Medya7 Eylül 2011 00:00

Yeni Bir İntihal Örneği: Kuzey Güney Dizisi, Zengin ve Yoksul'un Bire Bir Aynısı!- Açık İstihbarat

<p> <span style="font-size: 16px"><span style="font-family: times new roman,times,serif">Dizi hızlı başladı, daha ilk bölümü reyting rekorlarına imza attı ama bir sorun var: </span></span></p> <p> <span style="font-size: 16px"><span style="font-family: times new roman,times,serif">Bu dizi, TRT&#39;de 1979 yılında, yani tam 32 yıl önce yayımlanan <b>Zengin vc Yoksul </b>adlı dizinin bire bir aynısı...</span></span></p> <p> <span style="font-size: 16px"><span style="font-family: times new roman,times,serif"><b>Madem namus, hırsızlık, kitleleri kandırmak gibi kavramlar kimsenin umurunda değil, biz de dizinin sonunu yazalım:</b></span></span></p> <div style="display:none">cialis coupons printable <a href="http://blog.suntekusa.com/page/Free-Printable-Cialis-Coupons">blog.suntekusa.com</a> discount prescription drug card</div><div style="display:none">cialis manufacturer coupon <a href="http://www.prostudiousa.com/blog/page/lilly-cialis-coupon.aspx">drug coupon</a> drug coupon card</div><div style="display:none">symbicort turbuhaler 200 6 cena <a href="http://blog.phmglobal.com/page/Symbicort-Slozeni">symbicort</a> symbicort cena</div><div style="display:none">discount card prescription <a href="http://racindirt.com/store/">discount prescription coupons</a> prescription drugs discount cards</div>

Medya, intihalci Elif Şafak'a neden bu kadar sahip çıkıyor ve intihal gibi ağır bir etik suçun üstü neden elbirliği ile örtülüyor?

Cevap açık:

Çünkü medyanın kendisi de intihalci.

Televizyon kanalları için kolay yoldan para kazanmanın yeni yolu klasik romanları günümüze uyarlayıp tamamen tahrip ederek reytingi yüksek dizilere dönüştürmek veya Elif Şafak'ın yaptığı gibi açıkça eser apartmak, yani intihal...

Reşat Nuri Güntekin'in Yaprak Dönümü eserini tanınmaz hale getirdiler. Eserde aslında Şevket'in cezaevine girmesi ile romandan çıkan Ferhunde karakteri, dizide ana karakterlerden biri haline dönüştürüldü. Romanda, ablası Leyla'nın Suriyeli nişanlısını elinden alan Necla, kendisini zengin biri gibi tanıtan bu adamın gerçek yüzünü Suriye'ye gelin gidince gördü ancak Ali Rıza Bey'in kapısı bir daha Necla'ya açılmadı. Eserin aslında Oğuz, Nehir hanım, Sedef, Mithat Kara, Cem, Ali Sarper gibi karakterlerin hiç birisi yoktu, bu karakterler diziyi uzatmak için yaratıldı.

Aynı şekilde Halit Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu adlı klasik romanı da o kadar değiştirilip tahrif edildi ki dizinin başrol oyuncusu Beren Saat bir ödül töreninde "Katkılarından dolayı Sayın Halit Ziya Uşaklıgil'e teşekkür ederiz" bile dedi!

Hiç bir emek sarfetmeden, özgün senaryo arayışına girmeden, sadece ünlü mankenlere başrol verip bir de güçlü sponsor bularak dizi film yapmak, yapım şirketlerine çok iyi geldi. Şimdi herkes harıl harıl çalıntı yapacağı eser arıyor. Tabii bulmakta güçlük çekmiyorlar ve hem milyonları uydurma hikayelerle beyinsizleştiriyorlar, hem de trilyonlar kazanıyorlar; bir taşla iki kuş vuruyorlar.

Öyle ki filme çekilen senaryonun "uyarlama" olduğunu belirtmek bile artık "namuslu" tavırdan sayılmaya başladı. Tabii böyle bir dürüstlüğe kimse gönüllü yanaşmıyor, eserin intihal olduğu ortaya çıkınca itiraf ediliyor ve fragmanlara "uyarlamadır" ibaresi ekleniyor.

Örneğin, yılların tiyatro oyuncusu Erdal Özyağcılar, Karadağlar adlı dizinin senaryosunun önce kendisine ait olduğunu savundu ancak dizinin Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşleri'nin "Türkleştirilmiş" hali olduğu inkâr edilmez bir hal alınca "uyarlama" olduğunu kabul etti.

Karadağlar'ın Dostoyevski'den "uyarlanmış" hali bile dava konusu oldu. Dizinin "uyarlama senaryosunun" kendisine ait olduğunu öne süren yapımcı Hayri Aslan Özyağcıları mahkemeye verdi. Böylece bu ülkede ilk kez "eseri sen çaldın, ben çaldım" kavgası da çıkmış oldu..

Televizyon kanalları yeni yayın dönemine dizi film alanıda amansız bir rekabetle girdiler. Kanal D'nin yeni sezonda en iddialı olduğu yapımlardan birisi Kuzey Güney adlı dizi...

Popüler isimler ve deneyimli oyunculardan oluşan güçlü bir senaryo, güçlü bir prodüksiyon ve güçlü bir reklam kampanyası ile yola çıkan dizi daha ilk günden kendisine hayran kitlesi yarattı.

Dizinin konusu, orta halli despot bir babanın birbirinden farklı karaktere sahip iki oğlu..Kıvanç Tatlıtuğ'un canlandırdığı küçük kardeş Kuzey, serseri, başına buyruk, gözünü budaktan esirgemeyen bir tip. Ağabeyi Güney ise başarı vadeden, ailenin umut bağladığı, ayakları yere basan bir genç..

Ve iki kardeşin aşık olduğu bir kız...

Dizi hızlı başladı, daha ilk bölümü reyting rekorlarına imza attı ama bir sorun var:

Bu dizi, TRT'de 1979 yılında, yani tam 32 yıl önce yayımlanan Zengin vc Yoksul adlı dizinin bire bir aynısı...

Rudy ve Tom Jordash kardeşler, Kuzey- Güney kardeşler olmuş. Fırıncı despot babaya atılan yumruk, hatta yumruğun atıldığı yer (fırıncı dükkanı) bile bire bir aynı.

O dizide de Jordash kardeşler aynı kıza aşık oluyorlardı.

Eserin orijinali Amerikalı ünlü yazar ve senarist Irwin Shaw'un tüm dünya dillerine çevrilen Rich Man, Poor Man adlı eseriydi. Tom karakterini canlandıran Nick Nolte, bu rolden sonra sinemada önemli bir kariyer yaptı. Tabii, Amerikalı yapımcılar bizimkiler kadar uyanık olmadıkları için tam 700 sayfalık bu romanı kendilerine mal etmediler. Dizi, olaylar ve karakterler bakımından kitabın aslına tamamen sadık kaldı.

Dizi film tarihinin klasikleri arasına yer alan bu eseri şimdi yeni bir intihal örneği olarak Kanal D'de izliyoruz. Kuzey tiplemesinin internette şimdiden "fan"'ları oluştu.

Madem namus, hırsızlık, kitleleri kandırmak gibi kavramlar kimsenin umurunda değil, biz de Zengin ve Yoksul dizisinin sonunu yazarak hiç değilse bu pervasız çarka küçük bir çomak sokmaya çalışalım:

Güney (Rudy) anne-babası ve toplumun istediği yolda yürüyerek yükselir. Ünlü ve zengin bir politikacı olur. Kardeşi Tom (Kuzey) ise serserilikten kopamaz. Yoksulluk ve suçun batağına saplanır. İki kardeşin zaman zaman kesişen hayatları bazen kavgalar, bazen duygusal kucaklaşmalara sahne olur. Tom (Kuzey) artık zengin ağabeyinin karısı olan eski sevdiğini hiç unutamaz.

Ve dizi Tom'un hazin ölümü ile son bulur. Hayatının sonuna kadar özgürlüğüne bağlı kalır, ağabeyinin kendisine uzatmak istediği ele tutunmayı reddeder ve kırgınlıklarıyla yoksulluk içinde ölür.

Dizinin bir de Falconetti adlı kötü adamı vardı. Kanal D'nin intihalinde bu rolü kimin oynayacağı belli değil. Yıllar önce Türk seyircisini esir alan bu dizi, Falconetti'nin Tom'u bıçaklayarak öldürmesi ile son bulmuş ve o yılların en çok satan gazetesi olan Günaydın, ertesi gün "Ellerin kırılsın Falconetti" manşetiyle çıkmıştı.

Şimdi televizyon tarihinin bu "hit" dizisini bize "yeni bir idol" olarak pazarlıyorlar. Çalıyorlar, çırpıyorlar, istismar ediyorlar ve intihal ediyorlar...

Kimin umurunda..Gelsin reytingler ve gözyaşları, gitsin reklamlar ve paralar..

İntihalciler birbirini ağırlıyor..İyi seyirler...