Siyaset24 Mayıs 2005 00:00

Türkiye'de iç savaş çıkarma senaryoları Muharrem Bayraktar

Sefa Yürükel Norveç’te yaşıyor. İskandinavya Türk Dili Konuşan Ülkeler Enstitüsü’nün direktörlüğünü yapıyor.Üç hafta önce, Meltem TV’de yaptığım Diyalog programının konuğu idi.Programa “Batılı dostlarımızın (!)” dehşet verici bir tezgahına nasıl şahit olduğunu anlattı:“Belçika Stratejik Araştırmalar Kurumu’nda görevli bir uzmanı bir gün ziyaret ettim. Yakınen tanışıyorduk. Bana kalın bir dosya getirdi. ‘Bunu oku’ dedi. Dosyayı karıştırmaya başladım. Daha ilk sayfalardan itibaren ‘Türkiye’de çıkarılması planlanan bir iç savaşın nasıl tetikleneceğine dair senaryolar’ yer alıyordu. İç savaşın çıkması için öngörülen tarih 2011 yılı idi!” coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardsclaritin mazilo claritinekombo claritin mazilo

Sefa Yürükel bu dosyayı okuyunca donup kalıyor. İşin daha vahim boyutu, bu dosyanın “bütün Avrupa başkentlerinde” ilgili birimler tarafından değerlendirilmeye tâbi tutulduğu idi.
Bir Türk akademisyen böyle bir dosyaya rahatlıkla ulaştığına göre, Türk Dışişleri’nin, ilgili diplomatik kuruluşların, güvenlik birimlerinin haberdar olmaması herhalde daha vahim bir detay olur.

Zaten bizde, Dışişleri Bakanlığı’na yön verenler böyle haberleri fantastik hayaller olarak bakma eğilimindedirler:
“Türkiye’yi parçalama senaryolarımı varmış? Hadi canım sen de!”
“Batı Sevr’i mi hortlatacakmış? Sizi gidi paranoyaklar!”
“AB ülkelerinde Türkiye’yi 7 parça gösteren haritalar mı dolaşıyormuş? Ah şu küreselleşme karşıtı bağnazların saçmalıkları!”
“AB projesi Türkiye’yi tasfiye projesi mi imiş? Sizi gidi şövenistler sizi!”
Evet, Türkiye’ye yönelik bir senaryoyu gündeme getirenlere karşı, bazı entel kesimlerin ve “çok bilmiş diplomatik merkezlerin” bakış açısı genelde böyle oluyor.
Ama eğer Batının Türkiye’de bir iç savaş çıkarma planı varsa ve bu plan kademe kademe devreye konulmuşsa, bu durum, Ankara’nın, içinde bulunduğu gaflet uykusundan uyanıp, Batı ile ilişkilerini gözden geçirme vaktinin geldiğini gösteriyor.

AB üyeliği adı altında azınlık kavramının genişletilmesi, Alevileri azınlık statüsüne alarak bir takım düzenlemelerin gündeme getirilmesi, Apo’nun yeniden yargılanması yolunun açılması, ilerleme raporu adı altında Dicle ve Fırat’a açıkça göz koyulması, Güneydoğuda bugüne kadar görülmemiş bir tarzda ve rahatlıkla “demokratik konfederasyon” lakırdılarının edilmesi şeklindeki son gelişmeler ve bu gelişmelerin “tetikleyeceği yeni eylem planları” Belçika Stratejik Araştırmalar Kurumu’ndaki dosyanın içeriğinin hiç de yabana atılacak cinsten olmadığını gösteriyor.
Türkiye’yi var güçleriyle uçuruma sürükleyenlerin kendine gelmesi için nasıl bir şoka ihtiyaç var bilemiyoruz.
Ama şok dalgaları her gün birer birer Batı başkentlerinden bize doğru gelmesine rağmen, Ankara’da uyanma yok!