Yurdum İnsanı31 Mart 2011 00:00

Kendini Öve Öve Bitiremedi!-Açık İstihbarat

Milletvekili aday adayları, her seçim öncesi olduğu gibi bu kez de bizlere doyumsuz "yurdum insanı" manzaraları yaşatıyor. CHP'den adaylık başvurusu yapan gazeteci, kendi köşesinden kendi kendine inanılmaz övgüler dizdi... İşte "aday adaylığı" komedisinde tarihe geçecek o yazı... cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacieabilify idippedut.dk abilify

Ümit Zileli'nin Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde bugün yayımlanan yazısı şöyle:

"Bu yazı bir yaşamın, yarım asırlık bir serüvenin kısa öyküsüdür...

Bu serüvenin içinde, gazeteciliğe adanmış 30 küsur yıl da yer alır... Onurlu, başı dik, kararlı ve bin türlü sınamanın, sınanmanın içinden geçilen yıllardır aynı zamanda... Tavizsiz ve kavgalarla geçen bir ömürdür... İlkeler uğruna, başı dik tutmak uğruna kovulmaları göze alan, yokluğa kapı açan istifaları hiç tereddütsüz veren, uğrunda özel yaşamları bile darmadağın eden bir yalnızlıktır üstelik...

- Üstelik pırıl pırıl yıllardır...

Gazeteci, yazılarında da, dostluklarında da hep aynı “Düz Çizgi”yi korumayı yaşamının vazgeçilmez ve taviz verilmez birincil ilkesi olarak benimsemiştir… Bu nedenledir ki; geride bıraktığı uzun yıllarda ne veremeyeceği bir tek hesabı, ne de “ahh” diyeceği bir pişmanlığı olmuştur…

***

Gazeteci, 30 yıl boyunca hep aydınlığa doğru yürümüştür...

Kalemi bir kez dahi titrememiştir. Bir kez dahi tereddüt göstermemiştir... Yazdığı binlerce haber, yüzlerce makale, verdiği konferanslar, televizyon, radyo programları ve kitaplarının altına “her ahval ve şerait altında dahi” aynı imzayı büyük bir şevk ve heyecanla yine atar...

Gazeteci, son 14 yılında “ömre bedel” diye tanımladığı “Aydınlanmanın üniversitesinde” 1000’e yakın köşe yazısı, röportaj ve izlenime imza atmıştır. Onur duyduğu, yüreği ve beyniyle karanlığa karşı mücadeleye katkı verdiği yıllardır... Okuyucu bu süreçte hesap vereceği tek mercii olmuştur daima... Onları çok sevmiştir... Ve hep sevgi, hep saygı görmüştür...

Gazeteci, o “büyük kavganın” zorlu sürecinde sonsuz saatler, günler, düşünmüş ve en zor kararı vermiştir. Zaten yaşam, zor kararların yeri geldiğinde “kan ağlayarak” verildiği bir büyük savaş serüveni değil midir?

Gazetecinin uzun yılların imbiğinden süzülerek gelen tecrübesi, “bayrağın hiçbir zaman yere düşmeyeceği” gerçeğidir... Gelenler, gidenlerin bıraktığı yerden çok daha büyük bir başarıyla sürdürür aydınlanma savaşını. Üstelik en büyük ayrılıklar bile çoğu zaman en büyük kucaklaşmaların muştulayıcısıdır...

Yollar bir gün yine kesişir. Mutlaka ama mutlaka kesişir... Aydınlanma savaşımını omuzlayanlar gerçekte hiç ayrılmaz ki...

Ve gazeteci, anasının ak sütü gibi bilmektedir ki; bu ülkenin aydınlık insanları, ne denli zor olursa olsun, ne denli olanaksız görünürse görünsün karanlığı adeta bir defter kâğıdı gibi yırtacak güce de, bilince de, bilgeliğe de sahiptir... Tarih bunun tanığıdır...

- Ve gazeteci, bu devasa kitlenin bir ferdi olmaktan şeref duymaktadır..."