"Atatürk''ün vizyonu" ve ulus devlet!- Arslan Bulut
Bugün itibariyle geriye dönüp baktığımızda, Atatürk''ün "Tam bağımsızlık" sloganı ile yetişmiş nesiller içinden, "karşılıklı bağımlılık" sloganını benimseyenler veya hem dünya tekelleriyle eklemlenmiş medyatik saldırıdan, hem de refah tutkusuna hitap eden pazarlama yöntemlerinden etkilenen maddeciliğe alıştırılmış insanlar topluluğu çıkmaktadır. Durum böyle olunca, ekonomik ve kültürel bağımsızlık yok olmaya doğru gitmekte, bu teslimiyetçilik, beraberinde askeri ve siyasi teslimiyetçiliği de hızlandırmaktadır! discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialis
Genelkurmay Başkanlığı SAREM''in İstanbul''da düzenlediği ''Bilgi Çağı ve Teknolojik Gelişmeler Işığında Toplum, Yönetim, Yönetici ve Lider Yaklaşımları'''' konulu uluslararası sempozyumun ikinci gününde Genelkurmay 2.Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, ''''Her şeye rağmen ulus devlet kavramı hala dünyada önemini koruyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti için ulus devlet vazgeçilmez bir niteliktir'' dedi. Orgeneral Başbuğ, uzun bir süre ''''küreselleşme ulus devletin sonu mudur?'''' sorusunun sorulduğuna işaret ederek ama bugün yapılan değerlendirmelerin ulus devletin önemini koruduğunu gösterdiğini ve küreselleşme ile bilgi çağının ulus devlete menfi etkilerinin nasıl önleneceği konusunun ele alındığını anlattı. Orgeneral Başbuğ, şunları kaydetti: ''''Bu, önemli bir sonuç.
Her şeye rağmen ulus devlet kavramı hala dünyada önemini koruyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti için ulus devlet vazgeçilmez bir niteliktir.
Dil, kültür, ülkü birliği üzerinde herkesin ama herkesin aynı derecede hassasiyetle ve önemle durması hayatidir, vazgeçilmezdir." Demek ki, en azından Genelkurmay, "Türk vatandaşlarını Türk Milletine bağlayan bağ, sadece ve sadece hukuki bir bağ olan vatandaşlık bağıdır" diye düşünmüyor! Bunu yetkili bir kişiden duymak önemlidir! .
Bu yazıda asıl üzerinde durmak istediğim konu Başbuğ''un "Atatürk''ün vizyonu" hakkındaki sözleridir.
Başbuğ, vizyon sahibi olmanın, ''''tarihin akışını ve olayların gelişim yönünü tahmin edebilmek'''' olduğunu belirterek, ''''Tarihte vizyon sahibinin örneği, Mustafa Kemal Atatürk''tür.
Bugün liderlerin sorumluluğu nedir? Liderlerin sorumluluğu, geleceğin gidiş yönünü, geleceğe ilişkin trendi yakalayabilmesidir.
Bugünün liderlerinden beklenen temel nitelik budur'''' dedi. Eski dışişleri bakanlarından Haluk Bayülken de ülkeyi yönetenlerin Atatürk''ün çizdiği yolda demokrasiyi yerine getirmeleri durumunda Türkiye''nin kimseye ihtiyacı olmayacağını söyledi.
Şimdi kendi tespitlerimize geçelim: Bugün itibariyle geriye dönüp baktığımızda, Atatürk''ün "Tam bağımsızlık" sloganı ile yetişmiş nesiller içinden, "karşılıklı bağımlılık" sloganını benimseyenler veya hem dünya tekelleriyle eklemlenmiş medyatik saldırıdan, hem de refah tutkusuna hitap eden pazarlama yöntemlerinden etkilenen maddeciliğe alıştırılmış insanlar topluluğu çıkmaktadır.
Durum böyle olunca, ekonomik ve kültürel bağımsızlık yok olmaya doğru gitmekte, bu teslimiyetçilik, beraberinde askeri ve siyasi teslimiyetçiliği de hızlandırmaktadır! Esas itibariyle Türkiye, 1952''den beri askeri yardım almaktadır.
Bu da, hem savunma sanayi, hem de iç politikanın kontrol altına tutulması demektir.
Türkiye''nin yönetim kadrolarında önemli mevkiler işgal eden insanların tamamı ABD''de eğitilmiştir.
Öyle ki bu kadrolar, "Çekiç Güç" adlı bir işgal kuvvetini Türkiye''ye davet edebilmiş, yıllarca Türkiye''nin ve Türk milletinin kaderi ile oynamasına imza atabilmiştir.
Son yıllar içinde askeri kadrolarda da bir uyanış mevcuttur ama Türkiye, tamamıyla Amerikan planlamalarının eseri olarak, gençliğini birbirine kırdıran, böylelikle kendi milletinin geleceğini kendi elleriyle yok eden kadrolar tarafından yönetilmiştir.
Bu kadrolar, halen işbaşındadır ve büyük mesafe almışlardır.
Mücadele, çeteler krizi ile ayyuka çıkmışken, bile, "düşünce sistemleri maddeye bağımlı" hale getirilmiş insanlarımız, Yeni Dünya Düzeni tekellerinin temsilcisi veya Yeni Dünya Düzeni kültürünün Türkiye''deki uzantıları olmaya can atmaktadır.
Yeni ticaret, medya ve bilgi ordularının askerleri, Türkiye''nin her noktasına nüfuz etmekte, buna karşılık, bu alanlarda ciddi bir yeniden yapılanma başlatılamamaktadır.
İnsanlarımızın ticari kıblesi değişince, siyasi kıblesi de değişmekte, ülke halkının milli karakteri çözülmektedir.
Dolayısıyla siyaset de, bu uzantıların eline geçmekte, "milli güç" dışarıdan güdülmektedir.
Milli güç, doğrudan dışarıdan güdülünce, Silahlı Kuvvetler, istemese de bu güçlerin güvenliğini sağlar konuma düşmektedir.
Oysa, Silahlı Kuvvetler milli gücü korumak için vardır. Devam edeceğiz.