kavuşacaktı.

Sizin anlayacağınız, nükleer güce sahip bu ülkelerin füze kalkanı konusunda Türkiye’de ısrar etmesinin nedenlerinden biri de Suudilerin nükleer bombaya sahip olma endişeleriydi.

Başbakan Erdoğan’ın hezimetiyle son bulan pazarlık sonrası düğmesi Almanya’daki NATO karargâhında olan ve kamuoyunda İsrail nefreti nedeniyle hoş görülen füze kalkanının topraklarımıza yerleştirilmesi, aslında sadece İsrail’i korumak amacıyla değil aynı zamanda Suudilerin nükleer silah satın almasını önlemek içindi.

Suudiler, Batılı güçlerin bu çabasına karşılık verip nükleer bomba sahibi olmaktan vazgeçecek mi bilmiyoruz.

Bildiğimiz tek şey Erdoğan’ın Türkiye’yi bir kez daha koltuğu uğruna feda ettiğidir.



Açık İstihbarat @ 2011