Müzik piyasasının kendisine "süperstar" ünvanını lâyık bulduğu şarkıcı Ajda Pekkan, Devlet Bakanı Egemen Bağış'ı karşısında görünce heyecandan şu sözleri sarfetti:
“Sayın Bakanım her zaman sanat ve sanatçının yanında oluyorsunuz. Muhteşem vizyonunuzla hep ülkemizin önünü açıyorsunuz. İyi ki varsınız, hep olun. Sizin için canımızı vermeye hazırız. Allah sizi başımızdan eksik etmesin..”
Hitler'in, Saddam Hüseyin'in, İdi Amin'in Saparmurat Türkmenbaşı'nın, Kaddafi'nin ve Tayyip Erdoğan'ın "sanatçıları" bile şimdiye kadar bu kadar ileri gitmemiş, yalakalığın tarihine kendini altın harflerle yazdırmayı başaramamıştı. Rasim Ozan Kütahyalı ve karısının tarihe geçme çabaları da boşa çıktı ve bu "onur" 66 yaşındaki Ajda Pekkan'a nasip oldu...
Türk toplumu şimdiye kadar, başbakanların, hatta eşlerinin önünde diz çöküp şarkı söyleyen "sanatçılar", miting meydanlarında başbakanlarla birlikte kürsüye çıkıp el sallayan "yazarlar", hatta savcıların bir adım ötesinde fotoğrafa giren "darbe mücahidi" gazeteciler görmüştü ama "Sizin için canımızı veririz" diyenine ilk kez rastlanıyordu. Yalakalıkta eşik böylece aşılmış oldu, kırılması zor bir rekora imza atıldı...
Ajda Pekkan, Uğur Dündar tarafından "yalakalıkla" suçlanınca, asistanı aracılığıyla şu açıklamayı yaptı:
(Gerçi Uğur Dündar, Ajda Pekkan'ın ve kendisinin de içinde bulunduğu camiada çok rastlandığı gibi bu eleştirisinden hemen çark etti ve "yalakalığın doruğu" dediği duruma, “Benim sözlerimin hedefinde Ajda Pekkan asla yoktur. Bu sözlerin muhatabı olanları zaten kamuoyu uzun süredir biliyor” şeklinde bir "düzeltme" getirdi. Önümüzdekşi günlerde Dündar ile Pekkan'ın sarmaş dolaş fotoğrafları eşliğinde "Buzlar eridi"" haberlleri okumamız kuvvetle muhtemeldir...)
Pekkan'ın asistanı Ethel Sason tarafından yapılan açıklama şöyle:
“Ajda Hanım’ın sözleri bir partiyi destekleyen sözler değildi. Eğemen Bağış’ın şahsına yapılmış bir övgü. Sahnede bir duygu fışkırması yaşadı Ajda Hanım. En doğal haliyle en duygusal haliyle şahsa söylediği sözlerdi. Bir yalakalık filan söz konusu değil.” ,(7649,29679,100086))
Bir partiyi bakan düzeyinde temsil eden bir "şahsa" söylendiğinde yalakalık olmuyordu yani...
Bu olayın dalkavukluk yapanı ile kendisine dalkavukluk yapılanı arasında açı, mesafe ve hakediş bakımından da ciddi orantısızlıklar bulunmakta. Şöyle ki:
Ajda Pekkan 66, Egemen Bağış 40 yaşında. Yani Egemen Bağış doğduğuna Ajda Pekkan filmlerde başrol oynuyor, sevgilileri ve evlilikleri ile gündeme geliyor, assolist olarak sahnelere çıkıyordu. Dolayısıyla, Egemen Bağış'ın Ajda Pekkan'a "Sizin için canımı veririm" şeklinde ileri gitmese bile "Sizi magazin dünyasında yıllardır izliyoruz, büyük insansınız" filan demesi daha şık kaçabilirdi...
Yapılan dalkavukluğu abartının zirvesine taşıyan "Sayın Bakanım her zaman sanat ve sanatçının yanında oluyorsunuz. Muhteşem vizyonunuzla hep ülkemizin önünü açıyorsunuz" sözlerinde en ufak bir gerçeği yakalamak için ise bir hayli sondaj yapmamız ve eli boş dönmemiz gerekiyor çünkü Egemen Bağış'ın "sanat ve sanatçının yanında olmak" adına şimdiye kadar ne yaptığı bilinmiyor.
Bağış'ın -her anlamda- yanında olduğu tek kişi Tayyip Erdoğan...
"Muhteşem vizyon" meselesine gelince...
Egemen Bağış, uçakta Başbakanı'na aspirin, gazete, pizza, arka tarafta oturan gazetecilerden istek notları gibi malzemeleri iletmek gibi vazife ve özellikleriyle tanınıyor. Bakan olma muradına bu "üstün hizmetlerinden" dolayı nail olduğu da Erdoğan'ın çevresindeki herkes tarafından biliniyor...
Sadece bunlar değil...
Egemen Bağış, "muhteşem bir vizyona" sahip olmak için çeşitli meşakkatlere de katlandı. Ömer Çelik'in dyeimiyle "meşakkatli bir hedonizm" sahibidir kendileri... 2005 yılında Esenboğa Havaalanı'nda Tayyip Erdoğan'ın ensesine patlattığı tokat, Türk siyasetinin unutulmazları arasındadır. Erdoğan'ın herkesin ortasında Egemen Bağış'a arkadan yaklaşıp "N'aber Egemen" dedikten sonra tokadı aşketmesini görüntüleyen televizyon kanalları, birer birer arandıktan sonra bu görüntüyü çevirip çevirip yayınlamaktan vazgeçmişlerdi.
O yıllarda hâlâ enseye tokat yemenin ileride bakan olmayı engelelyecek bir özellik olduğu zannediliyordu çünkü...Aradan geçen beş yıl, enseye tokat yiyenlerin bakan olma şansını arttırdı... Bilselerdi, televiyon yöneticilerini "görüntüleri daha sık yayınlayın" talimatı vermek için ararlardı..
Büyük şair Attila İlhan'ın siyasette ilke, onur ve inanmışlığı anlatan "O sözler ki dolu bir tabanca gibi ölüp ölesiye yüreğimizin üstünde taşırız/ O sözler ki bir kez çıkar ağzımızdan, uğrunda asılırız" dizeleri AKP iktidarlarında "O tokat ki bir kez patlar ensemizde/ Bakan olmak için sessiz kalırız" ilkesine dönüşmüştü nasıl olsa...
Değerlerin bu kadar ayak altı olduğu bitr ortamda bir "sanatçının" vasat bir siyasetçiye "sizin için canımızı veririz" demesi çok görülmemeliydi aslında..
Yine de kendimizi üzeceğimiz bir nokta kalmış bulunuyor ki, o da şu:
Bu ülkede ensesine tokat atmadığı hiç kimseyi makam mevki sahibi yapmayan bir Başbakan'ın arkasından giden milyonlarca insan var;
Ensesine tokat yemiş bir siyasetçiye "Size canımı veririm" diyebilen kırk yılllık "sanatçılar" var...
Ve bu "sanatçıların kasetlerini alan, konserlerine koşan milyonlarca "sanatsever" var.....
Son sözümüz de gerçek sanatçı Fikret Kızılok'un anısına:
"Şarkıdaki Maymun
Ne kadar da güzel ve şuh tanıtılırsın
Oysa gerçekte bir maskarasın
Bir maymunsun şarkıların içinde
Bir papağan, süper renk ve biçimde
Önemi yok erdemin; mühim olan paradır
Bir bilinse ki o ne tezgahtır
Bir günah gibi, günah gibi
Her bilinçsiz kafada günah gibi
Geri kalmış genç kızda
Aptalın cüzdanında
Video kaset ve fotoromanda
Bir şarkısın mutfakta
Bir heves kokanada
Ve bir sevda patronda
Bir nature morte olmuş artık sıfatın
Surat ruhun aynasıdır derler ya
Gerilmiş bir dümbelek, ıslanmış iki dudak
Buluşmuş anlamsızlıkta
Biraz Arden birazcık da Revlon
Derken Avon...
Femele Frankenstein
Bir günah gibi, günah gibi
Her bilinçsiz kafada günah gibi
Geri kalmış genç kızda
Aptalın cüzdanında
Video kaset ve fotoromanda
Bir şarkısın mutfakta
Bir heves kokanada
Ve bir sevda patronda
Kim takardı seni Paris'te, Londra'da?
Ya da gerçek bir sanatta?
Bir tek zeytin dalı mı taşıdın yurdundan?
Biraz zahmet edip oralara
Bahanedir hepsi bilirsin ya bahane
Her çıkışta bizden gider onlara
Döner gelir nasıl olur
Bilmem ki bildiremem
Üç-beş şarkı elli bavulda
Bir günah gibi, günah gibi
Her bilinçsiz kafada günah gibi
Geri kalmış genç kızda
Aptalın cüzdanında
Video kaset ve fotoromanda
Bir şarkısın mutfakta
Bir heves kokanada
Ve bir sevda patronda
Unutma domatesi çürük yumurtanın tadını
Ve Maria Antoinette'nin adını
Sor ki anlatsınlar biraz gerçek olanı
O bomboş kafandaki zindanı
Sen bir ekolsün; ekollerin dışında
Ve bir günah gibi bu toplumun içinde
Takmışsın peşine bir maymun sürüsü
Artık bir şarkıdır bunun gerisi
Bir günah gibi, günah gibi
Her bilinçsiz kafada günah gibi
Geri kalmış genç kızda
Aptalın cüzdanında
Video kaset ve fotoromanda
Bir şarkısın mutfakta
Bir heves kokanada
Ve bir sevda patronda "