|
|
Eskiler ‘zenginin horozu bile yumurtlar’ der,
doğruymuş, İshak Alaton
Efendi’nin yumurtlamalarına hep birlikte şahit olduk.
İshak Efendi’nin ağzından medyaya yansıyan beş-altı cümlesine şahit
olduk, hepsi ‘cehalet ürünü’..
Bir,
İshak Efendi buyuruyor ki Kürtler ayrılsın mı diye bir ‘oylama’
yapalım..
Cevap, sayın İshak Efendi, dört beş yılda bir seçimler yapılıyor ve
‘ayrılık’ isteyen partinin oy oranı yüzde beş ila yedi arasında, sizi
tatmin etmeyen başka nedir?
İki,
Kanada’nın Quebec örneği sık sık veriliyor, sayın İshak Efendi, Quebec
bir ‘koloni’dir..
Yani ‘batılı yerleşimcilerin siyasi sosyal kavgası’, karıştırmayın..
Üç,
Abdullah Öcalan’ı Mandela ile kıyaslıyor.. Mandela’yi çağımızın en
güçlü barışçı liderleri
Gandhi ve Martın Luther King’in yanına yaklaştıran şiddeti destekleyen
konuşma ve çağrısı asla olmamıştır, etnik kanlı çatışmayı bu gibi
benzer yakıştırma anahtarlarıyla açamazsınız, dikkatli olun..
Dört,
dil konusunda sık sık Belçika örneği veriliyor, İshak Efendi, Belçikaca
diye bir dil yoktur, çünkü tampon devlettir, Fransa’ya yakın olanlar
Fransız’a Hollanda’ya yakın olanlar Hollandaca’ya yakın konuşur.
Zamanında Thatcher
ziyaret edip iki ayrı dilde eğitim verilen okulları görünce: Siz deli
misiniz?
Demişti..
Kurduğunuz birkaç cümlede kullandığınız kavram ve
kelimeler işte bunlar. Ancak bugün medyamıza bakınca konuşmanız çok
cesurca bulunmuş.. Hani magazin sayfalarında mankenler soyundukça ‘kışkırtıcı,
çok cesur pozlar’ diye bir dil kullanılır..
Ortaya sallayıp kaçmak yok, dünyada eşine benzerine rastlanmayan bir
‘etnik sayım’dan bahsediyorsanız, bunun nasıl mümkün olacağını da
söyleyebilmelisiniz, mesela, karıncaları dahi saymak mümkündür, ya da
şunlar hamsi şunlar uskumru, şu kadar kedi var..
Ancak insan evladı birbiriyle evlenmiş, ki, dünyada birbiriyle en çok
karışmış bir coğrafyada oturuyoruz, velhasıl, birimizin annesi Kürt
diğerimizin babası, diğerimizin dedesi.. Anketciler eve geldiğinde
nasıl bir cevap vereceğiz..
Mesela üniversiteye giden oğlumuzun kaşlarına bakıp Kürt dedesine
benziyor, Kürt olmalı mı diye cevap vereceğiz.. Sayılması mümkün
olmayan saçma sapan ırki bir kafatası ölçümünden bahsetmediğinizi
düşünüyorum, yani teklifiniz ‘siyasal inançlarımızın’ oylaması
Eee siyasal seçimler de her dört beş yılda yapıldığına göre, sizin yeni
ve cesur teklifinizi biraz daha açmanız gerekiyor, sallayıp kaçmak yok,
eskiler kuru sıkı sallayıp kaçanların arkasından dalga geçerek
‘yalanları kubbesiz bıraktın’ der, bu etnik piyasada iş bulmak
istiyorsan yalanlarının hepsine birer ‘kubbe’, tartışmada sıkışırsan
ekranlarda şahit olduğumuz gibi kubbelerine de ayrı ayrı
‘alemler’ takmalısınız, gerçi horoz ibiği gibi kızarmış
şişmiş yalandan uzamış burnunuzu da taksanız, bizler şebeğiz, yeriz…
Sayın İshak Efendi,
keşke ‘etnik çatışmalar’ üzerine birazcık okumuş
olsaydınız şunu öğrenmiş olurdunuz:
Dünyada hiçbir
ülkede etnik tartışmanın barışçıl bir çözümü olmamıştır ve dünyada
etnik siyasetin bütün şekilleri ‘iç savaşa’ sürüklenmiştir.
Aydınlarımız gece gündüz teravih namazı gibi devletten CHP’den çözüm
isteyip duruyor, kendileri söylesin bir çözüm, yeryüzü topraklarında
etnik tartışmanın iç savaştan başka çözümü olmuş mu, bu kanlı bir
çarşaftır her gelenin altına sermeyin, her konuşmanızda her yazınızda
bu kanlı çarşafı demokrasi gibi yastıklara sarma oyunundan vazgeçin..
Ve Kafkasya ve Orta-Doğu ve Balkanlar coğrafyasının sınırları ‘hayvanat
bahçesi’ne döndürülmüştür, kara kaşlılar bu tarafa tavşanlar diğer
kafese..
İnsan sosyal bir varlıktır, başkalarıyla evlenir tanımadığı insanlarla
yakınlaşır sosyalleşir ve etnik tartışma siyaseti, beğenmediğiniz ulus
devletleri hayvanat bahçesi kafeslerine çoktan döndürmüştür..
İshak Efendi,
Bosna ortadan ikiye ayrılmıştır, Lefkoşe iki ayrı şehirdir, Beyrut
ortadan ikiye ayrılmıştır Kerkük artık iki ayrı bölgedir ve Batum,
Tiflis topyekün bir etnik kazımayla yüzbinlerin ölümü ve şehri terk
etmesine şahit olmuştur.
Etnik siyaseti kabul ettiğiniz takdirde gideceğiniz tek yer iç savaş ve
gidilen tek yer birkaç bölgeye ayrılmış şehirler, yani üç parça Siirt,
dört parça Diyarbakır..
Sayın İshak Efendi, İsrail kendisinin olmayan Filistin toprağını
tepeden bombalarla elli yıldır aralıksız öldürüyor,
İshak Efendi, Çin, kendisinin olmayan Sincan’a elli yıldır kan
kusturuyor,
İshak Efendi, Rusya kendisinin olmayan Çeçenistan’ı daha on yıl önce
iki ayrı savaşta yüzbinleri öldürerek sindirdi..
İshak Efendi çok hevesliyseniz siz kendinize ait olan evinizden önce
bir kilim bir sandalye verin, sanırım bu şefkaniz hiçbir öksüzü
doyurmaz, kendi evinizi de pekala verebilirsiniz..
Kaşınmak isteyen
insanın hiç değilse tırnakları olmalı, sizi coşturan ‘malın çok yağlı’
olması..
Evet, ‘etnik tartışma’ yağlı bir maldır, mesela
etnik tartışmaya taraf değilseniz NTV’de sizi kimse konuşturmaz ve
‘etnik meseleyi’ her gün kaleme almazsanız sizi ‘ırkçı, faşist’
yaparlar.
Bu da medyada bir türlü yer bulamayanlar için çok büyük acı verici
ölümcül bir durumdur, etnik tartışmadan söz edin, medyada baş köşeye
oturturlar sizi..
Şöyle bir bakının Türkiye’nin şöhretli kalemleri ve işadamlarına, baş
köşelere kimler oturtulmuş, edebiyatçısından siyasetçisine yazarına,
durmaksızın ‘etnik tartışmayı’ bu ülkeye dayatanlar..
Keşke yumurtalarınızın bir tek tanesinin içinde ‘sarısı’ da olsa biz de
ciddiye alsak, yeter be,
bu ne iştah, kan gördükçe ekmek bandırmaktan usanmadınız..
Hani Nazım Hikmet’in ünlü şiiridir Akdeniz’e bir kısrak başı gibi
uzanan..
Küçük beyinlerinizle bu kısrağa ‘eyer’ değil ‘semer’
giydirmeye çalışıyorsunuz, ne zaman anlayacaksınız, o semerleri
batılılar etnik tartışmayı hepinize öğreterek sizlerin sırtına
taktığını ve şimdi de bu eşekleri tepe tepe kullandığını..
Bir de üstüne patronsunuz, ben ne desem bunlar zengin düşmanı
diyeceksiniz, bir de soyadınız Alaton, ne desem bunlar anti semitist
diye suçlayacaksanız..
‘Dengimle tartılacak bir adam yok karşımda’, burda keselim
lafı.
|