Siyaset15 Mayıs 2005 00:00

“ATEŞİ VE İHANETİ GÖRDÜK” !.. - Selahattin Erol

Öyle  görülüyor  ki,  Org. Başbuğ,   Derviş’in  “ulus  devletin  egemenliğine  de  bakmak lazım.  Artık  ulus  egemenliği paylaşılacaktır”  önerisini ve  saptamasını  oldukça  ciddiye almıştır  ve  bu  konuyu  tartışmaya  açmak istemektedir.  Üstelik  bir  “uzlaşmaya”  daha  en  başından  razı olduğunu  açıklayarak !..    İnsan,  Org. Başbuğ’un   sözlerini okuyunca,  acaba  Mustafa Kemal  ve arkadaşları  Sevr’e  boyun  eğmeyip  direnerek,  uzlaşmaz  bir tavır  takınmakla  hata  mı  ettiler  diye  düşünmeden  edemiyor !..   Üstelik  Org. Başbuğ,  Genişletilmiş Ortadoğu  Projesi’nin  hedeflerine  Atatürk  tarafından  80  yıl  önce  vurgu yapıldığını(!)  "iddia  ederek"  şunları  dile getiriyor :   “Bugün  üzerinde  yoğunlukla tartışılan  ‘Genişletilmiş Ortadoğu  ve  Kuzey Afrika Projesi’nin  ana hedeflerinden  birinin  de,  kadınların eğitim  düzeyinin yükseltilmesi olduğu  dikkate  alındığında,  Atatürk’ün konuya 80 yıl  kadar  önce  vurgu  yapması    çarpıcı  değil  mi ?”  İyi de,  şimdi  Org. Başbuğ’a  sormak gerekmez mi ? Acaba  ABD   Irak’ı,  “kadınların  eğitim  düzeyini  yükseltmek”  için  mi  işgal  etti ?   coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardscialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug card

Eski  CHP  milletvekili  ve  Genel  Başkan  Yardımcısı   Kemal  Derviş,  bu görevinden  istifa  etmeden  yaklaşık  iki ay  önce gittiği  İzmir’de,  kendisine   "CHP'ye  Genel Başkan  ol"  diyen işadamlarına  “CHP'nin sorununun ideolojik”  olduğunu  belirterek,   Atatürk'ün  kurduğu  ulus-devlet  geleneği  ekseniyle  çağdaş  sosyal  demokrat  eksenin  buluşturulamadığından  yakınmakta ve  şöyle  demekteydi : 

 

“Ulus  devletin  egemenliğine  de  bakmak lazım.  Artık  ulus  egemenliği paylaşılacaktır.  XXI.  yüzyılda  egemenlik  paylaşımına  hazır  olmalıyız…” (Cumhuriyet, 19.2.2004)

 

Derviş’in  bu  “incisinden”   yaklaşık  bir  yıl sonra,  Genelkurmay Başkanlığı  Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAREM)’in  düzenlediği  “Bilgi Çağı  ve  Teknolojik Gelişmeler  Işığında  Toplum,  Yönetim, Yönetici  ve  Lider  Yaklaşımları”  konulu  uluslararası  sempozyumun  açılış konuşmasını yapan  Genelkurmay  İkinci  Başkanı Org. İlker Başbuğ da  milli  egemenlik  kavramı  ile  ilgili  “ilginç”  şeyler  söylemektedir :  

 

“21.  yüzyılın ilişkileri  ağında  tam  bağımsızlık  kavramı  üzerine  düşünmek  zorundayız…. Ulusların  egemenlik haklarının  belirli bir  alanını, kendi arzusu  ve  kendi  iradesiyle,  o  kuruluşun  karar mekanizmalarında  yer  alması kaydıyla  ve  o kuruluştan kendi arzusuyla  çekilebilmesi  mümkün olduğu  sürece,  uluslararası bir kuruluşa  devretmesi  acaba  tam  bağımsızlığı  zedeler mi ?  Sanırım  bu  soruyu  tartışmalı  ve  bir  uzlaşmaya  varmalıyız.” (Aydınlık, 15.5.2005)

 

Öyle  görülüyor  ki,  Org. Başbuğ,   Derviş’in  “ulus  devletin  egemenliğine  de  bakmak lazım.  Artık  ulus  egemenliği paylaşılacaktır”  önerisini ve  saptamasını  oldukça  ciddiye almıştır  ve  bu  konuyu  tartışmaya  açmak istemektedir.  Üstelik  bir  “uzlaşmaya”  daha  en  başından  razı olduğunu  açıklayarak !.. 

 

İnsan,  Org. Başbuğ’un   sözlerini okuyunca,  acaba  Mustafa Kemal  ve arkadaşları  Sevr’e  boyun  eğmeyip  direnerek,  uzlaşmaz  bir tavır  takınmakla  hata    ettiler  diye  düşünmeden  edemiyor !..

 

Üstelik  Org. Başbuğ,  Genişletilmiş Ortadoğu  Projesi’nin  hedeflerine  Atatürk  tarafından  80  yıl  önce  vurgu yapıldığını  iddia  ederek  şunları  dile getiriyor :

 

“Bugün  üzerinde  yoğunlukla tartışılan  ‘Genişletilmiş Ortadoğu  ve  Kuzey Afrika Projesi’nin  ana hedeflerinden  birinin  de,  kadınların eğitim  düzeyinin yükseltilmesi olduğu  dikkate  alındığında,  Atatürk’ün konuya 80 yıl  kadar  önce  vurgu  yapması    çarpıcı  değil  mi ?”

 

İyi de,  şimdi  Org. Başbuğ’a  sormak gerekmez mi ?  Acaba  ABD   Irak’ı,  “kadınların  eğitim  düzeyini  yükseltmek”  için  mi  işgal  etti ?   Suriye’yi, İran’ı  ve  ülkemizi,  bu  coğrafyanın  kadınlarının  eğitim  durumlarına  karşı  sahip  olduğu  “duyarlılık”  yüzünden mi  tehdit  ediyor  ABD ?  Ya  da  İsrail’in   yıllardan  beri  Filistin  topraklarını  işgal  altında  tutmasının  nedeni, Filistin kadınlarının  “cahilliğinden”  duyduğu  kaygı  mı ?  Ya  da  ABD  Ortadoğu’daki  sadık müttefiki  Suudi  Arabistan’da  yaşayan  kadınların  kölelik  statüsüne karşı  neden  bu kadar  ilgisiz ?

 

Hadi  varsayalım ki,  bütün  bu  sorular  için  ileri sürülebilecek  “tatlı  bahanelerle” (!)  Türk  milletini  uyutmak  mümkün  oldu.  Ama  bu ülkede  yaşayan  herkes  bilir  ki,  Mustafa Kemal  - kadın  ya  da  erkek  fark etmez-  Türk  insanın  eğitim  düzeyini yükseltmek  için  devrimci atılımlar  yaparken,  emperyalist  işgalcilerle  işbirliği  içinde  olmadı.  Aksine  eğitimsizliğin  ve gericiliğin  en  büyük  destekçisi  ve  müttefikinin  emperyalizm  olduğunu  bilerek,  tutarlı  ve  uzlaşmaz  bir anti-emperyalist  tavır  aldı !..  

 

Sürekli  Atatürk’ten ve  “Atatürkçü  Düşünce Sistemi”nden  bahseden  Org. Başbuğ’un,  bu yalın  tarihsel  gerçekleri  dikkate  almaması ve  umursamaması   anlaşılır  gibi değildir !..

 

Ne  var  ki,  bundan  yaklaşık  bir  yıl  önce  Türk  Silahlı  Kuvvetleri’nin NATO temsilcisi  Korgeneral  Ergin  Saygun’un, Türk-Amerikan Konseyi'nin (ATC)  23. Konferansındaki  bir panelde,  “ABD'nin Büyük  Ortadoğu  Projesi (BOP)  çerçevesinde   Türkiye'nin  ‘hedef ülkelerle  değil,  Avrupa  ülkeleriyle’  gruplandırılması  gerektiğini” söylediği  ve  "Ortadoğu'da  makul  bir  girişimi desteklemeye  istekliyiz. ABD'nin  Büyük Ortadoğu  Projesi takdire  şayan. Bu girişimin politikalarımızda  derin  etkisi olacak. Ancak   karanlık  noktalar  aydınlanmalı"  (Cumhuriyet,  7.4.2004)  dediği  hatırlanırsa,  Org. Başbuğ’un  bir  yıl önce  dile  getirilen   bu  “istekliliği”,  bugün  kadınların  eğitim  durumu  vb.  gibi  “tatlı  bahanelerle” (!)  meşrulaştırmaya  çalışmasına  da şaşmamak  gerekir.

 

*  *  *

 

Kısacası,  Kemal Derviş’in  “ulus  devletin  egemenliğine  de  bakmak lazım”  önerisi  ile  başlayan,  Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in   AB’ye  yetki  devri  açısından…  Anayasa’nın   “egemenliğin kayıtsız  şartsız  millete  ait”  olduğunu   güvence altına  alan  6’ıncı  maddesinin  değiştirilmesi   gerektiğini  söylemesi ile  devam  eden  egemenlik  tartışması, Genelkurmay  İkinci Başkanı  Org. Başbuğ’un  “tatlı  bahanelerle”  süslediği  katkıları  ile  değişik  bir  boyut  kazanmış  bulunuyor !..

 

İnsan,  bütün  bu  yaşananları gördükten ;  ulusal  egemenlik  ve  bağımsızlık  gibi  pazarlık konusu yapılamayacak   kavramlar üzerinden  atılan nutukları  ve  “uzlaşma”  çağrılarını duyduktan  sonra  Nazım  Hikmet’in  Kuvayı Milliye Destanı’ndaki  Karayılan Hikayesi’nden  aşağıdaki  dizeleri  hatırlamadan  edemiyor. 

 

“Ateşi ve ihaneti gördük.
Ve kanlı bankerler pazarında
                            memleketi Alaman'a satanlar,
yan gelip ölülerin üzerinde yatanlar
düştüler can kaygusuna
ve kurtarmak için başlarını halkın gazabından
karanlığa karışarak basıp gittiler.
Yaralıydı, yorgundu, fakirdi millet,
en azılı düvellerle dövüşüyordu fakat,
                  dövüşüyordu, köle olmamak için iki kat,
                                        iki kat soyulmamak için.”

 

Dilerim  Türk  milleti  “ateş  ve ihaneti”  yeniden  görmez !..