Tarih/Kültür19 Nisan 2011 00:00

Köy Enstitüleri ve Akis - İlker Doğan

Cumhuriyet Türkiyesi’nin ülke gerçeğine, kendi özkaynaklarına dayalı olarak kurduğu bir eğitim sisteminin adıdır, KÖY ENSTİTÜLERİ. Yabana muhtaç olmadan kendini yeniden üreten, kendi kendine üretken bilgi ve beceriyle donatan bir eğitim kurumunun adıdır, KÖY ENSTİTÜLERİ.          Yıl 1936’larda askerliğini onbaşı veya çavuş olarak yapan köyçocukları 6 ay süreli tarımsal uygulamalı kurslarda yetiştirilerek köylerinde eğitmen oldular. cialis forum cialis bez recepta cialis bez receptafusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnecialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer couponmicardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mg

Köy Enstitüleri ve Akis

İlker Doğan - Tokat Gözlem

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

19.04.2011


Cumhuriyet Türkiyesi’nin ülke gerçeğine, kendi özkaynaklarına dayalı olarak kurduğu bir eğitim sisteminin adıdır, KÖY ENSTİTÜLERİ.

Yabana muhtaç olmadan kendini yeniden üreten, kendi kendine üretken bilgi ve beceriyle donatan bir eğitim kurumunun adıdır, KÖY ENSTİTÜLERİ.

        

Yıl 1936’larda askerliğini onbaşı veya çavuş olarak yapan köyçocukları 6 ay süreli tarımsal uygulamalı kurslarda yetiştirilerek köylerinde eğitmen oldular.

Köye okul girişimi 1937 ve 1939 yıllarında Saffet Arıkan’ın ve Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı ve İsmail Hakkı Tonguç’un ilköğretim Müdürlüğü dönemlerinde etkin olarak ülke gündeminde yerini almıştır.


Milli Mücadele’nin yaralarını saramamış yeni devlet, İkinci Dünya Savaşı’na girmeden savaşa girmiş kadar zor koşullar içindedir.

Ekmek, aş yok… 

Hayvana sap yok, saman yok…

Kışın soğuğundan, yazın sıcağından barınacak yer yok…!

Cephane var mı, yok mu bilinmez, ama asker süngü hücumu ile saldırı ve savunma ağırlıklı talim ve terbiye görüyordu.

        

İşte bu yokluk ve yoksulluk içinde devlet, bu yokluk ve yoksulluğu kırmak için köye okul götürmek, köylüyü okutmak istiyor. Cumhuriyetle birlikte ülkenin gelişip zenginleşmesinin, kalkınmasının başlangıç noktasının köy olacaktı.

17 Nisan 1940, Köy Okullarına öğretmen ve eğitmen yetiştirme,yöre kalkınmasında etkin bir görev üstlenmek üzere Türkiye koşullarına özgü eğitim kurumları yasası TBMM’de kabul ediliyor.

Bu deneyimlerin ardından, uygulamaların olumlu sonuçlar vermesi üzerine ülke eğitimine daha köklü çözüm getirmek amacıyla 17 Nisan 1940, Köy Okullarına öğretmen ve eğitmen yetiştirme, yöre kalkınmasında etkin bir görev üstlenmek üzere Türkiye koşullarına özgü eğitim kurumları yasası TBMM’de kabul edilmiştir.

       

 KÖY ENSTİTÜLERİ’ne 5 yıllık köy ilkokulunu bitirenlerle, köyün kendi, sadece okuma yazma bilen insanından 6 ayda eğitmen olarak yetiştirilenlerin okuttukları 3 yıllık köy okullarından çıkan 2 yıllık hazırlık sınıfı okuyan sadece ve sadece köy çocukları alınıyordu.

Sayıları 20′ye ulaşan KÖY ENSTİTÜLERİ’nde genel bilgi ve kültürderslerinin yanı sıra tarımsal ve teknik üretken bilgi ve becerilerkazandırmaya yönelik uygulamalı dersler ağırlıklı idiler.

BöyleceENSTİTÜLERİ’N kendi alt yapı sorunları da devlete yük olmadan kendi üretkenliği içinde çözülmüş oluyordu.

       

O günlerin KEPİRTEPE KÖY ENSTİTÜSÜ’nün basit yün-aba giysileriiçinde köy çocukları, Ankara HASANOĞLAN KÖY ENSTİTÜSÜ’nün temelinde,  kerpicinde, duvarında, çatısında emeği olan köy çocukları, ülkenin imarına ellerinin nasırlarını bıraktıkları, yeni nasırlar kazandıkları, ülkede büyük bir hızın, büyük bir değişimin kıvılcımları olmuşlardır.

KÖY ENSTİTÜLERİ  daha yeşermeden, çevresini yeşertmeden Anadolu’nun dinamiğini ülkenin kalkınmasına katacak Anadolu kırsalının gençliğine karşı acımasız saldırılar yapıldı. Bu acımasız saldırılara karşı hiç kimsenin ama hiç kimsenin gıkı çıkmadı. Anılan süreçte, ülkede sürüp giden komünist suçlamasından bu okullar en ağır şekilde nasiplerini aldılar. Kenan Öner-Hasan Ali Yücel davası bunun en çarpıcı örneklerinden biridir.

 

Türk Milli Eğitimine büyük destek veren ve bu okulların kuruluşuna büyük katkısı olan İsmet Paşa bile Hasan Ali Yücel’i ve kendi eseri olan okulları savunmadı. Hasan Ali Yücel bu okullar yüzünden komünizmden suçlu bulundu ve ceza yedi. Amacı ülkeye kaliteli ve kalifiye işçi yetiştirmek olan birokula, mezunu olan bu pırlantalar, askerlik görevini yapmak üzere geldikleri yedek subay okullarında komünist ön yargısı ile “Gözün üstünde kaşın var” kabilinden suçlamalarla kıtalara onbaşı – çavuş olarak çıkarıldılar.

Ne yani ayak takımı başımıza bir de subay mı,amir mi olacaktı…!

Köy Enstitüleri kapatılırken bu kurumlarla bütünleşmiş olan bir avuç insanın ve Anadolu çocuğunun içine düştükleri acılarından hiç kimsenin ama hiç kimsenin haberi olmadı. Köy Enstitüleri; varlığıyla baştacımız oldu, yüzümüzü ağartan çalışmalar meydana getirdi. Kapatıldı kalp ağrımız oldu, eksikliği temelsiz eğitimi doğurdu, bugünkü beceriksizliği meydana getirdi   .  

 

KÖY ENSTİTÜLERİ, Türkiye’nin çağdaşlığı yakalaması için gerekli Samurayları yetiştirecek  kurumlar olmamaları için bir neden yoktu…

Bildiğiniz gibi Japon mucizesi, kaynağını kendi dinamiklerinden, kendi geleneğinden, örfünden alıyordu.

Artık üstün bir yaklaşımla 40.000 ithal öğretmen getirtiyoruz yurt dışından 17.000 işsiz İngilizce öğretmenimiz yokmuş gibi.

Yakında Matematik öğretmeni, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni ,Türkçe öğretmeni İthaline de başlarız.

Zaten tohumlarımız,canlı hayvanlarımız,makinelerimiz ,düşüncelerimiz ithal değil mi. Ne diyelim Allah islah etsin.


Açık İstihbarat @ 2011