|
|
Rasna
Warah iyi işleyen bir merkezi hükümetin yokluğunda, ‘Somali aslında yardım
kuruluşları tarafından yönetiliyor ve kontrol ediliyor’
diye yazıyor.
Ancak bu global haber şebekeleri ya da ‘yaşamaları Kenya aracılığıyla
yakında Somali’ye akacak bağış paralarına dayalı olan yardım
çalışanları’ tarafından anlatılması muhtemel olmayan bir hikayedir.
Kuzey Kenya ve Somali’de ki açlık hakkındaki gerçek hikayenin, Dadaab
kampında CNN için kıtlık “raporu”nu bildiren genç bir dış yardım
görevlisini izlediğimde muhtemelen hiç anlatılmayacağını biliyordum.
Genç beyaz kadın açıkça kurumunu tanıtmak için CNN’de görünme fırsatını
kullanmak için hazırlanmış, üzerinde OXFAN kelimesi olan bir t-shirt
giymişti.
Aç çocuklar ve bir
deri bir kemik annelerin yiyecek aramak için millerce yürümesini
anlatırken kendini beğenmiş, siyasi olarak doğru olduğuna inandığı
tutkusu yüzünde apaçıktı.
Tahmin edileceği gibi, CNN izleyiciler iskelet dönmüş çocuklar ve
pörsük göğüsleriyle yorgun kadınların görüntülerini, BM ve bağış
kurumları tarafından multi-milyon dolar fon toplama kampanyaları
başlatan görüntüler izlediler.
BM genel sekreteri Bank Moon bağışçılardan sadece Somali’ye yardım
etmek için 1.6 milyar dolar toplamalarını istedi.
Bu arada bir düzine insani yardım kuruluşu kendi kurumlarına fon
sağlamak için Dadaab’da görünmek için yaygara koparıyorlar. Hollandalı gazeteci Linda Polman
buna “Kriz Karavanı” diyor.
Polman aynı isimli kitabında tüm sektörün “sağlanabilecek en fazla
milyarlar için bir insani yardım bölgesinden diğerine, birbirleriyle
rekabet ederek ve para akışını takip eden kurumların süvari
alaylarıyla” insani yardım çevresinde büyüdüklerini söylüyor.
Polman’a göre,
Somali’de ki gibi felaketler ortalama 1000 ulusal ve uluslar arası
kuruluşu cezbediyor. Bu, kiliseler, kulüpler ve
kermeslerle fon toplayan “çanta tipi” yardım kuruluşları hariçtir.
Paranın büyük kısmı yukarıda belirtildiği gibi, büyük arabalar kullanan
ve güzel evlerde yaşayan ancak ülkelerine döndüklerinde insanlara
açlıktan ölen Afrikalılara yardım ederken yaşadıkları zorlukları
anlatan parlak bakışlı yardım çalışanlarının maaşları dahil idari ve
lojistik maliyetlere gidiyor.
İnsanlar aç mı?
Evet.
Onlara yardım edilmeli mi?
Kesinlikle.
Ancak dağıtılması
gereken gıda maddelerinin ne kadarı milisler tarafından çalınacak ya da
satılacakları mağazalara ulaşacak?
Aldatıcı medya reklamlarında perdelenen başka bir şey de Somali gibi
yerlerdeki açlığın gerçek nedeni.
Yakın zamanda yayımlanmış bir makalede, University of Ottawa İktisat
Profesörü ve the Centre for Research on Globalisation’ın (Küreselleşme
Üzerine Araştırma Merkezi) kurucusu Michel Chossudovsky Somali’de ki tarımın IMF ve Dünya
Bankası tarafından dayatılan ekonomik reformlardan ciddi şekilde
etkilendiğini iddia etmektedir. Chossudovsky’ye göre,
devam eden kuraklıklara rağmen 1970’lerin sonuna kadar Somali gıdada
kendine yeterliydi.
Tasarruf tedbirleri ve önemli hizmetlerin özelleştirilmesini içeren
ekonomik reformlar ekonominin istikrarını bozdu ve tarımı mahvetti.
Kamu sektöründeki ücretler anormal şekilde azaldı kırsal satın alma
gücü dramatik şekilde düştü ve yakıt, gübre ve çiftlik girdilerinin
maliyeti hızla yükseldi. Bu
Somali’nin hala toparlayamadığı 1991’deki iç savaşa neden oldu.
Yüzlerce yardım kuruluşu kendi yaptıkları krizle başa çıkmak için
dükkan açarken açlık ve gıda yardımı norm haline geldi.
Kısacası, Somali
binlerce değilse bile (çoğu Batılı) yüzlerce yardım kuruluşu çalışanına
iş sağlayan bir “iş fırsatı” oldu.
Eski Oxfam icra direktörü Nicholas Stockton bir keresinde bu fenomene “ahlaki ekonomi”
demişti.
Michael Maren’in “The
Road to Hell” kitabı, gıda yardımının politika ve
ekonomisini anlamak için okunmalıdır, bu yardımın Somali’de ki yerel
gıda üretimini nasıl baskı altına aldığını, iç savaşa katkı yapıldığını
ve kalıcı gıda krizi meydana getirildiğini göstermektedir.
Bu kriz ve güçlü, iyi işleyen bir merkezi hükümetin olmaması, devlet
tarafından herhangi bir güvenlik incelemesi olmaksızın yardım
kuruluşlarının Somali’ye rahatça girip çıkmasına da neden olmaktadır.
Aslında, Somali
yardım kuruluşları tarafından idare edilmekte ve kontrol edilmektedir –
devlet sadece ismen bulunmaktadır.
Ne yazık ki, bu, - uluslar arası haber gündemine hükmeden - CNN, BBC,
Sky TV ya da diğer global haber ağlarında anlatılması muhtemel olmayan
bir hikayedir.
Ve bu, yaşamları, Kenya vasıtasıyla Somali’ye ulaşacak olan bağış
paralarıyla yaşayan yardım çalışanları tarafından anlatılmayacaktır.
Somalili insanlara yapılan gıda yardımının ve yabancıların
müdahalesinin yaşamlarına nasıl etki ettiğinin, izleyicilere gösterme
fırsatı da verilmeyecektir.
|