İlahiyatçı Baskını'na Sorular- Süleyman Yağız
Bu tür aramalar, misyonerlik faaliyetlerine karşı kin ve düşmanlık yaratmadan yapılan uyarıcı çalışmaların sürdürülmesini engellemez mi? Ve bu durumdan ülkemizde misyonerlik faaliyetleri yapan kişi ve çevreler cesaret almazlar mı? naproxennatrium go naproxen kruidvatsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectsclaritin mazilo speeddatingmixers.co.uk claritin mazilo
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
Aşağıdaki sorularımın, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak yanıtlanması isteğimi bilgilerinize sunarım.
Saygılarımla. 1 Nisan 2011
Süleyman Yağız
DSP İstanbul Milletvekili
Adına, “İddia Olunan Ergenekon Terör Örgütü” denilen soruşturma ve dava kapsamındaki “Zirve Davası”yla ilgili olarak, aralarında Prof. Dr. Zekeriya Beyaz, Prof. Dr. Abdurrahman Küçük ve Prof. Dr. Şahin Filiz gibi bilim insanlarının da bulunduğu bazı ilahiyatçıların ev ve bürolarında aramalar yapılmıştır. Önceki baskın ve gözaltılar dikkate alındığında, bu kez gözaltıların olmaması ve sadece aramalarla yetinilmesi sevindiricidir. Ama yine de ilgili kişilerin birer suç zanlısı gibi evlerinin basılmasını, sizin sık sık, altını çizerek vurguladığınız “ileri demokrasi” anlayışıyla bağdaştırabilmek mümkün değildir.
Bu bağlamda sormak istiyorum:
1- Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ulusalcılığı tehdit algılaması içinde göstermesi gibi, misyonerliğe karşı insanlarımızın dikkatli olmaları için uyarılması da mı tehdit olarak algılanmaktadır ki, Prof. Dr. Zekeriya Beyaz, Prof. Dr. Abdurrahman Küçük ve Prof. Dr. Şahin Filiz gibi ilahiyatçıların ev ve bürolarında aramalar yapılmıştır?
2- Aramaların, adı geçen profesörlerin ileriye dönük çalışmalarını engellemeye ve onları huzursuz etmeye, bastırmaya ve yıldırmaya yönelik olduğu yönünde yaygın bir kanaatin oluştuğu gözlemlenmektedir. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?
3- Bu tür aramalar, misyonerlik faaliyetlerine karşı kin ve düşmanlık yaratmadan yapılan uyarıcı çalışmaların sürdürülmesini engellemez mi? Ve bu durumdan ülkemizde misyonerlik faaliyetleri yapan kişi ve çevreler cesaret almazlar mı?