Siyaset12 Mayıs 2005 00:00
TV'ler PKK ve Kürt Faşizmi Sirkine döndü!" Doğan: "Kürt Sorununa çare bulunmaz ise Türkiye'ye 3 ncü kuvvetlerin müdahalesi kaçınılmazdır!.."
Dün gece yarısında Star TV’de Prof. Mehmet Altan ve Ayşe Önal’ın hazırladığı Z Raporu adındaki programda yine her Çarşamba olduğu gibi, yine, yedikleri halta bir yenisini eklediler. Ama bu seferki daha ileri bir seviyeydi. Vatan hainliğinden ceza alan ve sonra tutuksuz “yargılanmak”(buna asla inanmıyorum) üzere serbest bırakılan hain ekibinden Orhan Doğan konuklarıydı.Birbirlerine çanak tuta tuta sordukları ve söyledikleri sözler yenilir yutulur türden değildi!.. İşte birine örnek.. Vatan hainliğinden ceza alan Orhan diyor ki : “Kürt Sorununa çare bulunmaz ise Türkiye’ye 3 ncü kuvvetlerin müdahalesi kaçınılmazdır!...” symbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Aslında bu “hadiseyi” en başından tutarak değerlendirmek daha doğru olacak.
Star TV’ye el konularak hükümetin denetimine geçmiştir. Yani hükümetin “emin ve salih” (!) bürokratlarının denetim ve yönetimindedir.
İşin özü; önemli olay veya gündemlerde, AKP ve RTE Zihniyetine hizmet eden, açıklayan yada açıklamalar öncesi “topluma yönelik hazırlık faaliyetleri yapan” bir kanal oluvermiştir.
Bu durumdaki bir TV kanalında, böylesine ciddi ve hassas konuları ele alabilecek programların da hükümetin veya Salih(!) hükümet bürokratlarının onayı ve izni olmaksızın yapılamayacağı da aşikardır.
Programın, yarısına kadar dayanabildim. Bu geçen süre içinde birbirlerine tuttukları çanakta toplananlardan birkaçı aşağıda ızdırap içinde yazıyorum:
Vatan hainliği mahkemece tescillenmiş Orhan diyor ki:
“Dağdaki silahlı kuvvetlerimiz son 5 yıl barışa hizmet etmiştir…”
“Dağdaki silahlı kuvvetimiz olan genç çocuklarımızın güvenliği garanti altına alınırsa barışı konuşabiliriz…”
“İmralı yargılamaları sırasında bir söz üzerine (şerefsiz bebek katili apoyu kastediyor) barışa hizmet için, kuvvetlerimizi sınırın ötesine çektik, orada tuttuk, hatta bunun ispatı için; hem kırsaldan, hem de Kandil’den birer silahlı grup seçilmiş ve bunlar teslim olmuşlardır...”
“…bir süre daha barış olmaz ise “Cumhuriyet” tehlikeye girecek!...”
“…bir süre daha barış olmaz ise “bütünlük” tehlikeye girecek!...”
“…Kürt Sorununa çare bulunmaz ise Türkiye’ye 3 ncü kuvvetlerin müdahalesi kaçınılmazdır!...”
!...
Sayın Arkadaşlar,
İşte bu sözler ülkemizin durumunu ve teslim edilen ellerdeki son halini açıkça göstermektedir.
Tehditlere bakar mısınız! “Cumhuriyeti tehlikeye atar ve yıkarız” diyor. “…3. güçler müdahale eder yoksa!...” diyor… Türkiye Cumhuriyetinde yayım yapan ve hükümetin elindeki bir TV kanalından!!!!
Bu yayım ve kanalın yapısı yorumlandığında tek çıkılabilecek kapı; Hükümetin, gerekli altyapıyı oluşturacak “alışmayı” sağlamak üzere TV programı yaptırmasıdır.
Burada da hainlik yapanlara gizli destek veriliyor, Türk Ulusuna da “bunlara alış” deniyor...
Nihayetinde yapılan işte bu!.. Bu da ihanetin bir başka yüzü!
Ancak itiraf etmek gerekir ki “vatan haini çanakçıları da” bu işi gayet de beceriyle yapıyorlar.
İşin bir diğer –aslında nihai noktası olan- önemli yanı, bugün açıklanacak olan AİHM kararıyla birlikte yapılacak olan yeniden yargılama konusudur.
Buradaki ince konu, sadece yargılama konusu değil tabii ki! Menfaat sahipleri, bir taşla birden fazla kuş vurmak istiyor.
Bu uygulanacak yeniden yargılama kararıyla birlikte; Türk Ulusu’nun gücünü ifade eden onurunun kırılması sağlanacak, psikolojik olarak da “itaate zorlanarak alışması” sağlanacaktır…
Diğer en önemli nokta; bu şerefsiz bebek katili aponun duruşması diğerinde olduğu gibi tüm TV’lerde yayımlanacak. Bu da hayatında elde edemeyeceği bir ödül olacak.
Yani duruşma esnasında çok uzun konuşmalar yapacak, “demeçler” verebilecek!..
Ve tabii ki karşımıza diğer duruşmada görmediğimiz bir ruh haliyle çıkacak!
Derdi asla savunma olmayacak ve “tribünlere oynamak şeklinde” tabir edilebilecek konuşmalar yapacak.
Bu fırsatı ne zaman ve nasıl elde edebilir başka???
Dikkat edersek şu noktayı gözden kaçırmamak gerekiyor: Bu bebek katili apo sadece kendi teröristlerine yönelik konuşmayacak! Ya da sadece kendini savunmak için değil!...
Konuşmasını; hem Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan ve “Kürtçülerin tehdidi altındaki Türk vatandaşlarımıza”, hem tüm Türkiye’ye hem de dünyaya yönelik yapacak!...
Türk Ulusuna terörizm uygulamış, ülkenin bölünemez bütünlüğünü silah zoruyla değiştirmeye çalışmış, bunu 30-35 bin kişinin kanına girerek yapmış ve bundan da ceza almış bir terörist başına, “propagandasını daha da güçlendirerek devam etmesini ve Türk Ulusunu ikna etmeye çalışması için fırsat vermek demek olmayacak mıdır?
Bu şerefsizin duruşma esnasında edebileceği sözler -açıkça bilinen- vatan hainlerine de cesaret vermeyecek midir?
Vatan hainliğinin meyvesi olan Kürtçülüğü güçlendirmek olmayacak mı?
Söndürülmeye çalışılan ayrılıkçılık yangınına benzin dökmek olmayacak mı?
Sonra da bakın gördünüz mü yangın var denmeyecek mi???
Sabırla ve itidalle bu “Terörist Kürtçülük” yapanların bitirilmesini bekleyen Türk Ulusuna yeni suçlar isnat etmek ve zorlamalar, tehditler yapmak için bir fırsat olmayacak mıdır?
“Legal Kürtçü Teröristlere” destek ve güç vermeyecek midir?
Eğer bu teröristleri desteklemek ve cesaret vermek için Legal Kürtçü Teröristler Türkiye Cumhuriyeti televizyonlarında çıkıp da -hain Orhan gibi- yutulamaz tehditler savurursa (yukarıda), sonra da bu vatan haini teröristlerin başlarına, daha üst perdeden, tüm Türkiye’ye yönelik bir konuşma yapabilmesine fırsat verilebiliyorsa, bunu artık görmek ve dış düşman, hain ve içerideki umursamaz yatakçıların başarısının ne düzeyde olduğunu görmek lazımdır.
Bunu görmeden önlem almak mümkün değildir.
Star TV’ye el konularak hükümetin denetimine geçmiştir. Yani hükümetin “emin ve salih” (!) bürokratlarının denetim ve yönetimindedir.
İşin özü; önemli olay veya gündemlerde, AKP ve RTE Zihniyetine hizmet eden, açıklayan yada açıklamalar öncesi “topluma yönelik hazırlık faaliyetleri yapan” bir kanal oluvermiştir.
Bu durumdaki bir TV kanalında, böylesine ciddi ve hassas konuları ele alabilecek programların da hükümetin veya Salih(!) hükümet bürokratlarının onayı ve izni olmaksızın yapılamayacağı da aşikardır.
Programın, yarısına kadar dayanabildim. Bu geçen süre içinde birbirlerine tuttukları çanakta toplananlardan birkaçı aşağıda ızdırap içinde yazıyorum:
Vatan hainliği mahkemece tescillenmiş Orhan diyor ki:
“Dağdaki silahlı kuvvetlerimiz son 5 yıl barışa hizmet etmiştir…”
“Dağdaki silahlı kuvvetimiz olan genç çocuklarımızın güvenliği garanti altına alınırsa barışı konuşabiliriz…”
“İmralı yargılamaları sırasında bir söz üzerine (şerefsiz bebek katili apoyu kastediyor) barışa hizmet için, kuvvetlerimizi sınırın ötesine çektik, orada tuttuk, hatta bunun ispatı için; hem kırsaldan, hem de Kandil’den birer silahlı grup seçilmiş ve bunlar teslim olmuşlardır...”
“…bir süre daha barış olmaz ise “Cumhuriyet” tehlikeye girecek!...”
“…bir süre daha barış olmaz ise “bütünlük” tehlikeye girecek!...”
“…Kürt Sorununa çare bulunmaz ise Türkiye’ye 3 ncü kuvvetlerin müdahalesi kaçınılmazdır!...”
!...
Sayın Arkadaşlar,
İşte bu sözler ülkemizin durumunu ve teslim edilen ellerdeki son halini açıkça göstermektedir.
Tehditlere bakar mısınız! “Cumhuriyeti tehlikeye atar ve yıkarız” diyor. “…3. güçler müdahale eder yoksa!...” diyor… Türkiye Cumhuriyetinde yayım yapan ve hükümetin elindeki bir TV kanalından!!!!
Bu yayım ve kanalın yapısı yorumlandığında tek çıkılabilecek kapı; Hükümetin, gerekli altyapıyı oluşturacak “alışmayı” sağlamak üzere TV programı yaptırmasıdır.
Burada da hainlik yapanlara gizli destek veriliyor, Türk Ulusuna da “bunlara alış” deniyor...
Nihayetinde yapılan işte bu!.. Bu da ihanetin bir başka yüzü!
Ancak itiraf etmek gerekir ki “vatan haini çanakçıları da” bu işi gayet de beceriyle yapıyorlar.
İşin bir diğer –aslında nihai noktası olan- önemli yanı, bugün açıklanacak olan AİHM kararıyla birlikte yapılacak olan yeniden yargılama konusudur.
Buradaki ince konu, sadece yargılama konusu değil tabii ki! Menfaat sahipleri, bir taşla birden fazla kuş vurmak istiyor.
Bu uygulanacak yeniden yargılama kararıyla birlikte; Türk Ulusu’nun gücünü ifade eden onurunun kırılması sağlanacak, psikolojik olarak da “itaate zorlanarak alışması” sağlanacaktır…
Diğer en önemli nokta; bu şerefsiz bebek katili aponun duruşması diğerinde olduğu gibi tüm TV’lerde yayımlanacak. Bu da hayatında elde edemeyeceği bir ödül olacak.
Yani duruşma esnasında çok uzun konuşmalar yapacak, “demeçler” verebilecek!..
Ve tabii ki karşımıza diğer duruşmada görmediğimiz bir ruh haliyle çıkacak!
Derdi asla savunma olmayacak ve “tribünlere oynamak şeklinde” tabir edilebilecek konuşmalar yapacak.
Bu fırsatı ne zaman ve nasıl elde edebilir başka???
Dikkat edersek şu noktayı gözden kaçırmamak gerekiyor: Bu bebek katili apo sadece kendi teröristlerine yönelik konuşmayacak! Ya da sadece kendini savunmak için değil!...
Konuşmasını; hem Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan ve “Kürtçülerin tehdidi altındaki Türk vatandaşlarımıza”, hem tüm Türkiye’ye hem de dünyaya yönelik yapacak!...
Türk Ulusuna terörizm uygulamış, ülkenin bölünemez bütünlüğünü silah zoruyla değiştirmeye çalışmış, bunu 30-35 bin kişinin kanına girerek yapmış ve bundan da ceza almış bir terörist başına, “propagandasını daha da güçlendirerek devam etmesini ve Türk Ulusunu ikna etmeye çalışması için fırsat vermek demek olmayacak mıdır?
Bu şerefsizin duruşma esnasında edebileceği sözler -açıkça bilinen- vatan hainlerine de cesaret vermeyecek midir?
Vatan hainliğinin meyvesi olan Kürtçülüğü güçlendirmek olmayacak mı?
Söndürülmeye çalışılan ayrılıkçılık yangınına benzin dökmek olmayacak mı?
Sonra da bakın gördünüz mü yangın var denmeyecek mi???
Sabırla ve itidalle bu “Terörist Kürtçülük” yapanların bitirilmesini bekleyen Türk Ulusuna yeni suçlar isnat etmek ve zorlamalar, tehditler yapmak için bir fırsat olmayacak mıdır?
“Legal Kürtçü Teröristlere” destek ve güç vermeyecek midir?
Eğer bu teröristleri desteklemek ve cesaret vermek için Legal Kürtçü Teröristler Türkiye Cumhuriyeti televizyonlarında çıkıp da -hain Orhan gibi- yutulamaz tehditler savurursa (yukarıda), sonra da bu vatan haini teröristlerin başlarına, daha üst perdeden, tüm Türkiye’ye yönelik bir konuşma yapabilmesine fırsat verilebiliyorsa, bunu artık görmek ve dış düşman, hain ve içerideki umursamaz yatakçıların başarısının ne düzeyde olduğunu görmek lazımdır.
Bunu görmeden önlem almak mümkün değildir.