Siyaset9 Mayıs 2011 00:00
"Mürted" Kavramı Açısından Tayyip Erdoğan - Alper Doğu
Eminim söz konusu ibarenin ne mânâya geldiğini oradaki gazeteci kardeşlerim de bilmiyordur. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın üzerine bir damga gibi vurulan “Mürted”tabirinin mânâsını “Ilımlı İslam” adıyla bildiğimiz Amerikancı sahte Müslüman sayfa yöneticisi-amir-patronlarına gösterdiklerinde ancak öğrenebilmişler ve yazdıkları “Kaddafi’ye Taksim’den Destek Eylemi” haberlerini karalamak zorunda kalmışlardır. İfadenin tıpkı “haçlı” tabiri gibi gayet siyasi bir kavram oluşuna da dikkat çekerek ve mühimseyerek “Mürted” kavramının üzerinde durmak istiyorum. naproxennatrium site naproxen kruidvat
|
Libya’ya karşı
barbar Batı saldırının üzerinden neredeyse 40 gün geçti. Saldırının
başlamasının hemen ardından başta Fransa ve ABD olmak üzere Haçlı
Saldırısına karşı birçok gösteri tertip edildi. O gösterilerden ilki 21
Mart 2011 Pazartesi günü Taksim'de Fransız Konsolosluğu önünde Yeni
Devir Hukukçular Derneği’nin organize ettiği gösteri oldu.
Sevgili Turhan Feyzioğlu’nun Facebook sayfasında videosunu izlediğim bu gösteri açıkcası çok da ilginç bir ayrıntıyıiçinde barındırıyordu. Haçlı Saldırısı
karşısında Libya Lideri Muammer Kaddafi ve Libya halkına açık destek
eylemiyle, aynı gün İşçi Partisi, Türkiye Gençlik Birliği ve Türkiye
Komünist Partisi’nin düzenlediği destek eylemleri birlikte
düşünüldüğünde, Türk Milleti adına ortak bir tavır sergilemek haysiyeti
gösterilmiş oldu. Bu sebeple kendilerini gönülden selamlıyorum.
Gösteriler yoğun
gazeteci ilgisine rağmen işgal medyası tarafından haberleştirilmedi
veya görmezden gelindi.
Yeni Devir
Hukukçular Derneği’nin organize ettiği protesto gösterisinde açılan
birçok döviz yanında, katılımcılardan birinin açtığı döviz ve üzerinde
yazan bir ibare dikkatlerden kaçtı.
Belki de bu eylemin haberleştirilmemesinin, Libya halkına ve lideri Kaddafi’ye Türk Milleti’nin açık destek verdiğinin gizlenmesinin sebebi de söz konusu ibare… Eminim söz konusu
ibarenin ne mânâya geldiğini oradaki gazeteci kardeşlerim de
bilmiyordur. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın üzerine bir damga gibi vurulan “Mürted”tabirinin
mânâsını “Ilımlı İslam” adıyla bildiğimiz Amerikancı sahte Müslüman
sayfa yöneticisi-amir-patronlarına gösterdiklerinde ancak
öğrenebilmişler ve yazdıkları “Kaddafi’ye
Taksim’den Destek Eylemi” haberlerini karalamak zorunda
kalmışlardır.
İfadenin tıpkı
“haçlı” tabiri gibi gayet siyasi bir kavram oluşuna da dikkat çekerek
ve mühimseyerek “Mürted”
kavramının üzerinde durmak istiyorum.
“Mürted”, Diyanet
İşleri Başkanlığı sitesinde şu şekilde ifade olunuyor:
“Mürted,
müslüman olduktan sonra İslam'ı terk edip ona karşı çıkan kimse
demektir. Kur'an, dininden dönüp kafir olarak ölen kimselerin yapmış
oldukları amellerin gerek dünyada, gerek ahirette boşa çıkmış olacağını
haber vermektedir. Bu durumşüphesiz ki, son noktada mürtede verilmiş en
büyük cezadır. Zira amellerinin boşa çıkmış olması, ebedi olarak
cehennemde kalmasını gerektirmektedir.” (1)
Ayrıca Kuran-ı
Kerim’de Al-i İmran Suresi’nin 28. Ayeti ve bu Ayet ile ilgili, İslam
müfessirleri arasında en meşhuru olduğu kaydedilenİbni
Cerir et-Taberi’nin tefsiri:
"Mü’minler
mü’minleri bırakıp da kafirleri veliler edinmesinler. Kim böyle yaparsa
Allah’la arasında bir bağlantısıkalmamıştır. Ancak onlara (karşı)
takiyye uygulamanız müstesnadır. Allah kendisine karşı (gelmekten) sizi
sakındırıyor. Dönüş Allah’adır." (Al-i İmran: 28)
İbni Cerir et-Taberi bu ayet hakkındaşöyle dedi: "Ayetin mânâsı şöyledir: "Ey
mü’minler! Dinleri konusunda kafirlere yardımcı ve dost olmayın, onları
müslümanlara karşı desteklemeyin ve müslümanların gizli hallerini
onlara haber vermeyin. Sizden kim bunu yaparsa Allah-u Teâlâ'dan hiçbir
şey beklemesin. Zira o, Allah-u Teâlâ'dan, Allah-u Teâlâ da ondan beri
olmuştur. Çünkü o, İslam dininden çıkmış, mürted olup küfre girmiştir.
"Ancak
onlara (karşı) takiyye uygulamanız müstesnadır."
Yani; kafirlerin hükmü altında bulunduğunuzda onlardan size bir zarar gelmesinden korkarsanız, kalbinizin onlara karşı düşmanlıkla dolu olması şartıyla dilinizle zahiren onlara dostluk gösterisi yapabilirsiniz. Fakat böyle bir durumda onların küfürlerine destekçi olunmamalı ve hiçbir fiille müslümanlara karşı onlara yardım edilmemelidir." (2) Buradan yola
çıkarak “Mürted”in bariz vasfının İslam’dan dönmesi yanında İslâm’a
karşısavaş açan kâfirleri dost edinmesi ve onlarla işbirliği içine
girmesi olduğu anlaşılıyor.
Başbakan Tayyip
Erdoğan gibi, Milli Görüş geleneğinden gelerek müslüman Türk halkından
oy devşiren ve saf anadolu insanı tarafından sevildiği anlaşılan bir
kişi hakkında böylesi bir hüküm vermek ne derece yerindedir?
Bunun için Tayyip
Erdoğan’ın 9 yılı bulan icraatlarına bakmak gerekmekte.
Zira İslam şeriatında hüküm, zahire-görünen işlere göre veriliyor:
-
AKP iktidarı kurulur kurulmaz yapılan ilk icraatlardan birisi şüphesiz
Irak’ın bölünmesine yol açan ve 5 milyondan fazla insanın –müslümanın!-
katledilmesine sebeb olan Irak’a saldırının yapılmasıdır…
Hatırlanacağı gibi Tayyip Erdoğan bu saldırının gerçekleşmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bir teskere sunmuş ve “Bu tezkereye hayır demek, bana hayır demektir!” diyerek vekillerini Amerika namıhesabına tehdit etmişti. Ve “hayır!” reyi kullanan vekilleri partisinden tasfiye etmiş ve bazılarını da Silivri Toplama Kampı’na kapatmak için girişimlerde bulunmuştu. Dönemin başbakanı, günümüzün “cumhur-u reis”i Abdullah Gül ise zamanın ABD Dışişleri bakanı Colin Powel ile yaptığı ve bir gazete röportajında itiraf ettiği üzere 9 maddelik gizli anlaşma yapmıştı. Bunun yanında da işgalci Amerika’nın azılı İslam ve tabii ki Türk düşmanı neo-con Wolfowitz ile yaptığı“hayvan pazarlığı” da wikileaks sızıntılarıyla ortalığa dökülmüş oldu. Bu noktada hatırlanmalı ki, Ecevit ve hükümeti Irak’ın işgaline karşı tavır alacağı bilindiği için darbe ile düşürülmüştü. -
Özelleştirme adı altında Müslüman Türk halkının yeraltı ve yerüstü
kaynaklarını ve tüm stratejik kurumlarını ABD,İsrail, İngiltere,
Kanada, Hollanda, Almanya başta olmak üzere bir çok Batılı–aynı zamanda
Irak, Afganistan, Filistin ve şimdi de Libya’da işgal gücü
olan-ülkelere Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığındaki bu hükümet satmıştır.
Başta “canım
kardeşim” dediği Berlusconi olmak üzere, bazı özelleştirme ihaleleri
ile ilgili bizzat yürüttüğü “arabuluculuk” da Başbakan hesabına
unutulmaz icraatlarından biridir.
-
“Van Minüt” adı altında tek perdelik bir “erkeklik gösterisi” yapması
yanında İsrail’le Davutoğlu’nun afişe edilen gizli görüşmelerinde de
olduğu gibi ilişkiler derinliğine sürdürülmüş, ticaret hacmi artmış ve
Gazze’ye yardım konvoyu götüren saf ve temiz müslümalardan 9’unun kanı,
Başbakan’ın o günlerde esip gürlemesinin sahte tesellisi altında, yerde
kalmıştır.
…
Müslümanlık
iddiasında olup da, İslam’a karşı bütün bu tartışılmaz ihanetleri
işleyen bir kişiye yine de “Mürted” denemeyeceği ihtimali; İslam’da
kişinin içinde bulunduğu hayati tehlike dolayısıyla hayatını kurtarmak
için düşmanla işbirliğine girmek gibi geçici
ruhsat verildiği ölçülerle sabit.
Fakat;
Tekrar aynıÂyet’e
dönecek olursak:
"Ancak
onlara (karşı) takiyye uygulamanız müstesnadır." (Al-i İmran: 28)
Ve yine Taberi’nin
tefsirinden mesele açıklığa kavuşsun:
“Yani;
kafirlerin hükmü altında bulunduğunuzda onlardan size bir zarar
gelmesinden korkarsanız, kalbinizin onlara karşı düşmanlıkla dolu
olması şartıyla dilinizle zahiren onlara dostluk gösterisi
yapabilirsiniz. Fakat böyle bir durumda onların küfürlerine destekçi
olunmamalı ve hiçbir fiille müslümanlara karşıonlara yardım
edilmemelidir."
Türkiye’nin işgal
altında olduğu gerçeğini kabul etmemek olmaz. İşgali gerçekleştiren
Türk Milleti olmadığına göre, işgalin Türkiye Cumhuriyeti’nin
tepelerinde söz konusu olduğu ve bu ülkenin düşmanları tarafından
yürütüldüğü açık.
İşgalci gücün
Amerika ve diğer batılı güçler olduğu tarihi bir diğer gerçek. Ve bu
gerçeğin yanında o tepeleri tutan parti ve güdücülerinin de kim
olduklarıgerçeği…
Perki, Tayyip
Erdoğan kimlere düşman?
Anti-Amerikancı,Anti-AB’ci,
Tam Bağımsızlıkçı tüm kesimlere… Silivri Toplama Kampı da bu
düşmanlarının tıkıldığı üs…
Soralım;
Sayın Başbakan
kimden ya da kimlerden korkuyor?
Kendisine
suikastler tertiplendiği haberlerinin medyada dolaştırılmasına rağmen,
görünen o ki hiç kimseden.
Şu sözler Başbakan
Tayyip Erdoğan’a ait:
- “Biz kefenimizi alarak yola çıktık!” - “Kimseden korkumuz yok!” - “Bizim kimseye diyet borcumuz yok!” Bu beylik lafların yanında her ne
hikmetse adeta Türk Milletine karşı 2000 korumayla geziyor
olsa da, zaten bütün konuşmalarındaki hâkim “Kasımpaşalı” uslup da bunu
göstermiyor mu: “Korkusuz
Başbakan!”
Öyle ise, Tayyip
Erdoğan’ı kendisiyle işbirliğine girmeye zorlayan hiçbir hâkim güç yok
ve olamaz. Hele elinde böylesi imkânlar bulunan müslümanlık
iddiasındaki birinin.
Öyle ise bu gönüllü
işbirliği niye?
Bütün bunlar
yanında soru şu:
Taksim’de, Tayyip
Erdoğan hakkında cesaretle bu dövizi açanların korumak istedikleri
İslâm haysiyet ve şerefi yanında, diğer cemaat ve müslümanların İslâm’a
nisbetle izzet ve şerefleri ne derecededir?
Saygılarımla…
2- İbni Cerir
et-Taberi - Taberi Tefsiri - c:3 s:228
|
||||