2006 yılı Temmuz 15’inde Seslice’ye
katıldım ( belkı bilmeyenler vardır diye söylüyorum KKK’nın 521
garnizonu arasındaki sıralamada en sonuncu yer).
15 Agustos 2006 saat 23.00 sularında yani katılısımdan tam 1 ay sonra
taburumuzun bir bölüğü tabura tam 700 m. mesafede (evet yanlıs duymadınız 700 m.
mesafede ama Gabar’ın arazisine göre 7km gibi düsünün)
saldırıya uğradı ve yasanan can pazarı sonrası 2 şehit ve 5 yaralı
verdi.
Ben ve tüm tabur personeli o sırada yaşananları hem gördük hem de
telsizden dinledik.
Tüm mühimmatı biten ve doktor
ihtiyacı olan o bölüğe yardıma gitmek için benim komuta ettiğim tamamı
rütbelilerden oluşan gönüllü bir unsur teşkil ettik ve çatışma
yaşanırken taburdan çıkış yaparak bölüğe ulaşmayı ve müteakiben güvenli
bir koridor tesis ederek bölüğü kötü sıkıştığı yerden tabura bir an
önce çekmeyi planladık. Çünkü gece kobraların termalinin olmadığını ve
kobraların gelme süresi olan 1 saat kadar sürede teröristlerin ikinci
sorti saldırısını bekliyorduk. Bu nedenle amacımız bir an önce bölüğü
tabura çekmekti. Zaiyat daha da artabilirdi.
Benim ısrarla bölüğü çekmeye çalısmama rağmen şehit veren Tk.K.
şehitlerin el bombaları ile şehit olduklarını ve parçalandıklarını,
parçalarını toplayamayacağını ve ASLA ŞEHİTLERİNİ TERK EDEMEYECEĞİNİ
telsizlerden bağırıyordu.
Bu nedenle tabura çekilme yerine
bölüğün yakın emniyetini alarak sabaha kadar yani kobraların gelmesine
kadar bekledik. Sabah saat 4.00 gibi bölüğe ilk ben ulaştım
ve şehitlerin durumu ile gördüğüm manzarayı ancak oraları yaşayanlar
bilir.
Bu üzücü olaydan
sonra taburun moralinde her şehit veren ve ölüm kokusu sinen birlikte
az çok yaşanan büyük bir düşüş yaşandı. En önemlisi
er/erbaşta başta tb.k., s3, ben ve diğer bl.k.ları ile çoğu
tk.k.larının da yeni tayin olmaları ve henüz birliği tam tanımamaları
bu moral bozukluğunu arttırdı.
Er/erbaş ile rütbeli arasında yaşanan bu güven bunalımında, başta
atışta ve eğitimde mevcut yanlış uygulamalar ve eksiklikler ile ilgili
tug.k. ile ciddi bir değerlendirme yaptık. Bu süreçte malum serde
öz.kuv.culuk olunca gözler ve beklentiler bize döndü. Bizde bu görevi “
EVELLALLAH” dedik ve sahiplendik. Çünkü o Mehmetçikle iki yıl o dağlar
da biz gezecektik. Ancak bu moralle bu gezmelerin sonuçları çok kötü
olabilirdi. Tecrübe edenler bilir.
Sonuçta benim ve bölüğüm öncüğünde ve bir eğitim seferberliği
başlattık. Başta er/erbaş ayırmadan kendi bölük personelim sonra diğer
bölüklerin lider personeli ve hatta tugayımızın lider personelini
içeren 24 saat esaslı ve sıkı bir eğitim seferberliği başlattık.
Sonuçlar gerçekten çok olumlu oldu.
Beklediğimden bile fazla şekilde Kahraman Mehmetçik bu süreci
sahiplendi ve beni şaşırtacak derecede (askerle ilk güneydoğu
tecrübemdi) iyi olduğunu gösterdi. Bazıları için “yanlış” , “hatalı”,
“aşırı riskli”, “aptalca”, “psikopatça”, “egosunu tatmin eder şekilde”
olan bu Güven atışlarıni da bu eğitim seferberliği sonucunda Asayiş
K.Na yapmış olduğumuz gösterinin hemen akabinde bir nevi mezuniyet
töreni olan teşekkür safhasında yaşanmıştır. Hemen arkamızda sizing
göremediğiniz alanda benim tüm bölüğüm taburun tüm lider personeli yani
yaklaşık 200 kişi vardır.
Bu ekipte benim özel olarak eğitimi
ile uğraştığım ve gösteriyi icra eden 1. Kolumdur.
Hedefin sağında malum görüntüler medyaya ŞEREFSİZLERCE düşürülünce
hemen çalıştığı yer olan KKK.dan benim yanıma koşan ve AĞLAYARAK
“Komutanım seninle
ölüme bile gelirim”
diyen Mustafa Uzmana diğeri ise şu an çalıştığı yer olan Geliboludan
bana ulaşan ve
“Komutanım biz
sana kefiliz. Emrinizi bekliyorum”
diyen Levent Uzmana aittir. Diğerleri ise ana kuzusu geldikleri bu
vahşi yerde ASLAN PARÇASINA dönüşen Mehmetçiklerdir.
Bu
atışın temel amacı ise başta hedef hattında duran sonra arkada seyreden
askerlere 15 Ağustos saldırısından bu yana gelinen eğitim ve moral
düzeyi ile rütbeli ile asker arasında kurulan güven derecesini
göstermektir. Bu atıştan sonra da bu gösteri timi BENİM
BULUNDUĞUM hedef bölgesine atışlar yapmışlar ve bir anlamda bu
atışın tersi yaşanmıştır.
Arka planda konuşmaları gelenler taburun GIRGIRCI rütbeli personelidir.
Ortam gergin değildir başarılı
geçen denetleme ve eğitim gösterisi sonrası (BUNU HERKES bilir) biraz
mizahi bir ortamdır. Ben bu atışı bu birlikteki iki yıllık görev sürem
boyunca ve sadece bir kez 16 Ekim 2oo6’da yaptım. Bu atış münferid
olarak bakıldığında hatalı ve yanlış addedilebilir ancak bu anlattığım
arka plan ışığında “belki
biraz riskli” ancak askerin güvenini tekrar kazanmak ve
müteakip can kayıplarını önleme adına bir o kadar da “gerekli” bir
atıştır.
Bu atıştaki muradim
“ego tatmini” “şovalyelik” “artistlik “ değil (ÇÜNKÜ BİZ BUNLARI
ÖZ.KUV.DA ÇOK YAŞADIK VE AŞTIK), bölüğümün bana “ölümüne teslim olması
yani ruhunu teslim etmesidir.
” Ve sonrasında yaşanan iki yıllık
safahatımda “”BÖLÜĞÜM BANA RUHUNU TESLİM ETMİŞTİR.”
Gelelim askerin hedef tahtasına oturtulması meselesine.
Ey Arkadaşlar, biz zaten her operasyonda aldığımız kararlar ve
verdiğimiz emirlerle askeri bir şekilde hedef tahtasına oturtmuyor
muyuz?
Cesaret bana göre iki türlüdür.
İlki cahillikten
kaynaklanan cesarettir ki buna sahip kimse kumar oynar ve telafisi
mümkün olmayan hatalar yapabilir (El bombası eğitimi yapan genç ve
tecrübesiz teğmenimiz buna iyi bir örnektir)
İkincisi
ise bilgiden kaynaklanan cesarettir ki buna sahip kimse telafisi mümkün
riskler alır.
İste bu atısta ben almış olduğum eğitime ve askerime olan inancıma
dayanarak risk aldım ve riskli ancak bir okadar da gerekli atışla
onları kazandım. Birlik içinde kalması gereken görüntülerin nasıl
medyaya sızdığına gelince o mesele de su an arastırılmakta. Benim bu
görüntülerin çekildiğinden en basta haberim yoktu, atıştan sonra hedefe
giderken kameraları gördüm ve ilgili kisiden silmesini rica ettim.
KESKE İLGİLİ ARKADASA KIBARCA RICA ETMEK YERİNE KAMERAYI ORADA
KIRSAYDIM. Bu olayda tek keskem budur.
Hülasa, tüm bu kopartılan yaygaraya rağmen gönül rahatlığı ile
diyebilirim ki yine aynı sartlarda bu riskli ancak bir okadar da
gerekli atışı askerimin gönlünü kazanmak için sadece bir defalığına
yapardım.
Ekim 2007’de Bolu Komandonun 13 şehit verdiği Makas Kayalıkları
operasyonunda şehitler verildikten sonra o tabura üs bölgesinde komando
unsurları olmasına rağmen bölüğüm ile ben gönüllü çıkış yaparak
çekilmelerini himaye ettim ve sıhhıye malzemesi, batarya takviyesi
yaptım.
Yine dünya ve ahiret kardesim inşallah şefaatini beklediğim biricik
KARDEŞİM Sİnan’ın şehit olduğu operasyonda benim eski birliğim olan
Sinan’ın taburunu ve JÖH’leri hedef bölgesine kadar kılavuzlayan benim
o hani bazılarının “yetersiz”
bazılarının ise “yeteneksiz”
ve “amatör”
gördüğü Mehmetçiklerimdi.
Bu cocuklarin emegine 300 m. önümde
şehit düşen devrem şahittir.
Bu taburdaki iki yıllık safahatım boyunca taburumuzdan toplam 5 şehit
ve 10 yaralı verdik. Yüce Allaha şükür ki ben bölüğümden tek bir
askerimi tabutla memleketine veya helikopterle hastaneye göndermedim ve
o kalbi ve beyni tırmalayan “acaba
nerede hata yaptım?” sorusunu sormadım. Beni lütfen şehit
ve yaralı veren ancak vicdanları müsterih olan değerli kardeşlerim
yanlış anlamasın. Eğer vicdanları müsterihse ve “acaba nerede hata yaptım?”
sorusunu sormuyorlarsa onlar da o zaman benim ruh halımdedir.
Bır kısım kardeşim de der ki “ulan
bu atış hiç askerle yapılır mı, sen delirdin mi?”
Yahu kardeşler ben o askerlere güvenerek operasyona çıktım. Adamların
ellerine tüfek, yüzlerce, mermi, 4-5 el bombası, ve sırtlarına 30-40
kg. çanta ile TÜM VATANIN BİRLİK VE BEKASINI yüklediğimiz bazılarına
göre ana kuzusu ama bana göre aslan parçalarına biz neleri emanet
etmiyoruz ki?
İnanın ben o atışı sokaktan herhangi birilerine yapmadım, o personel de
sokaktan herhangi birinin namlusu onune geçmedi.
Sonuç olarak şu an ifademi verdim ve ciddi bir soruşturma içindeyim.
Ancak sadece değerli kardeşlerimin moral vermesine ve içten dualarına
acizane muhtacım.
Hakkımda iyi düşünen veya düşünmeyen tüm kardeşlerime baki selamlar ve
başarılar.
NOT: Hakkımda iyi düşünmeyen değerli kardeşlerim lütfen malum medyanın
zorunlu askerlik sistemine ve ordu-millet arasındaki “tireye” olan
saldırılarından etkilenip etkilenmediklerinden lütfen emin olsunlar.
Aciz Kardeşiniz Metin.."
|