Zat-ı Şahaneleri Tutuklanmadan Önce Hukuk Cennetiydi Ülke - Açık İstihbarat
Halbuki "Ergenekon" sürecindeki savcıların intihal suçlaması ile ilk kez karşılaşması değil. "Demokrasi" havarisi zannedilen Zekeriya Öz isimli şahıs hakkında "Ergenekon" duruşmaları sırasında yapılan suç duyurularını bilseniz dudağınız uçuklardı ama tabi o zamanlar zat-ı şahaneleri Silivri'de değildi, Fenerbahçe orduevinde çaylarını içip, tavşan seviyorlardı. O zaman Soner Yalçın'ın çemberinden kimse içeri alınmadığından OdaTV'de "Ergenekon" haberleri de okuyamıyordunuz; OdaTV kendilerine Silivri ilgili geçilen haberleri , fotoğrafları yayınlamıyordu bile. O zamanlar bir hukuk cennetinde yaşıyor ve yaşatılıyorduk ta ki zat-ı şahanelelerine dokunulana, Genelkurmay'ın "kağıttan kaplan", Türkiye'de hukukun olmadığı anlaşılana kadar. new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponscialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena
|
Bir kaç teğmeni, bir kaç astsubayı ve bir kaç garibanı feda ederek kendilerini kurtarabileceklerini zannedenlerin ayılma sürecini yaşıyoruz. Genelkurmay'In "kağıttan kaplan" olduğunu, "Türkiye'de hukuk yokmuş" gibi laflar duyuyouruz. Vardiya bu ülkede (yüz)yıllardır garibanın sırtında ama kocalarının terfileri etkilenmesin diye arkadaşlarına "geçmiş olsun" telefonu bile açamayanlar şimdi utanmadan "Vardiya Bizde" demeye başladılar. Bu zat-ı şahaneler sayesinde medya da "Ergenekon" sürecini yeni baştan keşfediyor ve sanki hukuksuzluklar Balyoz davası ile başladı gibi bir hava estiriliyor. Bu ülkede hukuksuzluk/adaletsizlik "muhteşem Sülümanlardan" beri sürüyor ama zat-ı şahaneleri yeni farkediyorlar. En son haber Balyoz davası savcılarının intihal yaptığı, yani iddianamede bir bölümü bire bir başka bir kaynaktan kopyaladıkları yönünde. Halbuki "Ergenekon" sürecindeki savcıların intihal suçlaması ile ilk kez karşılaşması değil. "Demokrasi" havarisi zannedilen Zekeriya Öz isimli şahıs hakkında "Ergenekon" duruşmaları sırasında yapılan suç duyurularını bilseniz dudağınız uçuklardı ama tabi o zamanlar zat-ı şahaneleri Silivri'de değildi, Fenerbahçe orduevinde çaylarını içip, tavşan seviyorlardı. O zaman Soner Yalçın'ın çemberinden kimse içeri alınmadığından OdaTV'de "Ergenekon" haberleri de okuyamıyordunuz; OdaTV kendilerine Silivri ilgili geçilen haberleri , fotoğrafları yayınlamıyordu bile. O zamanlar bir hukuk cennetinde yaşıyor ve yaşatılıyorduk ta ki zat-ı şahanelelerine dokunulana, Genelkurmay'ın "kağıttan kaplan", Türkiye'de hukukun olmadığı anlaşılana kadar. "Ergenekon" tutanaklarını okursanız "Ergenekon" savcılarının daha önce de intihalle suçlandığını ve bunun mahkemede kanıtları ile ortaya konduğunu göreceksiniz. "Ergenekon" iddianamesinde "Ergenekon Terör Örgütü"'nün , bir efsane olan "Agartha"ya dayandığı yönünde bir iddia var. Şaka değil. Türkiye'ye demokrasi getireceği iddia edilen iddianamede, yeraltında yaşayan bir uygarlık efsanesi olan "Agartha"'nın "Ergenekon"'un kökeninde yeraldığı belirtiliyor. "Ergenekon" sanıkları, savcıları bu yaratıcı düşünce yeteneklerinden dolayı kutlamayı düşündükleri noktada ise ortaya çıktı ki, savcılar iddianamede ilgili bölümleri birebir başka bir kitaptan kopyalayıp yapıştırmışlar. Bakın sanık Sevgi Erenerol müdafii Avukat Mehmet Kozan 20 Ekim2008 tarihli duruşmada ne diyor : "Burhan
Yılmaz tarafından yayınlanan “Agartada Ergenekon ‘a
Büyük Türk Bilgini “ isimli kitabı
aldığımda şu anda
önümüzde ki bulnan
2455 sayfalık
ergenekon iddianamesinin ergenekon
isimli terör örgütünün gizli amaç ve hedefleri
ile
askeri makamlara sızması gerektiği ve yapılanması
hakkındaki
kısım olan 938. sayfası ile
936. sayfa ile 944. sayfa arasının tamamen
bu kitaptan yazıldığını gördüm
,tamamen,birebir ,açabilirsiniz sayın başkanım,
.Sayfa 9 kitapta
iddianeminin 938 sayfası
sayfa 10 iddianamenin 939. sayfası , sayfa 231
iddianamenin 941.
sayfası birebir
geçmiştir ve hiçbir değişiklik
yok , (Tutanağın tam metni için tıklayın ) "Ergenekon" iddianamelerindeki hukuk ve edebiyat standardı ortada. Şimdi bunu okuduktan sonra bir de Vatan Gazetesinin aşağıdaki haberini okuyun. İyiki zat-ı şahaneleri tutuklanmış da , "Ergenekon" sürecindeki hukuksuzluklardan haberimiz olmuş diye dua etmekten başka yapacak bir şey kalmıyor. Açık İstihbarat ----------- Vatan Gazetesinin "Balyoz İddianamesinde İntihal Haberi" ------------------- Özel
yetkili savcılar, öğrencinin metnindeki imla hatalarını dahi
düzeltmemiş.
Türkiye’de taşların yerinden oynamasına neden olan 196 askerin yargılandığı Balyoz davasının iddianamesiyle ilgili çok ilginç bir detay ortaya çıktı. İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcıları Mehmet Ergül, Süleyman Pehlivan, Ali Haydar ve Mehmet Murat Yönder’in hazırladığı ‘Balyoz iddianamesinin 7 sayfasının 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi K. Çolak’ın ödevinden kopyalandığı anlaşıldı. Yazım hataları bile aynı 1002 sayfalık iddinamede ‘Soruşturmaya Konu Eylemlerin Hukuki Nitelendirmesi’ ana başlığı altında 94. sayfadan başlayarak 101’inci sayfaya kadar olan bölüm tamamen Çolak’ın yazdığı ödevden ‘kopyala-yaşıptır’ yöntemiyle alınmış. Öyle ki bazı yazım hataları bile aynı. Örneğin ‘ele alınabilir’ kelimesi her iki metinde de ‘ele alına bilir’ şeklinde yanlış yazılmış. Hukuk öğrencisi İsminin açık yazılmasını istemeyen K. Çolak, 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi. 2007 yılında “Genel Ceza Hukuku” dersi için ‘Teşebbüs’ konulu bir ödev yazdığını ve bu ödevden tam puan aldığını söylüyor. Aynı yıl ödevi hukukçuların sürekli kullandığı ‘hukuknet’ internet sitesinde yayınladığını belirtiyor. Savcıların ödevini kullandığını VATAN’dan öğrenen Çolak önce çok şaşırıyor. Sonra şunları anlatıyor: “Ödevimi 2 ayda hazırladım. ‘Teşebbüs’ konusunda eski kanun ile yeni kanunu kıyasladım. İki kanunun avantaj ve dezavantajlarını yazdım. Doktirinden bahsettim. Savcının böyle bir şey yazması çok ilginç. Çünkü ceza konunu yoruma açık değildir. Savcılar ödevimdeki teori bölümünü aynen kullanmış.” ‘Hakkım doğarsa dava açarım’ Hukuk Fakültesi öğrencisi K. Çolak’a, ‘Savcılar ödevini aynen kullanmış. Burada sana hukuki bir hak doğar mı?’ diye sorduk. cevabı şöyle oldu: “İntihal suçuna mı giriyor bilmiyorum ama belki telif hakkı doğar.” “Peki dava açmayı düşünür müsünüz?” diye sorduğumuzda ise cevabı şöyle oldu: “Hep savcıları göreve davet ediyoruz. Bu sefer bir süpriz yapıp ben dava açarım.”
|
||||