Medya7 Mart 2011 00:00

Kim Bu Kadın?-Açık İstihbarat

<p> <span lang="EN">Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal&#39;ın kişilik haklarına yönelik ağır ihlaller içeren, ayrıca gazetecilik faaliyeti ve üslubu açısından ciddi sorunlar taşıyan bu beyanları, siyasetin, medyanın ve hukukun düşürüldüğü durum açısından bir ibret vesikası olarak değerlendiriyoruz. </span></p> <p> <strong><span lang="EN">Eğer bu inanılmaz savcılık ifadesi doğru ise</span><font face="Times New Roman TUR" size="4"><font face="Times New Roman TUR" size="4"><span lang="TR">....</span></font></font></strong></p> <div style="display:none">escitalopram i alkohol <a href="http://nguoiviendong.net/page/Escitalopram-Wiki">nguoiviendong.net</a> escitalopram i alkohol</div><div style="display:none">cleocin 150 mg <a href="http://www.mattnichols.co.uk/page/cleocin-t-lotion-ITF">mattnichols.co.uk</a> cleocin 300 mg</div>

A. İklim Bayraktar, Ayfer Kaleli veya Ayfer İklim Kaleli...

Neden farklı isimler kullandığı, gerçek isminin hangisi olduğu bilinmiyor. Bir süredir Odatv tarafından "Başarılı Ankara muhabiri" olarak lanse ediliyor. Otuzlu yaşlarda olmasına rağmen gazetecilik backgroundu hakkında hiç bir bilgi yok. Daha önce herhangi bir gazetede çalışmamış, google araması yapıldığında sadece Çorum'da yayımlanan bir yerel gazetede ismi geçiyor.

Haberlerinde kullanılan fotoğrafları, haberciliğinin önüne geçecek ve medyanın magazin iştahını tetikleyecek nitelikte. Bir siyaset muhabirinden çok bir dizi film oyuncusunu andırıyor.

İsmi önce CHP milletvekili Muharrem İnce hakkında Soner Yalçın ile yaptığı iddia edilen telefon konuşmalarında geçti. Ergenekon soruşturma ve davalarına "sehven" yüzlerce gerçek dışı kayıt eklendiğini bilen insanlar olarak, bu tür telefon tapelerine itibar etmiyor, doğruluğunu baştan kabullenmiyoruz. Gerçek olma ihtimali telefon tapelerine oranla daha güçlü olan polis ve savcılık ifadelerinin çarşaf çarşaf yayımlanmasını da yasal ve etik olmadığını düşünüyoruz.

Bu nedenle, Odatv tarafından bir süredir "muhabir" olarak lanse edilen ancak kısa bir sürede büyük bir magazin potansiyeline dönüşen bu kişinin basına yasadışı biçimde sızmış olan savcılık ifadesini yayımlamayı kendimize yakıştırmıyoruz.

Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın kişilik haklarına yönelik ağır ağır ihlaller içeren, ayrıca gazetecilik faaliyeti ve üslubu açısından ciddi sorunlar taşıyan bu beyanları, siyasetin, medyanın ve hukukun düşürüldüğü durum açısından bir ibret vesikası olarak değerlendiriyoruz.

Eğer bu inanılmaz savcılık ifadesi doğru ise, Odatv tarafından "gazeteci" olarak lanse edilen ve basın meslek örgütlerinin de tutuklanan diğer gazetecilerle birlikte sahip çıktığı bu kişinin önümüzdeki günlerde çok daha sansasyonel biçimlerde gündeme geleceği hissedilmektedir.

Sözkonusu kişinin savcılık ifadesi basına yansımadan önce gözden kaçmayan bazı ayrıntılara dikkat çekmek istiyoruz.

5 Mart cumartesi gecesi saat 01.30'da Odatv, "İklim Bayraktar Serbest!" şeklinde bir haber geçti. Böyle bir haber, ajans bültenlerinde görünmüyordu, nitekim Odatv'den başka hiç bir mecrada da yer bulmadı. Habere göre İklim Bayraktar, savcılığa bile sevkedilmeden Emniyet aşamasında serbest bırakılmış oluyordu ki bu durum gözaltı prosedürü bakımından mümkün değildi. Diğer gazetecilerin tümü Emniyet'te susma hakkını kullanırken ve savcılığa sevkedilmeleri için önlerinde daha 48 saatlik yasal süre bulunurken, İklim Bayraktar hangi işlem sonucunda serbest bırakılmış olabilirdi?

Ancak, Odatv'nin İklim Bayraktar'ın avukatlarına dayandırdığı bu haber, on beş dakika sonra yayından sessiz sedasız çekildi; okuyucuya herhangi bir açıklama da yapılmadı.

Ve ertesi gün İklim Bayraktar, 15 dakika süren savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Adliyeden çıkışında "Adalet yerini buldu" şeklindeki standart açıklamanın yanında şu sözleri de dikkat çekti:

"Savcı Bey, sorması gereken soruları sordu..."

İklim Bayraktar'ın ertesi gün basına yansıyan ayrıntılı savcılık ifadesinin on beş dakika gibi kısa bir sürede tamamlanması imkansız görünüyordu, çünkü bütün sorulara "susma hakkımı kullanıyorum" şeklinde cevap verenlerin ifadesi bile en az iki saat zaman almaktaydı.

İklim Bayraktar, bu kadar uzun ve son derece ilginç detaylar içeren bir ifadeyi on beş dakikada nasıl verebilmişti?

Akla gelen ilk soru,

"Bu ifade Emniyet'te tanzim edildi ve İklim Bayraktar bu ifadenin karşılığında mı serbest bırakıldı?" sorusudur.

Soruyu fazla şüpheci bulanlar, Ergenekon davası tutanaklarına geçen onlarca örneğe bakabilir. O örnekler, sanıkların Emniyet'te ve Savcılık'ta ne gibi tekliflerle karşılaşabildiklerini belgelemektedir.