Siyaset12 Ağustos 2011 00:00

Adalet Bakanlığı Web Sitesinde Skandal!-Bekir Öztürk

"Yüce Türk Mahkemeleri yalnızca hapsetmenin tek makul ceza olabileceği ağır suçları işleyenleri veya toplumun kendisinden korunması gereken kişileri cezaevine göndermektedir." Adalet Bakanlığı'nın resmi web sitesinde böyle yazıyor! cialis forum cialis prodaja cialis bez receptasymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effects

"Yüce Türk Mahkemeleri yalnızca hapsetmenin tek makul ceza olabileceği ağır suçları işleyenleri veya toplumun kendisinden korunması gereken kişileri cezaevine göndermektedir."

Şaka gibi değil mi? Ancak şaka değil. Bu sözler Adalet Bakanlığı internet sitesinden. Siz bir Adalet Bakanlığı düşünün ki, cezaevine giren tutuklu/hükümlü fark etmez her insanın “ağır suçlar işlediğini” peşinen kabul etsin ve tüm tutuklu ve hükümlüleri “toplumun kendisinden korunması gereken kişiler” olarak yaftalasın!

Aynı Adalet Bakanı bana şikâyetlerime cevaben yazdığı bir yazıda “Hükümlü Bekir Öztürk” diye bahsediyordu. Yani Adalet Bakanlığı her ne kadar onlardan bahisle “Yüce Türk Mahkemeleri” dese de onlardan önce kendileri cezaevine giren insanlar hakkında “hüküm” tesis ediyorlar.

Yeniden hatırlayalım o meşhur cümleyi;

“Yüce Türk Mahkemeleri yalnızca hapsetmenin tek makul ceza olabileceği ağır suçları işleyenleri veya toplumun kendisinden korunması gereken kişileri cezaevine göndermektedir.”

Gelin şimdi ne cins bir kamu görevlisi tarafından yazıldığı bilinmeyen bu ifadeleri biraz örneklendirelim.

Kaynağımız http://www.cte.adalet.gov.tr yani Adalet Bakanlığı Resmi Sitesi.

2006 Yılı Hükümlü Sayısı 26.336 Tutuklu Sayısı 43.941

2007 Yılı Hükümlü Sayısı 37.608 Tutuklu Sayısı 53.229

2008 Yılı Hükümlü Sayısı 45.207 Tutuklu Sayısı 58.023

2009 Yılı Hükümlü Sayısı 56.581 Tutuklu Sayısı 59.759

2011 yılı Hükümlü Sayısı 66.997 Tutuklu Sayısı 55.407

Yukarıdaki resmi rakamlardan da anlaşılabileceği gibi, cezaevlerinde haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan 55.407 kişi var. Peki, kim bunlar? Aralarında “Ergenekon” , “Balyoz” gibi siyasi davalarında bulunduğu çok sayıda davanın suçlumu yoksa suçsuz mu olduğuna yapılan yargılamanın sonucunda karar verilecek “sanık” ları.

Yukarıdaki ifadeyle birleştirilince nasıl bir sonuç ortaya çıkıyor?

Aralarında milletvekilleri, TSK’nın PKK ile mücadelede etkin görevler üstlenen komutanlarının da bulun duğu, binlerce yazar, gazeteci, siyasetçi, sendikacı, sivil toplum kuruluşu yöneticisi, Atatürkçü, milliyetçi, insanların hepsi “Yüce Türk Mahkemeleri” tarafından ağır suçları işlemiş oldukları için ve toplumun kendisin den korunması gereken kişiler” olduğu için cezaevlerine atılan suçlularmış!

Burada bir duralım.

Bu kişiler hakkında henüz bir hüküm tesis edilmediği için tamamının “masum” olduğu gerçeği, “masumiyet karinesi” gereği herkesin ittifak edeceği bir durum. Başbakan’a “ahlaksız” dercesine ne demişti Yenişafak Yazarı Fikri Akyüz; “Kişi suçu sabit olana kadar masumdur; dolayısıyla Selçuk, Perinçek, Alemdaroğlu hakkında peşinen ‘Bunlar çetedir, çetecidir’ demek en hafif ifadesiyle AHLAKSIZLIKTIR.”

O halde bu yazıyı yazan sadece beyinsiz değil neymiş? “AHLAKSIZ”

Peki masumiyet karinesini boşverin. Birazda gerçek suçlulardan bahsedelim.

Bilindiği gibi Ülkemizin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesinden mahkûm olmuştu. Bu madde, "halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek" suçunu kapsıyordu. Mutlaka, “hapsetmenin tek makul ceza olabileceği ağır suçları işleyen” biri olduğu ve “toplumun kendisinden korunması gereken bir kişi olduğu” için “Yüce Türk Mahkemeleri” tarafından tutuklanmıştır.

Adalet Bakanlığı’nın mantığı ile devam edelim. Mesela Deniz Feneri Davasının “ağır suçları işledikleri” için “Yüce Türk Mahkemeleri” tarafından cezaevine atılan sanıkları, “toplumun kendisinden korun ması gereken kişiler” dir. “Maazallah bir yerde denk getirirlerse ellerini cebinize atıp çoluk çocuğunuzun rızkını çalarlar” diyebilir miyiz?

“Yüce Türk Mahkemeleri yalnızca hapsetmenin tek makul ceza olabileceği ağır suçları işleyenleri veya toplumun kendisinden korunması gereken kişileri cezaevine göndermektedir.”

Bu satırların beyinsiz yazarı sanki tutukluluk nedir? Hükümlülük nedir? Bilirmiş gibi,

“Bu bağlamda cezaevi personeli hükümlü ve tutukluların yasal gözetimini yerine getirerek toplumu koruma sorumluluğunu bilmektedirdiyerek cezaevinde bulunan her insana neden “suçlu” muamelesi yapıldığını da açıklamış oluyor.

Anasına bak kızını al, Bakanlığına bak cezaevini al.

Meraklıları için bu muhteşem tespitlerin okuna bileceği Adalet Bakanlığı adresleri:

http://www.ankara1lcik.adalet.gov.tr/ceza-infaz-kurumu-tanitimi/ceza-infaz-kurumu-isleyisi.htm

http://www.tekirdag2fcik.adalet.gov.tr/2.html