Siyaset13 Mayıs 2005 00:00

BUNA SEBEP OLANLARI TASFİYE ETMEK ZORUNDAYIZ - EROL MANİSALI

- Almanya ve Danimarka dışişleri bakanları 2002'de Kopenhag'da, hem de basının gözleri önünde "Türkiye'yi önce uyutalım sonra unuturuz" demediler mi? - Eski İngiliz Dışişleri Bakanı Cook , "Türkiye'nin sınırları belli değildir" demedi mi? - Verheugen 2004'te, " Talat kazanırsa, ancak o zaman seçim bizim için geçerli sayılır" beyanında bulunmadı mı? - Karen Fogg 'un, "AB muhibi gazetecilere kaç parayı nasıl verdiği" belgeleriyle açıklanmadı mı? - Schröder Türkiye'de, "Fener Patrikhanesi ekümeniktir" diyerek, Tayyip Erdoğan 'ın yanı başında Lozan'ı deldiğini söylemedi mi? - Avrupa Parlamentosu'nun 15 Aralık 2004'te aldığı "Türkiye'ye evet" karar metni okunduğunda, bunun "Sevr'e evet" metni olduğu ortaya çıkmadı mı? coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cards

  

- M.A. Talat'ın, "Türk askeri adadan gitsin" derken adadaki İngiliz ve Yunan askeri varlığından hiç söz etmediği, son 4 yıl içinde Türk ve dünya medyasında yer almadı mı?

- R.T. Erdoğan, 3 Kasım 2002'yi izleyen günlerde, daha milletvekili bile seçilmeden, "Bu iş Denktaş' la olmaz; 40 yıllık Kıbrıs politikamız değişecek" açıklamasını yapmadı mı?

- Nisan 2004 Annan Planı referandumunda Dikelya Üssü'nün İngiliz komutanı "evet" oyları için KKTC'de dolaşmadı mı?

- 17 Aralık 2004'te hükümetin Brüksel ile vardığı "mutabakat belgesinin", Türkiye'yi, üye yapmadan özel statüye götüren bir belge olduğu ortaya çıkmadı mı?

- THY'nin, Tekel'in, Erdemir'in ve diğer büyük tesislerin, özelleştirme ve halka satış adı altında, "yabancı tekeller tarafından alınmak istendiği" , daha şimdiden anlaşılmadı mı?

Bütün bu anormal açıklamaları ya da yasadışı sonuçları ortaya çıkaran ortam nasıl oluşuyor?

- Hükümet neden tepkisiz kalıyor? Çaresiz bir durum sergiliyor?

- Bütün bu hukuk dışı, siyaset dışı ve ahlak dışı olaylar neden TBMM'de tartışılmıyor, konuşulmuyor, gerekli sert tepkiler gösterilmiyor?

- Medyamızın çok büyük bir bölümü neden "bütün bu anormallikleri, normal olaylarmış gibi karşılıyor" ? Bir sömürge medyası gibi hareket ediyor?

Bağlanmanın çaresizliği mi?

- Kimi siyasiler iktidara gelip ayakta kalabilmek için Brüksel'e, Washington'a ve bazı dış tekellere bağlanmışlarsa...

- Ülke ekonomisinin ipleri Brüksel'e ve IMF yönetimine bırakılmışsa...

- Gayri milli sermaye ve tarikatlar iç dengeleri, halkın yerine belirliyorsa, bütün bunlar normal sonuçlar haline gelir.

En büyük anormallikler normal gibi gösterilmeye başlanır.

Aslında en büyük anormallik, "içerde gayri milli sermaye ve gayri milli İslamcı çevrelerin" ; dışarıda ise Brüksel, ABD ve Batı'nın büyük tekellerinin sisteme hâkim olmalarından kaynaklanıyor.

- Kanunlar ÇUŞ'nin çıkarları doğrultusunda düzenleniyor.

- Türkiye'nin büyük ulusal sanayi şirketleri ve kamu kurumları, yabancı tekellere satılıyor.

- İç düzen (ve düzensizlik) tamamen dış güçlerin ve onların içimizdeki uzantılarının tekeline bırakılıyor. Geçen hafta Bursa ve Gemlik çevresinde çiftçileri dinledim;

- Cargill'in nasıl, "yerel yönetimlerce" desteklendiğini,

- Mahkeme kararlarının uygulanmadığını,

- Pancar üreticisine nasıl darbe vurulduğunu,

- İznik'te 250 metre derindeki büyük su rezervini tüketerek çevre çiftçiye nasıl zarar verdiğini,

- Kullandığı mısırı nasıl doğrudan doğruya Amerika'dan getirdiğini dinledim.

Ve kendi kendime sordum; Türk insanına ve tarımına bu kadar büyük zarar vermek için hangi siyasiler çalışıyor? Hangi il yöneticileri "kendi halkına karşı Batı tekellerinin yanında yer alıyor" ?