Siyaset9 Şubat 2011 00:00

İkinci El AKP ve Misyonerleri - Kaan Turhan / Açık İstihbarat

“..Gazete okuduğunuzda, şuurlu ya da şuursuz, etkilenirsiniz. Bir roman veya bir kitap okuduğunuz zaman, etkisi altına girersiniz; sizi okuduğunuz şeyi bir sınıfa, bir türe sokmaya iten bir baskı ve zorlama söz konusudur. Propagandanın bütün amacı budur. Okulda başlar ve yaşamınız boyunca başkalarının söylediğini tekrarlarsınız. Bundan dolayı, sizler ikinci el insanlarsınızdır. Bu çeşit ikinci el bir insan, nasıl doğru olan, orijinal olan bir şeyi ortaya çıkarabilir?”

İkinci El AKP ve Misyonerleri


Kaan Turhan - Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

09.02.2011


Hintli düşünür Jiddu Krishnamurti, “Kartalın Uçuşu” kitabında:

“..Gazete okuduğunuzda, şuurlu ya da şuursuz, etkilenirsiniz. Bir roman veya bir kitap okuduğunuz zaman, etkisi altına girersiniz; sizi okuduğunuz şeyi bir sınıfa, bir türe sokmaya iten bir baskı ve zorlama söz konusudur. Propagandanın bütün amacı budur.

Okulda başlar ve yaşamınız boyunca başkalarının söylediğini tekrarlarsınız. Bundan dolayı, sizler ikinci el insanlarsınızdır. Bu çeşit ikinci el bir insan, nasıl doğru olan, orijinal olan bir şeyi ortaya çıkarabilir?


Okuyucu ve izleyici açısından kurgulanan bu sözleri, ikinci el insan yaratma görevini yürüten medyaya giydirmek, medyayı kullanan kişi ve grupların medyayı ikinci el olarak algılamasının nüvesi olarak düşünebiliriz. 

Amerikan projesi olarak tasarlanan ikinci el iktidar sürecine dahil olan AKP’nin yarattığı ikinci el medya, ikinci el toplum, ikinci el siyasal oluşumlarla Türkiye’nin nereye geldiğini gördük.

İkinci el medya son olarak Ahmet Altan’ın oğlu üzerinden sus payı almıştı, Cumhuriyet’te yaşanan dönüşümü, Doğan medyada yaşanan savaşı, yalanlarını, çirkefliklerini, onursuz ve şerefsiz, sermaye (para) odaklı düşüncelerini düşündüğünüzde ikinci el medyanın AKP lehine dolayısıyla Amerikan çıkarlarına eklemlenen güç ilişkilerinin parçası olduğunu görebileceksiniz.

Örneğin Fehmi Koru’nun, Yeni Şafak'ta Taha Kıvanç mahlasıyla yazdığı 24.04.2010 tarihli yazısında dillendirdiği, ‘cemaatin en çok sevdiğim aklı Sözcü Gazetesi olmuştur’ ifadeleri, sadece patronun geçmişe dayanan cemaatle olan hukukunu mu işaret eder yoksa ikinci el olarak tasarlandığını mı?

Tabii ayrıca üzerine yazmak gerek.

Saf Müslüman inançları gereği olmanın ötesinde, fethullahçı hiyerarşi görünümlü imam cemaat ilişkisi çerçevesinde, toplumsal dokunun itaat kültürüne sabitlenmesi ikinci el toplumun ta kendisidir.

AKP’nin devletin valileri aracılığıyla ve belediyeler aracılığıyla yardım kampanyaları düzenlemesi ve yoksulları itaat kültürü içine yerleştirmesi; emekçileri, sonu belli olmayan 4/c vs. gibi düzenlemelerle köleliğe terk ederek, aslında AKP’ye eklemlenmelerinin önünü açması küçük örnekler.

İkinci el topluma, Soros destekli, AB ve ABD fonlarıyla beslenen “sivil toplum” hareketleri de eklenmeli.

ABD eski dışişleri bakanı Rice 2005’de: “Fas’dan Pakistan’a 22 ülkenin sınırları değişecek!” dediğinde; Afganistan, Irak işgalleri daha da bir netlik kazanmıştı. Tunus ve Mısır’da halk hareketleri başladığında BOP kapsamında şekillendirilmek istenen Ortadoğu coğrafyasındaki kargaşanın, Türkiye’ye de sıçrayabileceği üzerine yapılan tartışmalarda es geçilen noktalar vardı.

Amerika, Türkiye’de zaten askeriye içinde, istihbarat içinde, siyaset içinde ve son olarak sivil toplum ayağıyla toplum içinde hâkimiyetini kurmuştu. 1980 darbesiyle de bunu sağlamlaştırıp/kemikleştirip yurdu işgal etmişti.

Bir ayaklanmaya gereksinim var mıydı?

Toplum zaten sindirilmiş, kapitalist sistem içinde çıkarını düşünen, banane diyen bir toplum psikolojisi oluşturulmuş; tasarlanacak bir ayaklanmayla kim, kimden neyi isteyecek?

AKP’ye karşı bir ayaklanma olsa hadi neyse!

Ama toplumsal kontrol mekanizmalarının televizyonla, gazeteyle, internetle ve cemaat yapılarıyla çalıştığı bir durumdan söz ediyoruz. Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra provaya çıkan, hemen 1 (yazıyla: bir) günde hazırlıklarını yapıp meydana doluşan liberal-sivil Soros fonlu gençliği ve aydınları(!) ancak hedef saptırma becerileri için kutlanabilir. İstedikleri ancak bu olabilirdi.


Ve Amerika’nın Türkiye için tasarladığı modelde, AB ve ABD destekli “sivil toplum” ancak manipülasyonlarda, ajitasyonlarda kullanılabilirdi. Bu “sivil toplumun” Türkiye’ye biçilen kara gömlekte işlevi ancak bir cebe konanları, öbür cebe aktararak, “cambaza bak” oyunu oynamaktan ibarettir.       

Toplumu yeniden düzenleyen ikinci el AKP, bu toplumsal hâkimiyet stratejisini yürütecek siyasal koşullanmaları da hazırlayacaktı. “Yeni CHP” üzerine yazılanlar dikkatle okunduğunda, AKP’nin saltanatını sağlamlaştıran saikler daha iyi anlaşılabilecektir.

Hele seçimlere girerken, yeni CHP’nin yaptığı aşırılıklar AKP’nin iktidara pekiştireci olmuştur.

Süheyl Batum’un Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ilişkin “kâğıttan gemi, ABD içini oymuş” sözleri; bir anda, AKP’yi, Amerika’nın yıllardır içini, başını, arkasını oyduğu TSK’yı savunur konuma sokmuştur. Halk,

Batum doğru söylüyor ama buna karşılık Tayyip askeri kolluyor”


yorumu yapmasına neden olmuştur. AKP yine mağduru, devletine sahip çıkan iyi çocuğu oynamıştır. Ne de olsa sahne onlarındı, istedikleri gibi oynarlardı. 

            İkinci el AKP’nin Türkiye’yi getirip, götüreceği yer ancak ikinci el Türkiye olacaktır. İkinci el aydın kılıklı misyonerlerin, içimizdeki düşmanların çabalarını boşa çıkartmak için bir halk hareketi için mücadeleye devam!

 


Açık İstihbarat @ 2011