Siyaset11 Mayıs 2005 00:00

Yeniden yargılama Türkiye'ye suikasttır! - Sadi SOMUNCUOĞLU

Nihai hedefi ise Leyla Zana, zaten ayakta alkışlar arasında Avrupa Parlamentosu'nda açıklamıştı; Türk-Kürt Federasyonu… Özetle yeniden yargılama, bu uluslararası komplonun son oyunudur ve tarihi bir kavşağa gelinmiştir.Kabulü, önce kendi ellerimizle ülkemizin canına kastetmek, beraberinde bölgemizdeki yangına benzin dökmektir.Yapılacak olan elbette, Avrupa Konseyi üyeliğimizin dondurulması, AB ile müzakerelerin başlatılmaması dahil her sonucu göze alıp, bu kirli-kanlı senaryoya "dur" demektir.Ülkemiz ve bölgemizi uçurumdan kurtarıp, terörün hamilerini mağlup edecek yegane yol budur.sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectscialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer couponkamagra link kamagra geloxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Yeniden yargılama Türkiye'ye suikasttır! - Sadi SOMUNCUOĞLU

AİHM''in, teröristbaşı ile ilgili kararı yarın açıklanıyor.

ABD ve AB''nin gözü aydın olsun.

Çünkü milletimiz hem yeniden yargılanmasına hazırlandı, hem de AİHM''in kararlarına uyma mecburiyetimiz olduğu yalanına inandırıldı.

ABD ve AB''nin, bölücübaşı için yaptırdıklarını unutmayalım; 57.hükümet döneminde, idam dosyasını Başbakanlık''ta beklettiler.

İdama çarptırıldıktan 1 yıl sonra Anayasa değişikliği ile terör, savaş ve yakın savaş halleri dışında idamı kaldırttılar, 8 ay sonra terör suçunu da idam kapsamından çıkarttırdılar ve senaryonun ilk bölümü tamamlandı.

Daha veciz ifadeyle, İtalyan Parlamentosunda, "Öcalan nasıl kurtarılır" özel oturumu yapıldığında, dönemin Cumhurbaşkanı Carlo Ciampi''nin, "Merak etmeyin, astırmayız" sözü yerine geldi.

Senaryonun ikinci bölümü AKP iktidarları ile devreye sokulup, uyum paketleri adı altında, hukukumuz, terörbaşının kurtarılmasını sağlayacak şekilde ayarlandı.

Önce, onun dosyası kapsam dışı tutularak, yeniden yargılamanın önü açıldı.

AİHM kararı kesinleştikten sonra öncelikle, bu dosya da kapsama alınacak.

Yapılan en önemli düzenleme ise Mayıs 2004''te Anayasa''nın 90.maddesinin değiştirilerek, uluslararası sözleşmelerin iç hukukumuzun üzerinde sayılması oldu.

Bugün Erdoğan ve Gül''ün, "AİHM kararlarına uymak zorundayız" demelerinin sebebi, bizzat kendilerinin yaptırdığı bu değişikliktir ve üye ülkelerde bile bulunmayan bu düzenleme ile Türkiye''nin eli kolu bağlanmıştır.

Onun için eğer Türkiye''yi korumak istiyorlarsa yapacakları, boyun bükmek değil, 90.maddeyi eski haline getirmektir.

İKTİDAR APO KARARINI 17 ARALIK''TA KABUL ETTİ Ancak iktidar, teröristbaşını yeniden yargılamayı maalesef daha 17 Aralık''ta kabul ettiğinden, bunu beklemek sadece mucize olur.

Zira, önce AB Komisyonu''nun 6 Ekim''de yayınladığı ilerleme raporunda, "Yeniden yargılamanın, Öcalan''ı da kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesi" istendi.

Sonra Avrupa Parlamentosu, AİHM kararlarına uyulmasını şart koştu.

İktidar da, 17 Aralık zirvesine bunları bilerek gidip, zirve kararıyla birlikte, bunları kabul etmiş oldu.

Daha vahimi, AB Komisyonu''nun, AİHM''in kararını 8 ay önceden nasıl bildiği hiç sorulmadı.

Aksine Erdoğan-Gül ikilisi, hem "resmi bir gelişme yok" dediler, hem AİHM kararlarına uyma mecburiyetimiz bulunduğunu sık sık hatırlattılar.

Bin kez yargılansa bile aynı cezayı alacağı sloganına sarıldılar ama her türlü kararla ilgili hazırlık yapıldığını da kaydettiler.

Onun, Batı''nın Türkiye stratejisinde bir "sembol" olduğunu ve de kararın 8 ay önce verildiğini hiç hatırlamadan. Dışişleri Bakanı Gül''ün, "Karar çıkmadan mı ne yapacağımızı açıklayacağız?" sözleri ise en büyük kaçamaktı.

Zira büyük bir haksızlığı ve yanlışlığı önlemek isteyenler, zamanında tedbir alır.

Hele de böylesi hayati konularda.

Yoksa karar çıktıktan sonra yapılacaklara ancak "badehu harab-ül Basra" denir.

Başbakan Erdoğan''ın, "Partisinin MYK''sı ve Bakanlar Kurulu''nun yeniden yargılamaya sıcak bakmadığı, ancak kendilerinin buna rağmen eğilim yokladığı" itirafı da tarihi önemdedir.

BU KADAR EMEK(!) HEBA EDİLİR Mİ? AİHM''in kararını hukukun gereğiymiş gibi göstermek isteyenlere son bir kez şunları hatırlatmak ve sormak gerekiyor: PKK''yı besleyip, büyütenler Avrupa ülkeleri değil mi? AB organları, asrın bu en kanlı terörüne, "özgürlük savaşı veya gerilla hareketi" demiyorlar mı? 1999''da AB adayı yapılmamızda, bölücübaşının yakalanmasının rolü olmadı mı? AB Dışişleri Bakanları, teröristbaşı yakalandıktan sonra, "Kürt sorununun uluslararasılaştırılması ve halklar hukuku çerçevesinde çözüme kavuşturulmasını" kararlaştırmadı mı? AB, teröristbaşının idam cezasına çarptırılmasından sonra da, ismini zikrederek, müzakere tarihi vermek için idamın kaldırılmasını şart koşmadı mı? Aynı AB, idam kararı verilince, "Bu karar AİHM önünde temyiz edilebilir." diyerek, bölücübaşına yol göstermedi mi? Ve cezası, ağırlaştırılmış müebbete çevrildiğinden beri, tüm PKK''lılar için "şartsız ve ayırımsız af" istemiyor mu? Evet, Batı''nın senaryosu tıkır tıkır işledi, her taviz bir sonrakini getirdi.

Yeniden yargılama da hukuki değil, öncekiler gibi siyasidir ve senaryonun sondan bir önceki merhalesidir.

Son merhaleye geçişi ABD''nin himayesinde olan kardeş Öcalan duyurdu; Böyle bir önderin zindana atılması gayri meşru.

AİHM, bu durumu ortadan kaldırmak istiyor.

Yeniden yargılanma, onun özgürleşmesinin fırsatı olur.

Kürt sorununun çözümü konusunda devlet tarafından muhatap alınması gerekiyor.

Nihai hedefi ise Leyla Zana, zaten ayakta alkışlar arasında Avrupa Parlamentosu''nda açıklamıştı; Türk-Kürt Federasyonu… Özetle yeniden yargılama, bu uluslararası komplonun son oyunudur ve tarihi bir kavşağa gelinmiştir.

Kabulü, önce kendi ellerimizle ülkemizin canına kastetmek, beraberinde bölgemizdeki yangına benzin dökmektir.

Yapılacak olan elbette, Avrupa Konseyi üyeliğimizin dondurulması, AB ile müzakerelerin başlatılmaması dahil her sonucu göze alıp, bu kirli-kanlı senaryoya "dur" demektir.

Ülkemiz ve bölgemizi uçurumdan kurtarıp, terörün hamilerini mağlup edecek yegane yol budur.