Şike - Suay Karaman
2007-2008 futbol sezonundaKasımpaşa birinci lige çıkarken, oynadığı maçlara neden bakılmadı? Kasımpaşa kulübüne kim destek verdi? Yıllardır ligde düşme sınırında olan takımların maçları neden sorgulanmadı? Bu sezon Fenerbahçe’nin Karabükspor, Bucaspor gibi maçları şikeye takılırken, aynı takımların eksik kadrolarıyla çıktığı Trabzonspor maçları için neden sorgulama yapılmadı? Futbolda yaşanan bugünkü kirli ilişkiler, 2005 yılında TBMM Şike Tahkik Komisyonu tarafından gündeme getirilmişti. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription carddiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialissitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effectscialis walgreen coupon site cialis coupon
|
Çok büyük paraların ve rantın döndüğü futbolda, şike ve teşvik primi gibi olayların olduğu bilinen bir gerçektir. Özellikle 1990’lı yıllardan başlayarak, günümüze kadar süren bu durum, hep gözlerden kaçırılmak istenmiştir.
Tansu Çiller’in Başbakan, Şenes Erzik’in Futbol
Federasyonu Başkanı olduğu dönemde, 1995-1996 futbol sezonuna göz
atmakta yarar var. İstanbulspor
kulübünün başkanı Cem Uzan ile başbakanın eşi Özer Uçuran Çiller
arasındaki ticari sürtüşme, futbola da yansımıştı.
İstanbulspor, sürekli ve açık olarak hakem hataları sonucunda puan
yitiriyordu. 27
Eylül 1995 tarihli Milliyet Gazetesi’ne İstanbulspor kulübü tarafından
verilen “Tarafsızlığa
Davet” başlıklı tam sayfa ilanda;
22 Ekim 1995 tarihli gazetelerde İstanbulspor’un, Altay
ile oynadığı ve berabere kaldığı maçla ilgili yorumların hepsi, hakem
hataları nedeniyle, İstanbulspor’un puanlarının çalındığı konusunda
birleşiyorlardı. Üstelik Altay takımının kalecisi Şanver Göymen bile,
İstanbulspor’un attığı ancak hakem tarafından iptal edilen golün,
nizami olduğunu söylemişti.
Futbol Federasyonu Başkanı olarak Haluk Ulusoy’un
görev yaptığı sırada, 5
Haziran 1999 tarihinde Macaristan, Romanya'yı yenseydi, Türk Milli
Takımı grup ikincisi olarak 2000 Avrupa Futbol Şampiyonası’na gitmeyi
garantileyecekti. Futbol Federasyonu, eski Macar Teknik Direktör Kalman
Meszöly aracılığıyla Macaristan'a 750 bin dolar teşvik primi gönderdi.
Ama Romanya Macaristan'ı yenince bu para konsolosluk kanalıyla
Türkiye'ye iade edildi...
2007-2008 futbol sezonunda Kasımpaşa birinci lige çıkarken, oynadığı maçlara neden bakılmadı? Kasımpaşa kulübüne kim destek verdi? Yıllardır ligde düşme sınırında olan takımların maçları neden sorgulanmadı? Bu sezon Fenerbahçe’nin Karabükspor, Bucaspor gibi maçları şikeye takılırken, aynı takımların eksik kadrolarıyla çıktığı Trabzonspor maçları için neden sorgulama yapılmadı?
Futbolda yaşanan bugünkü kirli ilişkiler, 2005 yılında TBMM Şike Tahkik Komisyonu tarafından gündeme getirilmişti. Ancak ortaya atılan iddialar sohbet ve dedikodu kapsamında değerlendirilmiş, yargı yoluna başvurulmamıştı. Şike ve teşvik primi uygulaması, kabul edilemez bir olaydır, ama bunu önleyebilmek de çok zordur. Ortaya atılan bu şike olayının en başında Fenerbahçe ve başkanı Aziz Yıldırım’ın olması üzücüdür. Aziz Yıldırım’ı seversiniz, sevmezsiniz, hırslı bulursunuz, yanlış bulursunuz ama yapılan uygulamayı onaylamak mümkün değildir.
Futbolda ortaya çıkan şike olaylarının en önemli nedeni, kolaylıkla elde edilen büyük paradır. Kayıt dışı olan bu paranın dağıtımında, hoş olmayan durumların olduğu bellidir. Yargının önünde bulunan bu olayın soruşturulması ve kararın çıkması uzun zaman alacaktır. Bu yüzden futbolumuzun daha fazla zarar görmemesi için, futbol federasyonunun ileriye dönük kararlar alması gerekir. Kesin suçlu oldukları belli olmadan kulüplere ceza vermenin, telafisi olanaksız sonuçların ortaya çıkmasına neden olacağı çok açıktır. Emniyet güçleri hem hakim, hem de
savcı rolünü üstlenerek, şike soruşturması kapsamında mahkeme ve
yargılama sürecini beklemeden, soruşturmada adı geçen Fenerbahçe
yöneticilerini suçlu ilan etmiştir. Ülke gündemi şikeyle
çalkalanırken, bir başka fener
olayında süren üç yıllık soruşturmada aniden ilerleme sağlanmıştır.
Alman yetkililerinin ‘yüzyılın en büyük yolsuzluk ve
dolandırıcılık olayı’ dedikleri Deniz Feneri davasının Alman
makamlarca hazırlanan iddianamesinde; muhtaç insanlara yardım adı
altında birçok gurbetçiden 40 milyon Euro’nun üzerinde para toplandığı
açıklanmıştır. Toplanan paraların AKP’ye yakın kişilerce kurulmuş
şirketler tarafından hortumlandığı belgeleriyle kanıtlanmıştır.
Alman makamlarının bu saptamalarına karşılık, üç yıldır açılamayan soruşturma, aniden açılmış, Zahid Akman ve ekibi göz altına alınarak, sorgulanmışlar ve tutuklanmışlardır. Deniz Feneri olayıyla ilgili olarak, medyaya sızdırılan tek bir bilgi, belge ve ifade yoktur. Medyanın bu olayı görmemesi sağlanmıştır. Bu çelişkili durum, ülkemizde bağımsız yargının, siyasi iktidara bağımlı konuma getirildiğini gözler önüne sermektedir.
|
||||