|
|
Türkiye'de etik tartışmak , çölde buzu tartışmakla eşdeğer. Yine de özlemini duymadan edemiyor insan.
"Bir gazetecinin, açıkca hizmet ettiği bir partiden aday olması etik midir?" sorusu bu tarz bir tartışma özleminden kaynaklanıyor.
İnsanlara attığı iftiralar üzerinden "Ergenekon" sürecinde AKP adına vakanüvistliğini üstlenen Şamil Tayyar, AKP tarafından Gaziantep'te 3. sıradan milletvekili adayı yapıldı. İnsanlara kitapları ve yazıları ile attığı iftiralar sonucu yediği mahkeme kararlarını "mağdur gazeteci" görüntüsü altında pazarlayan Şamil Tayyar, yazılarında ve konuşmalarında açıkca AKP'ye "bana sahip çıkın" mesajları yollamaktan çekinmedi.
Kulislerde AKP'nin yediği cezalardan hapse girmemesi için Şamil Tayyar'a özel kanun çıkaracağı bile konuşuldu. Fakat bu, AKP'nin içeri tıktığı diğer gazetecilerin işine yarayacağından, Şamil Tayyar'ı kurtarırken, diğerlerini içeride tutacak formül bulundu : milletvekilliği
Bu şekilde Şamil Tayyar, seçilmesi hayli muhtemel bir sıradan aday yapılarak, bugüne kadar verdiği hizmetlerden dolayı ödüllendirildi.
CHP'ye hizmet eden "gazeteciler" içeri tıkılırken, AKP'ye hizmet eden "gazeteciler" meclise taşınmış oldu.
Tabi herkes Şamil Tayyar kadar şanslı değil. Hizmetlerine rağmen içeri alınmayanlar listesi de hayli kabarık.
Fikri Akyüz, Ümit Zileli, Mümtaz-er Türköne ; Şamil Tayyar kadar şanslı değillerdi.
Belki de Şamil Tayyar'ın "satıldığı" noktada ortaya çıkabilecek belli karakteristik özelliklerini AKP göze alamadı ve "Ergenekon" sürecinde bu kadar angaje edip, beslediğini satmayı göze alamadı.
Tayyar'ın küstü mü, "Ergenekon" ormanında 10 kaplan gücüne büründüğü, çok pis küseceği ve hiç bir şey yıkılmasa da ortalığı kesif bir küslük kokusunun kaplayacağından korkuldu.
Diğerlerinin fikri düzeydeki cengaverlikleri ortada bırakılsalar da devam ederdi fakat zamanında DSP ve MHP'ye adaylık için yanaşan her devrin "adamı" Şamil Tayyar'ın küskünlüğü göze alınamadı.
Milletvekilliğine devre mülk muamelesi yapan karı-koca çift Türköne'lerden , Özlem Türköne'nin aday olmayıp yerini kocasına bırakması bekleniyordu ki, Mümtaz-er Türköne adaylık yarışından eli boş çıktı.
Eser Karakaş'la birlikte Türkiye'de profesörlüğün ne kadar kolay elde edilebildiğinin müstesna kanıtlarından biri olan Türköne'nin; AKP'ye verdiği kayıtsız şartsız hizmete rağmen devre dışı bırakılması şaşırtıcı.
Çünkü Tayyip Erdoğan suratına tükürse, "yapacak tabi, adam %48 oy almış" deme kapasitesine sahip Mehmet Metiner Adıyaman'dan aday yapılırken, bu adaylık Türköne'den niye esirgendi?
Bu konuda iki spekülasyon sözkonusu :
1) Tayyip Erdoğan herşeye rağmen, siyasette dengeleri gözeten bir kişilik olarak Genelkurmay'ı istişare mesafesinde tutmaya özen gösteriyor ve "Türk ordusu lağvedilsin" gibi zırvaların altına imza atan Türköne'nin üstü bu nedenle çizildi.
2) Türköne aday listelerinde Emine Erdoğan'ın vetosunu yedi. Tayyip Erdoğan denkleminde sürekli gözardı edilen bu figürün vetosunu yiyen bir ismin aday olamayacağı tezine prim veriyorsanız, Emine Erdoğan'ın karısını boşayıp daha genç biri ile evlenen erkeklere karşı psikolojik bir tepkisi olduğunu da bilmeniz lazım.
Emine Erdoğan'ın bu tarz bir psikolojik reflekse sahip olmasının arkasındaki derin sebepler ayrı bir mesele fakat Mümtaz-er Türköne'nin de AKP'de ki "ezilen terk edilen eşler" kulübünün ve kulübün doğal hamisi Emine Erdoğan'ın gazabına uğradığı anlaşılıyor.
Açık İstihbarat
|