Nükleer Enerji - Muzaffer Güleç
Öte yandan, güneşin zararlı etkileri, korunma yolları, oluşan sorunların tedavisiyle biz ilgileniyoruz. Güneş, bizden milyonlarca kilometre uzakta duran, insan eliyle yapılmamış, en güvenilir reaktörümüz! Sırf bu noktadan hareketle bile nükleer enerji ve riskleri hakkında yorum yapmanın gerekli olduğunu düşünüyorum. Bir konuda yorum yapmadan önce, o konuda hiç olmazsa temel bilgilere sahip olmak gerekir. Temel mekanizmayı anlamadan fikir yürütmek doğru olmaz. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis manufacturer coupon open drug coupon cardescitalopram i alkohol go escitalopram i alkoholcialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupon
|
Japonya'daki nükleer santral
faciası ile birlikte, dünya üzerinde yaşayan herkes değilse bile,
hatırı sayılır sayıda insan tedirgin oldu ve bu konu üzerinde yeniden
düşünmeye başladı. Öte yandan, güneşin zararlı etkileri, korunma yolları, oluşan sorunların tedavisiyle biz ilgileniyoruz. Güneş, bizden milyonlarca kilometre uzakta duran, insan eliyle yapılmamış, en güvenilir reaktörümüz! Sırf bu noktadan hareketle bile nükleer enerji ve riskleri hakkında yorum yapmanın gerekli olduğunu düşünüyorum. Bir konuda yorum yapmadan önce, o
konuda hiç olmazsa temel bilgilere sahip olmak gerekir. Temel
mekanizmayı anlamadan fikir yürütmek doğru olmaz. Elektrik enerjisi üretmek için kullanılan madde ne olursa olsun, temel mekanizma hepsinde aynıdır. Kullanılan yakıtla su ısıtılarak buhar basıncı oluşturulur. Buhar gücüyle tribün çevrilir, elektrik enerjisi üretilir. Nükleer santrallerde yakıt, su veya kömür değil, parçalanan atomlardır. Aynı anda milyarlarca atomun parçalanmasıyla çok büyük bir enerji açığa çıkar. Nükleer reaktörlerde kullanılan bu yakıt çubukları suyun içinde durur. Parçalanma enerjisiyle su hızla ısınır ve oluşan buhar gücüyle elektrik elde edilir. Sürekli soğuk su takviyesi ve ısıtılmasıyla, bu işlem bir sorun çıkana dek sürer gider. Bir nükleer reaktörde, güvenlik
açısından en önemli bölüm soğutma sistemidir. Yüksek ısı ve buhar
basıncı, soğutma sisteminin çalışmasıyla kontrol altında tutulur.
Japonya'daki felaketin nedeni, soğutma sisteminin durmasıydı. Soğutma sistemi devre dışında
kaldığında olabilecekleri kestirmek güç değil. Milyarlarca atom
parçalanmaya devam ederken reaktör yeterli miktarda suyla beslenemezse,
ortamın ısısı ve oluşan buharın basıncı kabul edilebilir değerlerin çok
üzerine çıkar. Nükleer çubukların olduğu havuzda su kalmayınca çubuklar
erimeye başlar. Bunları bilmek, çok sayıda soruyu getiriyor akla. Benim cevabını bulamadığım sorulardan bazıları şunlar: * Enerjide dışa bağımlı olmaktan kurtulmak için nükleer santralin şart olduğu söyleniyor. Dışarıdan birilerinin yapacağı, işleteceği, zamanı geldiğinde ortadan kaldıracağı, açığa çıkan atıklarla ilgileneceği, bir bağımsızlık modelini kavrayamıyorum. Üstüne bir de kucak dolusu para dökeceğimiz bu girişimi nasıl açıklayabilirsiniz? * Sadece yalıtım konusunda dikkatli
davrandığımızda bile tasarruf edeceğimiz enerjinin onlarca nükleer
santralin üreteceği enerjiden fazla olduğu söyleniyor. En
kötü malzemeyi kullandığımız için elektriğin önemli bir kısmı havaya ve
toprağa karışıp gidiyor. Kabloların tamamını yenilemek için harcanacak
para, nükleer santral için harcanacak olandan çok daha az. Neden bu
yöntemi tercih etmiyoruz. * Eldeki teknolojiyi mutlaka
satmaya çalışan, ne pahasına olursa olsun daha fazla para kazanmayı
hedefleyen bu vahşi sistemin işleyiş yöntemini çok iyi biliyoruz. Neden
oyuna geliyoruz? * İnsanlar, uğruna sürekli
savaşıp durduğu sınırları kendi elleriyle çizdiğini ne zaman unuttu?
Bulutlar ve rüzgar sınırları tanımadığı halde, çizdiğimiz çizgilerle
onları durduracağımızı, kendimizi koruyacağımızı mı sanıyoruz? Bu günlerde ölüm, çöpünü
başkalarının bahçesine attığı için kendisini akıllı zanneden yeryüzü
komşumuzun üzerine de yağıyor. Aynı kürenin üzerinde
yaşadığımızı hatırlamanın zamanı gelmedi mi? * Tamirhanedeki gaz tüplerini,
depodaki havai fişekleri bile kontrol altında tutamayan bir toplumuz.
Kültürümüz ve aldığımız eğitim nedeniyle dikkatli, disiplinli ve
kuralına uygun davranış kalıplarına sahip değiliz. Bize
benzemeyen Japonların bile bu konuda aciz kalması, neden bizi
ürkütmüyor? * Deprem anı dışında neden depremden hiç korkmuyor, aklımızın ucundan bile geçirmiyoruz? Kurulması planlanan santralin fay hattının kucağında olması bizi neden korkutmuyor? * Nükleer enerjiyi temiz enerji
olarak tanımlayan ilk kişi kimdir? Bulutlar kirleniyor, deniz ve toprak
kirleniyor, besinlerimiz kirleniyor, sadece bu günümüz değil,
geleceğimiz kirleniyor. Öyle bir pislik ki, genlerimize yapışıp
kalıyor, doğmamış çocuklarımız kirleniyor. Bulaştığı yere ölüm saçan
bir şeyin temiz olduğu nasıl iddia edilebilir? * Konunun uzmanlara danışıldığı,
sorun olmadığı söyleniyor. Adı geçen uzman kişilerden bazıları, bunun
30 yıl kadar önce ve o günün koşullarına göre alınan bir karar
olduğunu, şimdi şartların değiştiğini ve verilen izinlerin, alınan
kararların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini, sonucun aynı
olmayacağını söylemeye çalışıyor. Onları neden şimdi kimse duymuyor? * Her şey bir tarafa, nükleer
enerji konusunda yanıldığımızı, birçok olumlu yanı olup çok karlı bir
girişim olduğunu, mesela turizm geliriyle uğraşana kadar bu yolla çok
daha kısa zamanda zengin bir ülke olabileceğimizi farz edelim. Riske
girmeyip daha az zengin olmayı tercih etme hakkımız yok mudur? Cevabını bulamadığım çok sayıda sorum, sağlığımla ve geleceğimle ilgili endişelerim var! Sizin?
|
||||