İran-Kürt Savaşına Doğru Türkiye - D. İzzet Erdoğan
Bu öylesine kritik bir durum ki, İsrail’in orta doğuda huzur ve genişleme alanı bulması da buna bağlı… ABD’nin, Türkiye’nin yada İsrail’in İran ile açıktan çatışmaya girmesi mümkün değil, elimizde eskisi gibi tek parça bir Irak ta kalmadı. Öyleyse kim İran ile çatışmaya girmeyi kabul edecek ? Sorunun cevabı çok basit : cialis coupons printable link discount prescription drug cardmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mgdiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards
|
İran, ABD ve batı dünyasının orta doğuda ve hatta denilebilir ki yeryüzü üzerinde en ciddi düşmanlık beslediği ülkedir. 30 yıldır devam eden bu düşmanlık, İran’daki katı rejimin her türlü soruna rağmen ayakta kalmayı başarması nedeniyle halen devam etmekte ve nükleer teknoloji alanında önemli gelişmeler kaydetmesine bağlı olarak daha da şiddetlenmektedir. Batı için, İran’daki rejimin çökmesi ve yerine Türkiye, Pakistan yada Suudi Arabistan’daki gibi adeta doğuştan kukla yönetimlerin gelmesi gereklidir. Lakin, İran rejiminin etnik kışkırtmalarla, ekonomik ambargolarla, halk ayaklanmalarıyla yada seçimler yoluyla çökmeyeceği tecrübe edilerek çok net olarak anlaşılmıştır. İran, Irak ( Saddam ) ile yaşadığı 8 yıllık savaşın sonunda da ayakta kalmayı başarmış, fakat Saddam, daha sonra ,savaş yıllarında bariz destek aldığı batının saldırısı sonucunda yok edilmiştir. Zaman
zaman ABD’nin
İran’la çatışmaya gireceği yada İran’ın nükleer tesislerine yönelik bir
saldırı düzenleyeceği düşüncesi öne sürülse de bu ihtimal çoktan sıfır
seviyesine gerilemiş durumdadır. ABD’nin
planlayıcıları sonunu göremedikleri
bir
maceraya atılmayacak kadar akıllı ve mantıklıdır. Öyleyse İran sorunu nasıl çözülebilir ? Rejim nasıl
değiştirilip yerine ABD bağımlısı kuklalar getirilebilir ?
ABD’nin, Türkiye’nin yada İsrail’in İran ile açıktan çatışmaya girmesi mümkün değil, elimizde eskisi gibi tek parça bir Irak ta kalmadı. Öyleyse kim İran ile çatışmaya girmeyi kabul edecek ? Sorunun cevabı çok basit : Eğer Kürtler, İran ile üç yıl sürecek , orta şiddette ve 300
bin insan kaybı verecekleri bir çatışmaya girerlerse,
karşılığında İran da
mecburen 200 bin asker kaybı verecektir ve ortaya çıkacak ekonomik,
psikolojik ve
sosyal çöküntü rejim muhaliflerinin iktidara gelmesi için gerekli
ortamı
sağlayacaktır. Halihazırda
yaşadığımız süreç Kürtlerin İran ile
savaştırılmaya hazırlanması sürecidir. Zira, kuzey Irak’ta teşekkül ettirilen Kürt oluşumunun İran’la girilecek bir çatışmayı yıllarca finanse edecek kaynakları vardır ama bu çatışmayı sürdürecek insan kaynağı yeterli değildir. İran’la yapılacak bir savaşın asıl insan kaynağını Anadolu topraklarında yaşayan Kürtlerin sağlaması gerekmektedir. Şimdi, bu konunun mutlaka anlaşılması gereken kritik
noktası
şudur: Bu kritik noktanın nasıl çözüldüğünü PKK ve BDP temsilcileri basitçe şöyle ifade ediyorlar: Demokratik özerklik. Eğer, AKP’nin gerçekleştirmek için çok kıvrandığı yeni anayasa düzenlemesi başarılır ise, ve anadilde eğitim , özerk bölge teşekkülü, aponun serbest kalması gibi projeler hayata geçirilirse Kürtlerin İran ile çatışmaya girmesi için önümüzde hiçbir engel kalmamış olacaktır. Çünkü bu şartlar sağlandıktan sonra Kürtler 300 bin ölü vermeyi kabullenecek şekilde kolayca motive edilebilirler ve Türkiye Cumhuriyeti de utanmadan Kürtlere lojistik destek sağlayabilir. Hatta ancak bu şartlarda bir Kürt oluşumu muhtelif çılgınların saldırısından T.C. polisi ve jandarması ve yargı sistemi marifetiyle korunabilir. Şu an, Pentagon ve yerli taşeronların bütün amacı ve gittikleri rota budur. Türkiye’nin mutlak bölünmesi ancak ve ancak İran’daki rejimin çökertilmesine bağlıdır. İran’da kukla hükümetler yönetime getirilmeden Anadolu toprakları üzerinde bağımsız bir oluşumun yaşama şansı hiç bulunmamaktadır. ABD ve batının ortadoğuya ilgisinin merkezinde petrol yatmamaktadır. Petrol, belki de son sıradaki bir konu olabilir. Çünkü, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Rusya gibi büyük petrol satıcıları ile batının aradında herhangi bir sorun yoktur. Öte yandan Irak’ın da elindeki petrolü satmamak yada satmakta nazlanmak gibi bir şansı bulunmamaktadır. Ya satar, ya da aç gezer… Batının ortadoğuya ilgisini Çin faktörüyle açıklamaya çalışmanın ciddi bir anlamı olmasa gerekir. Zira, Çin’in döviz rezervi 3 trilyon doları geçti ve şu ana kadar ABD’nin ortadoğudaki hareketlerini Çin üzerinden açıklayan teoriler iflas tamamen etti. ABD ve Batının ortadoğuya olan ilgisinin merkezinde sadece iki ülke başrolü oynuyor: İran ve İsrail. İsrail’in huzuru bulması için İran’daki rejimin
yıkılması ve
yerine kuklaların gelmesi gereklidir.
|
||||