Siyaset16 Mayıs 2005 00:00

Soysuzluğun Panzehiri İdealizmdir -Prof. Dr. Özcan YENİÇERİ

Holiganlık, kapkaççılık, yan kesicilik, içicilik, çekicilik, türlü çeşit mafya ile üçkâğıtçılık sanılanın ötesinde yaygınlaşmıştır. Türkiye dönme, devşirme, yosma ve yozlaşmanın ana vatanı olma yolunda hızla ilerlemektedir. Durum her geçen gün daha da vahim bir hal almaktadır. Yetkililer her sokak başına bir polis ya da bekçi yerleştirerek çok da anlamadıkları sorunları çözeceğini sanmaktadırlar. Sorunun kriminal bir vakıa olmaktan çıkarak sosyal bir patoloji haline geldiğinin farkında olanların sayısı yok denecek kadar azdır. Gazete ve televizyonlara yansıyan ahlaksızlık, pişkinlik, hayasızlık, yüzsüzlük ve arsızlık buzdağının yalnızca görünen yüzüdür.coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardscialis manufacturer coupon cialis coupons and discounts drug coupon cardabilify link abilify

Televizyon ve gazetelere yansıyan rezillikleri besleyen damarlar çok daha derindedir.

Medyanın önemli bir kısmı her anlamdaki anormalliği normal gibi göstererek Türk toplumundaki ahlaki, milli ve insani değerler yıkıcılığı yapmaktadır. Son zamanlarda gazetelere düşen şu fotoğrafa bakın: Ambulansı fuhuş yapmak için kullanan bir takım ruhsal sefillerin yaka paça götürülmektedir.

Daha dün Bostancı''da bir caminin musalla taşında bile fuhuş yapıldığı haberleri ortaya çıkmıştır.

Geçenlerde Küçükçekmece''de kurulan bir hayvan barınağına yapılan baskın sırasında köpekler dışarıda dolaşırken, içeride fuhuş yapanları Ahlak Masası ekipleri yakalar.

Bir süre önce ilk mobil genelevin patroniçesi bu iş için tahsis ettiği otobüs yakalanınca; ''Kimse beni durduramayacak, gerekirse teknede, gerekirse uçakta bu işi yapacağım'' diye topluma ve geleneksel değerlere meydan okumuştur.

Bu yurdumuzun insanı otobüs macerası baskınla noktalanınca, iki, üç ay sonra minibüste faaliyet gösterirken tekrar yakayı ele vermişti.

Uyuşturucu satışı için okullara musallat olanlarla ilgili haberler vakayı adiye haline almış durumdadır.

Üniversite anfisinde güpe gündüz esrar çekenlerin resimleri boy boy gazetelerde yer almıştır.

Sokaklar neredeyse kapkaççıların denetimi altına girmiştir.

Sahte rakıdan ne kadar insanın öldüğü ise hiç belli değil.

Sahte ilaç ve gıda ciddi bir biçimde toplum sağlığını tehdit eder hale gelmiştir.

Sokaklarda mafya ya da magandalarının çatışması çocukların ölümüne neden olduğu her gün basına yansımaktadır.

Türkiye fuhuş, hipnoz ve uyuşturucu destekli uzay tarikatlarının hedefi haline gelmiştir.

İnançsızlık, boşluk ve değersizlik gemiyi azıya almıştır. Yalnızca bu ülkenin KİT''leri ya İDT''leri değil milli ve manevi değerleri de özelleştirilmiştir.

Milli, insani ve ahlaki değerler yabancılaştırılmış yerliler eliyle talan edilmektedir. Gerçekte kimsenin tahmin edemeyeceği düzeyde bugün Türkiye''de bir çözülme, sefilleşme, bozulma, yüzeyselleşme ve soysuzlaşma yaşanmaktadır.

On beş gün önceydi İstanbul''da yolun kenarında birbirleriye sohbet eden üç kişiye "Kadıköy''e nasıl gideceğiz?" diye sorduğumda, "eğer bir milyon verirsen söyleriz" dediler.

Kendilerine "bu cevabınızdan utanç duymalısınız ve ayıp ediyorsunuz" dediğimde boş gözlerle bön bön yüzüme baktıklarını gördüm.

Galiba utanç ve ayıbı birileri bu insanların lügatinden çıkarmış.

İlginçtir aynı zaman diliminde yaklaşık beş yüz metre sonra bir halı sahasında oynanan maçı seyreden iki kişiden birisine aynı soruyu yani "Kadıköy''e nereden gidebilirim" diye sorduğumda; adam son derece ciddiyetsiz ve laubali bir biçimde "ay bir bilseeem" diye cevap verdi.

Soysuzluğun, kokuşmuşluğun, adiliğin, kudurmuşluğun ve aşağılığın sınırı kalmamış gibidir.

Bütün olup bitenin içinde Türk toplumunun ahlaki, insani, milli ve tarihi değerlerini mahkûm ederek reyting sağlamaya çalışanların önemli rolleri vardır.

Mahremini milyonların önünde iğrenç bir biçimde pazarlayanların bunda rolü olmadığını sanmak fena halde yanılmak demektir.

Ailesi çökmüş, inançları mahkûm edilmiş, milli değerleri aşağılanmış bir toplumun yok olması için başka nedenler aramaya gerek yoktur.

Bu sosyal felaketi tersine çevirmek için yeni nesilleri eski ağabeylerinin idealleriyle buluşturulması şarttır.

Gençliğin bugün uğruna fedayı can edilebilecek ideallere olan ihtiyacı suya olan ihtiyacından daha fazladır