Sosyal vasıflardan kurtulan devlet, bünyesine kattığı
sivil, çoluk çocukla dev bir güvenlik ve istihbarat örgütüne dönüşüyor.
Milli Eğitim Bakanlığı da asli vazifelerini 'ödeneksizlik' bahanesiyle
geçiştirip bu dönüşüme büyük katkı veriyor.
Ünal Özmen'in Birgün Gazetesi'ndeki haberinde MEB'in 'Okul Güvenliği Projesi'
kapsamında okullarda 'Çocuk Polis Okul Temsilcisi!' uygulaması
başlattığı açığa çıktı.
Haberde, Iğdır Valiliği'nin 20 Ekim 2010 tarih ve 1184
sayılı yazısıyla İl Eğitim Müdürlüğü'ne talimat vererek ilköğretim
okullarından seçilen iki öğrencinin okulda 'polisi' temsil edeceği ve
adına kimlik kartı düzenleneceğini bildiriliyordu.
İl Milli Eğitim Müdürleri de okullara gönderdikleri yazıyla okulların 'Çocuk Polis Temsilcisi'
olarak iki aday belirlemelerini ve aday öğrencinin ad- soyad, okul
bilgileri ve iki adet vesikalık fotoğraflarının Çocuk Şube Müdürlüğü'ne
gönderilmesini istemişti.
Herhalde adayların aile sülale ölçeğinde GBT'leri incelenerek 'Çocuk
Polis' olmaya engel bir durumları olmadığı anlaşılınca öğrenciler
okullarındaki 'görevlerine' başlayacaklardı!
Aralık ayında 33
OECD ülkesi arasında eğitim kalitemizin uluslararası ölçüsünün (OECD
PISA testi) 32. olduğu öğrenilirken bizler okullarda 'Çocuk Polis'
yapımıyla meşguldük.
Totaliter rejimlerde rastlanan devletin baskı ve denetleme
mekanizmasına, 'sade vatandaşı' fahri görevli/muhbir olarak katan
örgütleme pratiğiyle karşı karşıyaydık.
Bu defa çocuklar okul çatısı altında 'polislik rolü ve misyonuyla'
görevlendirilmişlerdi. Okullar eğitim kalitesine değil tamamen
'güvenliğe' endekslenerek, sessiz itaat toplumunun harçları böyle mi
karılacaktı.
İlköğretim çağındaki öğrencilere 'Çocuk Polis Temsilcisi' kimliği
vererek 'Okul Güvenliği Projesinde' ne tip hizmetler beklendiğini
tahmin etmek zor değil. Pek tabii ki bu çocukların tek ve yegane işlevi
arkadaşları ve diğer öğrencilerin ne yapıp ettiğini aktarmak olacak.
Yani birilerinin
adı, sanı, soyu sopundan başlayan çeteleler tutarken arkadaşları
arasında 'büyük kulak' ve 'büyük göz' olarak dolaşacaklar.
Dünya görüşlerini yadırgadıkları, inançlarını ve fikirlerini
benimsemedikleri öğrencileri, işbirliği gereği okul yönetimi ve polisle
'iletişim bilgisi' diye paylaşacak.
Kişilik ve ruhsal gelişimleri devam eden, güç ve otoritenin
etkisine son derece açık bu çocukların, 'polisleştirilmeleri' öngörülen
toplumsal kurgunun küçük modelini mi temsil ediyor ?..
Bu çocukların küçük muhbirler misali bir müddet sonra 'tecrübelenince'
öğretmenini, arkadaşını milli birliğe, bütünlüğe tehdit diye
algılamayacakları,'suç' ve 'suçlu' tespit ve takibine düşmeyecekleri ne
malum!
Her 100 kamu
görevlisinin 10'unun polis olduğu, bütçesi bu yıl %23 artırılarak
TSK'yı yakalamış Emniyet Müdürlüğü'nün olduğu ülkede nasıl bir
'güvenlik zafiyeti' var ki 'Güvenli Okul Projesi' altında 'çocuk polis
temsilciliği'ne gerek duyuldu?
Kamusal
alan, 'asayiş ve güvenlik' gerekçesiyle 'kalıcı ve geçmeyen' olağanüstü
halin hakimiyeti altına giriyor.
Üniversitelerde her gencin başına bir güvenlikçi diken anlayış,
ilköğretimde işi sıkı tutup sistem içinden kadro yetiştirmeye erkenden
başlamış.
Sonuç olarak, üniformasız 'Çocuk Polis Temsilcisi'
olmanın, bu yaştaki çocukların kişiliklerini ve ilişkilerini
'etkilemeyeceğini' hangi pedagojik otorite iddia edebilir?