Halkın İdrak Etmesi Gerekenler - Şebnem Özbek / Açık İstihbarat
Bakınız; Türk ordusunun terör örgütü olduğu ve teröristle mücadele etmek yerine hükümeti yıkmakla suçlayanların Ergenekon adını verdiği tertibin en önemli ayaklarından biri olarak gösterilen Cumhuriyet Gazetesine atılan bombanın aslında TSK değil; polis tertibi olduğunu bizzat bombayı atan Bedirhan Şinal mahkemede ayrıntısıyla anlattı. Şinal, polislerin kendisine para yardımı yaptığını ve kullandığını itiraf ettiği sorgusunda tek yakını olan anneannesinin ölümü sonrasında gerçekleri anlatmaya karar verdiğini söylüyor. cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmacienaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatcialis forum link cialis bez receptacialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupondiscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cards
|
Benzer bir polis
hadisesine teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin davasında da şahit olduk. Her iki durumda da ayyuka çıkan “polis parmağı”nın araştırılıp suçluların ortaya çıkartılmasıyla ilgili bir gelişme yaşanmadığı gibi sürekli demokrasiden, hukukun üstünlüğünden, insan haklarından bahseden gerek iktidar partisi gerekse onun yandaş basını konuya gerekli önemi vermekten imtina etti. Oysa aynı merciler Bülent Arınç’a sözde suikast girişimiyle ilgili ortalığı ayağa kaldırmış, askerin kozmik odasını aramaktan bile çekinmemişlerdi. Bu kişiler gerçekten demokrasiden ve olayların aslının ortaya çıkmasından yana olsalardı işin içinde asker olduğunda takındıkları tutumu polislerin adıgeçtiğinde de takınmaları gerekmez miydi? Arınç demişken
YAŞ’daki oturma düzeni hakkında “bir
köyde iki muhtar olmaz” diyen Arınç; söz konusu
“demokratik özerklik” olunca bakın ne demiş: “tam da 13 askerin şehit
edildiği gün böyle bir açıklama yapmak yanlıştı” Aynı durum Hırant Dink soruşturmasında suikastla ilişkisi olduğu söylenen ve aralarında bir albayın da olduğu davada da değişmiyor. Genelkurmay tıpkı diğer davalarda olduğu gibi personelinin yargılanmasına izin verirken olayda adı geçen polisler hakkında içişleri, bırakın yargılanmalarını soruşturmanın açılmasına dahi izin vermedi. Bitmedi... Son olarak Silvan’da 13 askerin şehit edilmesi olayında da yandaş basın Genelkurmayı suçlayan başlıklar atmaktan çekinmedi. Söz konusu başlıklar teröristle mücadele görevini hayatı pahasına gerçekleştiren tabur ve bölük komutanlarının yerlerinin değişmesine neden oldu. Oysa yaşanan
Silvan gelişmesinde sürekli asker vesayetinden bahseden yandaş basının
demokrat(!) kalemlerinin es geçtiği bir konu vardı. O da bölgede
OHAL’in bulunmaması. OHAL’in
olmaması demek bölgede Genelkurmayın değil mülki amirin yani;
kaymakamlığın, valiliğin ve içişlerinin sorumlu olması demektir.
Hadi diyelim ki çatışma, askerle teröristler arasında yaşandığı için mülki amirler hakkında yasal işlem yapma ihtiyacı hissedilmedi. Peki ya sınır kapısının kapatılması ve bayrağımızın indirilmesi olayına ne buyrulur? Bin kadar PKK
sempatizanının bizim yapamadığımızıyapan İran’ın PJAK’a yönelik
operasyonunu protesto etmek için Esendere sınır kapımızı oturma
eylemiyle kapatması, sınırda dalgalanan bayrağımızı indirmesi, sınıra
giden yolda “KCK Arama
Noktaları” kurulması konusunda iktidar da yandaşbasın da
suskun. Peki, sizce sınır kapımız polislere ve gümrük muhafazasına
değil de TSK’ya emanet edilseydi tepkiler aynı mı olurdu? Bakınız
Suriye’de yaşanan gelişmeler nedeniyle Askerin sorumluluğu ve
suçunun olduğu bir durum söz konusu olduğunda elbette hukuk
işletilecektir.
|
||||