|
|
Müslüman
dünyasında 1387 yıldır Ramazan orucu tutuluyor. Bu gece de yeni bir
Ramazan orucuna kalkılacak.
Bütün Müslümanlara hayırlı olsun.
Öncelikle belirtelim ki Ramazan orucu; Müslümanlığın ilk başlarında
yoktu. Ancak ve Ancak, Hz. Muhammet Medine'de yerleşik hale geldikten
sonra; artık kendi din anlayışını Yahudilik'teki ve Hıristiyanlıktaki
oruç ibadetlerinden ayırmak için Ramazan'ı devreye soktu. Ve İslam'ın
sünni kolunda Ramazan orucu, zamanla imanın şartlarından birisi olarak
kabul edildi.
HER
DİNDE VAR
Önce şunu belirtelim: Oruç, yalnız Müslümanlıkta değil bütün dinlerde
şu ya da bu ölçüde yer almıştır.
Örneğin Yahudilikte şu oruçlar vardır: Yom Kipur, Ester Orucu, Asara
Betevat, 17 Temmuz Siva Asar, Tisa Be Av. Yahudilikte oruç bir günle
sınırlıdır ve 24 saatliktir.
Hıristiyanlik'ta perhiz terimi, orucu anlatır. Bu dinde oruç; kişinin
işlediği günahların cezasını daha bu dünyada iken çekmesine yöneliktir.
İncil; bu konuya çok önem verir ve oruçlu kişileri de över. Ancak
Hıristiyanlıkta orucun zamanı ve kuralları hakkında tam bir birlik
yoktur.
Bu
dinde Hz. Isa'nin öldükten sonra dirildigi ve göğe çıkarıldığına
inanıldığı Paskalya'da oruç tutulmasi çok kıymetli bir ibadet kabul
edilmiştir.
En eski dinlerden olan Mecusilik'te (Zerdüştlük) oruç insanın kendini
arıtmasının bir biçimi olarak yer alıyordu.
Ortadoğu'da İslamiyet öncesinde yaşayan dinlerden olan Sabiilik'te,
oruç kendini kötülüklerden arıtmanın bir yolu olarak vardı.
Mani dininde orucun büyük önemi vardı ve 12. ay oruç ayı idi.
Vedalardan çıkan Hint dini Brahmanizm'de oruç neredeyse insanın
kendisini açlıktan öldürmesi derecesinde önem kazanmıştı. Budizm bunu
oldukça yumuşatmış ama orucu temel tapınma yollarından birisi olarak
kabul etmiştir.
İSLAM
GELİNCE
Müslümanlıkta oruç, Arapça savm olarak adlandırılmıştır.
Oruç,
Araplar tarafından putperestlik döneminde yine Ramazan ayı içinde
tutuluyordu. Yahudilerin orucu olan 10 Muharrem'e denk düşen günde de 1
gün oruç tutuluyordu.
Ramazan
ayında oruç tutulması, 624 yılının Şaban ayında zorunlu hale
getirilmiştir. Bu zorunluluk 'Bakara Suresi'nin 183.184. ve 185.
ayetlerinde yer almaktadır.
Bakara,
183 ayet:
"'Ey iman edenler,
sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç tutmak size de farz kılındı.
Böylece
umulur ki fenalıklardan korunursunuz."
184:
'Oruç sayılı
günlerdedir. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunup tutamayan,
diğer günlerde sayısınca tutar. Oruç tutamayanlar; bir yoksulu
doyuracak fidye vermelidir. Her kim de hayrına fidyeyi artırırsa
hakkında daha hayırlıdır. Yine de oruç tutmanız sizin için daha
hayırlıdır.'
183. ayetin işaret ettiği üzere; Ramazanda emredilen oruç kişiyi doğru
yola sokmak amacını güder ve onun yapacağı yanlışlara karşı bir diyet
gibi takdim edilir.
KURAN'DAKİ
DİĞER ORUÇLAR
Kuran'da yalnız Ramazan orucu olduğu biçimindeki çok yanlış bir
şartlanma vardır. Ramazan dışında şu oruç biçimleri Kur'an'da dile
getirilmiştir:
1- Bakara Suresi, 196. ayete göre: Hacda kurban kesmeyenler bunun
yerine 10 gün oruç tutabilir.
2- Nisa suresi, 92. ayeti: Yalnışlıkla bir başka Müslüman'ı öldürenin
(...) iki ay oruç tutması. (Islah etme yöntemi)
3- Maide Suresi, 89. ayeti: Yalan yemin edenlerin üç gün oruç tutması...
4- Maide, 95. ayet: Hac sırasında av hayvanı öldürenin saptanacak
ölçüde oruç tutması.
5- Mücadele Suresi, 3. ve 4. ayetler: Karılarından boşanma yemini edip
bundan dönenlerin 60 gün oruç tutacakları.
6- Ahzap Suresi'nin 35. ayetinde oruç tutan erkek ve kadının sevap
kazanacakları belirtiliyor.
Kuran'ın gösterdiği üzere; İslam dini oruç konusunda zorluk önermez;
kolaylık getirir.
Ramazan orucunun İslam'ın temel şartı gibi gösterilmesi ve bu orucu
tutmayanların inancının eksik olduğu ise hiçbir ciddi temele dayanmayan
şeriatçı uydurmasıdır.
Önceki dinlerde olduğu gibi İslam dini de orucu; kişinin terbiye
edilmesi açısından tavsiye eder.
Yani; oruç; iman için değil; kişinin terbiye edilerek topluma
kazandırılması açısından bir eski eğitim biçimi olarak kullanılmıştır.
ESKİNİN DEVAMIDIR
İslam
dini; Hz. Muhammet tarafından 610 yılından başlayarak Mekke'deki
Araplara duyurulmaya başlandı. Peygamber'de oluşan Tanrısal ilhamlar
(vahiy) parça parça; bu topluma aktarıldı.
Hz. Muhammet; Mekke'deki Arap derebeylerinin haksız düzenine karşı bir
başkaldırı kahramanı gibi ortaya çıkmıştı. Bütün Orta Çağ
hareketlerinde olduğu üzere; Mekke'deki bir sosyal hareket de kendisini
dinsel kalıp içinde dışa vurdu.
İslam'ı getiren önder Muhammet Mustafa; hareketini; o dönemdeki
gençlere; kölelere, kadınlara, ezilmiş durumdaki alt Arap kabilelerine
dayandırdı. Egemen zulüm sistemine karşı dinsel içerikli bir
başkaldırıyı örgütleri ve geliştirdi. O
Oruç; öncelikle kölelerin ve yoksulların kanı canı üstünde keyf süren
Arap derebeylerine; açlığı hatırlatmak için düşünülmüş doğru bir
yaptırımdı.
Lakin kısa süre sonra İslam'ın zenginleri orucu şeklen tuttular; yine
yoksul tabakalara kaldı orucun zahmeti...
Ne yazık ki bugün
de durum böyledir. Orucu yoksullar tutuyor; bayramı zenginler yapıyor.
HAC
DA ESKİDEN
Hz.
Muhammet; yeni toplumunu kurarken de onları bir arada tutmak için
eskiden beri var olan dinsel pratikleri devam ettirdi. Ama onlara yeni
bir biçim vererek...
Örneğin hac ibadeti; Arapların müşriklik dönemindeki en kuvvetli ibadet
biçimi idi. Bu dönem; aynı zamanda Arapların ticaret yaptığı, kimsenin
kimse ile savaşmadığı bir süreyi kapsıyordu.
O yüzden Kabe çevresi; 'haram bölge' ilan edilmişti. Yani burada kan
akıtmak haram kılınmıştı.
Hz. Muhammet,
Mekke'yi ele geçirdikten sonra, Kabe'de bulunan putları kırdırdı ama
hac ibadetini devam ettirdi. Yalnız; buraya artık putperest Arapların
girmesine izin vermedi.
İkincisi de İslam öncesinde Arapların çoğu; Kabe çevresinde çıplak
dönüyorlardı. Hz. Muhammet bu ayıplı görüntüleri de yasakladı. Geri
kalan eski hac ibadeti olduğu gibi İslam dini içine alınarak
sürdürüldü.
Bu konuyu merak edenlere, Taberi Tarihi'ni okumalarını öneriyorum.
Kabe'de Hübel isimli putun saklandığını; o yüzden buraya Hübelin Evi
bile denildiğini göreceklerdir.
SAKİN
OLMAK
Bu
yaz sıcağında oruç tutanların kan değerlerinde meydana gelen değişmenin
davranışlarına da yansıdığını akşam trafiğinde çok rahat görüyoruz.
Oruç;
ancak bunu tutabileceklerin tutması gereken bir ibadet. Oruç tuttum
diyerek evde kavga çıkartanlar; yolda birilerine çatanlar; yol
kesenler; sevap değil günah kazanıyorlar. Hele hele oruç tutmayanlara
zarar vermeye kalkışanlar yok mu?
Kendilerini, haşa, Allah'ın ceza işleri müdürü gibi gören bu oruçlu
kardeşlerime sakin olmalarını tavsiye ediyorum.
Oruç tutmayanların da oruçluları anlayışla karşılamalarını bekliyorum.
Yoksulları unutan bir Müslüman'ın oruç tutmasının da kuru bir ibadet
olduğunu, önemle vurguluyorum.
Umarım
ki bu ramazandan sonra daha kardeşçe bir Türkiye'ye adım atarız.
|