“ATEŞİ VE İHANETİ GÖRDÜK” !.. - Selahattin Erol
Öyle görülüyor ki, Org. Başbuğ, Derviş’in “ulus devletin egemenliğine de bakmak lazım. Artık ulus egemenliği paylaşılacaktır” önerisini ve saptamasını oldukça ciddiye almıştır ve bu konuyu tartışmaya açmak istemektedir. Üstelik bir “uzlaşmaya” daha en başından razı olduğunu açıklayarak !.. İnsan, Org. Başbuğ’un sözlerini okuyunca, acaba Mustafa Kemal ve arkadaşları Sevr’e boyun eğmeyip direnerek, uzlaşmaz bir tavır takınmakla hata mı ettiler diye düşünmeden edemiyor !.. Üstelik Org. Başbuğ, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi’nin hedeflerine Atatürk tarafından 80 yıl önce vurgu yapıldığını(!) "iddia ederek" şunları dile getiriyor : “Bugün üzerinde yoğunlukla tartışılan ‘Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi’nin ana hedeflerinden birinin de, kadınların eğitim düzeyinin yükseltilmesi olduğu dikkate alındığında, Atatürk’ün konuya 80 yıl kadar önce vurgu yapması çarpıcı değil mi ?” İyi de, şimdi Org. Başbuğ’a sormak gerekmez mi ? Acaba ABD Irak’ı, “kadınların eğitim düzeyini yükseltmek” için mi işgal etti ? coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardscialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug card
Eski CHP milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Kemal Derviş, bu görevinden istifa etmeden yaklaşık iki ay önce gittiği İzmir’de, kendisine "CHP'ye Genel Başkan ol" diyen işadamlarına “CHP'nin sorununun ideolojik” olduğunu belirterek, Atatürk'ün kurduğu ulus-devlet geleneği ekseniyle çağdaş sosyal demokrat eksenin buluşturulamadığından yakınmakta ve şöyle demekteydi :
“Ulus devletin egemenliğine de bakmak lazım. Artık ulus egemenliği paylaşılacaktır. XXI. yüzyılda egemenlik paylaşımına hazır olmalıyız…” (Cumhuriyet, 19.2.2004)
Derviş’in bu “incisinden” yaklaşık bir yıl sonra, Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAREM)’in düzenlediği “Bilgi Çağı ve Teknolojik Gelişmeler Işığında Toplum, Yönetim, Yönetici ve Lider Yaklaşımları” konulu uluslararası sempozyumun açılış konuşmasını yapan Genelkurmay İkinci Başkanı Org. İlker Başbuğ da milli egemenlik kavramı ile ilgili “ilginç” şeyler söylemektedir :
“21. yüzyılın ilişkileri ağında tam bağımsızlık kavramı üzerine düşünmek zorundayız…. Ulusların egemenlik haklarının belirli bir alanını, kendi arzusu ve kendi iradesiyle, o kuruluşun karar mekanizmalarında yer alması kaydıyla ve o kuruluştan kendi arzusuyla çekilebilmesi mümkün olduğu sürece, uluslararası bir kuruluşa devretmesi acaba tam bağımsızlığı zedeler mi ? Sanırım bu soruyu tartışmalı ve bir uzlaşmaya varmalıyız.” (Aydınlık, 15.5.2005)
Öyle görülüyor ki, Org. Başbuğ, Derviş’in “ulus devletin egemenliğine de bakmak lazım. Artık ulus egemenliği paylaşılacaktır” önerisini ve saptamasını oldukça ciddiye almıştır ve bu konuyu tartışmaya açmak istemektedir. Üstelik bir “uzlaşmaya” daha en başından razı olduğunu açıklayarak !..
İnsan, Org. Başbuğ’un sözlerini okuyunca, acaba Mustafa Kemal ve arkadaşları Sevr’e boyun eğmeyip direnerek, uzlaşmaz bir tavır takınmakla hata mı ettiler diye düşünmeden edemiyor !..
Üstelik Org. Başbuğ, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi’nin hedeflerine Atatürk tarafından 80 yıl önce vurgu yapıldığını iddia ederek şunları dile getiriyor :
“Bugün üzerinde yoğunlukla tartışılan ‘Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi’nin ana hedeflerinden birinin de, kadınların eğitim düzeyinin yükseltilmesi olduğu dikkate alındığında, Atatürk’ün konuya 80 yıl kadar önce vurgu yapması çarpıcı değil mi ?”
İyi de, şimdi Org. Başbuğ’a sormak gerekmez mi ? Acaba ABD Irak’ı, “kadınların eğitim düzeyini yükseltmek” için mi işgal etti ? Suriye’yi, İran’ı ve ülkemizi, bu coğrafyanın kadınlarının eğitim durumlarına karşı sahip olduğu “duyarlılık” yüzünden mi tehdit ediyor ABD ? Ya da İsrail’in yıllardan beri Filistin topraklarını işgal altında tutmasının nedeni, Filistin kadınlarının “cahilliğinden” duyduğu kaygı mı ? Ya da ABD Ortadoğu’daki sadık müttefiki Suudi Arabistan’da yaşayan kadınların kölelik statüsüne karşı neden bu kadar ilgisiz ?
Hadi varsayalım ki, bütün bu sorular için ileri sürülebilecek “tatlı bahanelerle” (!) Türk milletini uyutmak mümkün oldu. Ama bu ülkede yaşayan herkes bilir ki, Mustafa Kemal - kadın ya da erkek fark etmez- Türk insanın eğitim düzeyini yükseltmek için devrimci atılımlar yaparken, emperyalist işgalcilerle işbirliği içinde olmadı. Aksine eğitimsizliğin ve gericiliğin en büyük destekçisi ve müttefikinin emperyalizm olduğunu bilerek, tutarlı ve uzlaşmaz bir anti-emperyalist tavır aldı !..
Sürekli Atatürk’ten ve “Atatürkçü Düşünce Sistemi”nden bahseden Org. Başbuğ’un, bu yalın tarihsel gerçekleri dikkate almaması ve umursamaması anlaşılır gibi değildir !..
Ne var ki, bundan yaklaşık bir yıl önce Türk Silahlı Kuvvetleri’nin NATO temsilcisi Korgeneral Ergin Saygun’un, Türk-Amerikan Konseyi'nin (ATC) 23. Konferansındaki bir panelde, “ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde Türkiye'nin ‘hedef ülkelerle değil, Avrupa ülkeleriyle’ gruplandırılması gerektiğini” söylediği ve "Ortadoğu'da makul bir girişimi desteklemeye istekliyiz. ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi takdire şayan. Bu girişimin politikalarımızda derin etkisi olacak. Ancak karanlık noktalar aydınlanmalı" (Cumhuriyet, 7.4.2004) dediği hatırlanırsa, Org. Başbuğ’un bir yıl önce dile getirilen bu “istekliliği”, bugün kadınların eğitim durumu vb. gibi “tatlı bahanelerle” (!) meşrulaştırmaya çalışmasına da şaşmamak gerekir.
* * *
Kısacası, Kemal Derviş’in “ulus devletin egemenliğine de bakmak lazım” önerisi ile başlayan, Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in AB’ye yetki devri açısından… Anayasa’nın “egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait” olduğunu güvence altına alan 6’ıncı maddesinin değiştirilmesi gerektiğini söylemesi ile devam eden egemenlik tartışması, Genelkurmay İkinci Başkanı Org. Başbuğ’un “tatlı bahanelerle” süslediği katkıları ile değişik bir boyut kazanmış bulunuyor !..
İnsan, bütün bu yaşananları gördükten ; ulusal egemenlik ve bağımsızlık gibi pazarlık konusu yapılamayacak kavramlar üzerinden atılan nutukları ve “uzlaşma” çağrılarını duyduktan sonra Nazım Hikmet’in Kuvayı Milliye Destanı’ndaki Karayılan Hikayesi’nden aşağıdaki dizeleri hatırlamadan edemiyor.
“Ateşi ve ihaneti gördük.
Ve kanlı bankerler pazarında
memleketi Alaman'a satanlar,
yan gelip ölülerin üzerinde yatanlar
düştüler can kaygusuna
ve kurtarmak için başlarını halkın gazabından
karanlığa karışarak basıp gittiler.
Yaralıydı, yorgundu, fakirdi millet,
en azılı düvellerle dövüşüyordu fakat,
dövüşüyordu, köle olmamak için iki kat,
iki kat soyulmamak için.”
Dilerim Türk milleti “ateş ve ihaneti” yeniden görmez !..